AnasayfaSSSAramaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Isaac Kurokatsu RP Puanlama

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Isaac Kurokatsu
Gotei 11 Taichou
Gotei 11 Taichou
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 41
Yaş : 26
Nereden : Alaska
Karakter Yaşı : 166/20
Lakap : Kurai
Ruh Hali :
Kayıt tarihi : 13/01/13

Karakter
Zanpakutou: Okami
Puan:
93/100  (93/100)

MesajKonu: Isaac Kurokatsu RP Puanlama   Ptsi Ocak 14, 2013 2:19 am

Karanlığın en derin dehlizlerinde açtım gözlerimi, eğer varsa ki olduğuna inanıyorum tanrı şahidimdir öldüğümü sanıyordum. Yalnızlığın kıraç topraklarında at sürdüm ölemeyenler üstüne, sessizliğin berrak keskinliğinde bileyledim göz yaşlarımı. "Sizlere söylüyorum dostlar, hala nefes alabiliyorken kaçın bu kuyunun önünden, ne gördüklerimi görmek istersiniz, ne anlatacaklarımı duymak. Kuru bir kuyu değil bu gördüğünüz, içinde bir sirk var. Aslanlar yerine kafasız bedenler atlıyor alev halkalarının içinden. Cehennemin mahşer provasının marşları haykırılıyor alev çıtırtılarının arasında. Hala dost diyebiliyorken sizlere gidin. Hiçbirinizin yaklaşmasına izin vermeyeceğim"


İnsanların merağı onların sonunu getirmişken şimdiye kadar ne diye kimse pay almamış bu dersten. O gece Ulu Krallığın bayrağının altında çok kan döküldü, yosun tutmuş bir su kuyusunu korumak için çok canlara kıydı aklını yitirmiş şovalye. Yazık, insanlar büyülü toprakların gizemine öyle kaptırıyor ki kendini zihni yenik düşüyor bu hayallere. Şimdi beni iyi dinle evlat, bu sözlerimi sarı saçlarının arasından geçen bir meltem gibi düşünme. Nefesim tenine, sözlerim ruhuna işlesin. Her rüzgarda hatırla bunları. "Sen o kuyunun evlatlarından birisin, savaşın eşsiz hediyelerinden biri. Kanın toprakla ettiği dansın harikulade kokusu gibi, sen ölümün habercilerindensin. Kıyametin son alameti, yakacak olan günahkar ruhları. Sonsuzluğu ile huzura kavuştur bizleri, zamanı geldiğinde. Koruyucu ..."
Sözlerini bitirdiğinde gözleri yerine kara çukurlara götürdü elini, kim bilir belki ağlıyordu içten içe bu gri saçlı yaşlı kadın. Sesi konuşurken bir kez olsun titremesine rağmen şimdi hırıltılı nefesler veriyordu taş sunağın üstünde ki çürümüş cesedin üstüne. Biri orada yaşasaydı onun çoktan ölmüş bir cüzzamlıya masal anlattığını söylebilirdi belki ya da söylemezdi bunu bilemeyiz çünkü orada kimse yaşayamazdı.

"İşte böyle hikayelerin anlatıldığı bir ülkede doğmuş ve büyümüşsen birini öldürdüğün için suçlu hissedemezsin. Beni anlıyor musun?" Ayaklarının önünde çamur ve kana bulanmış kelleyi kılıcıyla dürttükten sonra "Ben konuşurken uyuman çok ayıp." Siyah paçavralara sarınmış orta boylarda ki bu adam karanlık diyarların ruh kemiren ağaçlarının evladı olarak bilinirdi. Sonsuzluğun koyuluğunda mavi gözleri geceyi öylesine deliyordu ki gökyüzü yırtılıp bulutlardan kanlar fışkıracak sanabilirdi yaşasaydı yerde duran kellenin sahibi. Ama bu adamı görmemişti bile. Sadece yanlış zamanda yanlış yerde uyuyordu. "Seninle sohbet etmek güzeldi yolcu ama yapmam gereken işlerim var aylaklığın zamanı değil." Bir şimşek çakışıyla başlayan ani bir sağnak yağmurun altında ağaçların arasında ki ağır sis tabakasına daldı katil. Heybesinden dökülen kumlar yağmurla beraber çamurlaşana kadar evine varmıştı. Ay ışığının bile giremeyeceği kadar kuytuda, siyah gövdeli her mevsim kuru ağaçların çığlıkları kadar ürkütücü bir harabe, bir ölüm getirene layık. Siyah balçıkla sıvanmış ve ormanın bir parçası haline gelmiş bu kulübe sanki insan hüneriyle yapılmamış gibiydi, ormanla öylesine birleşik görünüyordu ki uzaktan bakanlar yan yana dört, beş ağacın aynı yerden bitiverdiğini düşünebilirdi. Tabi burada kimse uzaktan ya da yakından bakamazdı o eve. Doğru ya buralarda kimse yaşamazdı. Yuvasına girer girmez heybesini yanan şöminenin yanına fırlattı kuzgun saçlı katil, cübbesinin etrafına dolanan paçavraları itina ile çıkartıp salonun orta yerinde garip bir şekilde duran masanın üstüne bıraktı. Biraz kambur olduğu söylenebilirdi üstüne cübbesi yokken. Şöminenin önüne serili kızıl aslan postunun üzerine uzanıp geri baktığında yemek yemek istiyorsa saatler boyunca orada duran kazanı temizlemesi gerektiğini fark etti. Buna yetecek ne sabrı, ne de gücü vardı. Bugün yorucu bir gündü ve en önemli işe gelmişti sıra. Uyumalıydı. Öylesine derin bir uyku olmalıydı ki bu yaşadığı yeri, kendini ve hatta şöminenin odunları bile ısıtamayan ateşini unutmalıydı. Sadece uyumalı ve bu lanet yerden kurtulmalıydı, hiç yoktan bir süreliğine.

Harika bir hiçlikle uyandı, aynı evde, aynı bedende ve aynı hiçlikte. Pencere olduğunu düşündüğüm duvarın içinde ki bir bölmeden içeri ışık girmiyordu, etrafta kuş sesler yoktu. Evet kesinlikle sabah ya da gece değildi. Zamanın mühürlerinin kapalı olduğu bir diyarda yaşlanmadan sonsuza kadar yaşamak çoğu kişiye ödül gibi gelirdi ama onlar detayları unutan insanlar. Olduğu yerden biraz doğrulup etrafı boş garip masaya tutunarak zar zor ayağı kalktı dikkatli bakınca yakışıklı sayılabilinecek katil. Her uyandığında olduğu gibi buraya gelmeden önce ki hayatını hatırlamaya çalıştı, ama sadece aynı şeyler geldi aklına. Masallar, bir adamı bıçaklayan bir kadın ve bal mumundan yapılma oyuncak bir bebeği yakan yaşlı çirkin bir kadın. Bir kaçta rastgele surat. Yıllar öylesine geçmiyordu ki burada geçmiş unutulmaya başlandığında memleketi burası oluyordu insanın. Ne şanssızlık! Belki o yeşil gözlü beyaz atı görmese şu an evlenmiş ve düzenli hayatı olan biri olabilirdi. Ya da onun hatırlamadığı ama bir başkasının çok iyi hatırladığı bir şeyi yapmasa, mesela pazar meydanında sevdiği kadının bir başka seveniyle tutuştuğu düello sırasında yaşlı çirkin bir kadının gitmesi gerektiği yere geç kalmasına sebep olmasa. Kim bilebilir?

Belki de bilebiliriz?

Gözlerini açtığında yorganı kafasına kadar çekmek zorunda kaldı toy delikanlı, odaya öyle çok ışık giriyordu ki beyaz duvarlar parlıyordu adeta. Bir sabah için çok aydınlık ve fazla gürültülü diye iç geçirdi. Bir kaç saniye duraksadıktan sonra yataktan fırlayıp gömleğini üstüne geçirip alelacele yeleğini aramaya başladı. Bugün pazar kurulacaktı ve pazar çok önemliydi çünkü sevdiği kadını sadece iki hafta da bir köyden pazar meydanına babasıyla sebze satmaya indiğinde görme şansı oluyordu. Tam yeleğini üstüne geçirip çıkıyordu ki kapıdan düşercesine geri dönüp yatağının baş ucuna yaslı duran italyan rapierini kavrayıp beline iliştirdi. Koşarak pazar yerine indiğinde meydan yeni kuruluyordu ve gözleri tek bir kişiyi arıyordu. Güneş ışığı altında turuncuya çalan saçlarının kokusunu millerce öteden alabilirdi evet "O" gelmişti, büyüleyici güzelliğe sahip beyaz tenli tanrıça oralarda bir yerdeydi. Koşarak kalabalığın arasına daldı genç oğlan ve her zaman aynı yere kurulan yaşlı çiftçi ile kızını bulmak için yılandan bile daha kıvrak hareketlerle insanların darbelerinden, ezme girişimlerinden ve dikkatsizliğinden kurtulup kendini sebze sepetlerinin önüne kan ter içinde attı. Gözlerini yerden yavaşça, biraz da ürkek bir şekilde yukarı kaldırdığında kalbi durdu, zaman durdu, dünya durdu, morpheus devam diyene kadar durdu adeta. Güzelliği ve gülüşü ile karşısındaydı ne yapacağını bilmiyordu ama karşısındaydı. Fark ettirmeden ufak bir öksürük ile sesini açtı ve öyle bir tonda konuştu ki kendisi bile şaşırdı, aşk tüm ruhuna yayılmıştı sanki "Gününüz gülüşünüz kadar parlak ve güzel olsun hanımefendi!" O sırada onu fark etmeden önünde ki rafların altından iki elma çıkartıp arkasını dönen kızın tepkisizliği yüzünden taşlaşan delikanlı neler olduğunu anlamak için biraz yana kaydığında; Üst üste dizilmiş sepetlerin arkasında bir oğlana elma uzatırken gördü kızı. Beynine sıçrayan kan bütün suratına aynı rengi verdi. Elinin gittiği yer belliydi, kılıcını parmakları acıyana kadar kavradı ve tek bir hamlede elmayı kemirmekte olan yamuk burunlu gence doğrulttu. Pazar yerinde bir ses yankılandı "Sen ruhuma saplamadıkça zehirli bıçağını gülmenize izin veremem birlikte!" Olayı kavramakta güçlük çeken yamuk burunlu genç bir kaç taşı kafasında oturtmak üzereydi ki sebze sepetlerinin üzerinden fırlayan delikanlının kılıcını son anda engelledi, bu ters hareket nazik bileğini incitmişti ancak karşısında ki delikanlının gözlerine bakınca durumun ciddiyetini anladı. Kıran kırana geçen bir kılıç düellosu hissi uyandırsa da bu gençlerin içinde izleyenler için komik bir dans gösterisi gibiydi. Etrafta ezilen meyve ve sebzeler yüzünden hayıflanan çiftçiler gençleri dövmek isteyenler kadar vardı. Ama asıl önemli olan genç kız hala şaşkın şaşkın bakarken, kalabalığı iterek geçmeye çalışan yaşlı çirkin kadın bu iki alev alev nefret saçan genci görünce duraksadı, başka bir geçiş aradı ama yoktu. Elini beline bağlı kesesinin içine atıp o sesle duyulması imkansız şeyler fısıldadı. Hala zar zor nefes alıyordu, o yaşta biri bu kadar çok koşmamalıydı elbet. Derken, yamuk burunlu genç birden taş kesildi, rengi sarardı, grileşti, yeşilleşti, beyazlaştı, gözleri yuvalarında ters döndü ve yere yığıldı. Korkudan bayıldığını düşünüyordu toy delikanlı ama o sırada çirkin yaşlı kadın elini tekrar kesesine attı, bir avuç toprak çıkartıp fark ettirmeden toy delikanlının ayağının önüne serpti. O hengamede duyulması imkansız bir kaç şey daha fısıldadı, toy delikanlı birden keyifsizleşti sırıtırken sevdiği kıza karşı, birden gitmesi gerektiğini düşündü. Kalabalığı kabaca ittirerek güneşli bir günde ara sokaklarda kayboldu. Yeşil gözlü, beyaz bir atı takip ediyordu ya da etmiyordu? Sadece bilmediği topraklara doğru günler boyunca yürürken hiçbir şey düşünmüyordu, sadece gidiyordu.


OUT: Serbest ya da Bleach hakkında gibi bir ibare göremediğimden dolayı serbest tarafını tercih ettim, sıkıntı olursa başka bir şeyler uydurabilirim.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Eyvah Admin
Genel Yönetici
Genel Yönetici
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 1668
Yaş : 24
Nereden : Nereye...
Lakap : Admin
Ruh Hali :
Kayıt tarihi : 23/01/09

Karakter
Zanpakutou: Yönetim Paneli asddasdasd
Puan:
9999999/9999999  (9999999/9999999)

MesajKonu: Geri: Isaac Kurokatsu RP Puanlama   Ptsi Ocak 14, 2013 9:11 pm

Renklendirme 10/10
Betimleme 20/20
Akıcılık 18/20
İmla 17/20
Kurgu 18/20
Uzunluk. 10/10

93
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://bleachrpg.forums-rpg.com
 
Isaac Kurokatsu RP Puanlama
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Rep & Puan Sistemi ??

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bleach RPG :: RPG Başlangıç :: Rp Puanlatma-
Buraya geçin: