AnasayfaSSSAramaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Effy ∞

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Effy Andrea Salvatore
Yeni Üye


Kadın
Mesaj Sayısı : 1
Yaş : 20
Kayıt tarihi : 21/08/12

Karakter
Zanpakutou:
Puan:
78/100  (78/100)

MesajKonu: Effy ∞    Salı Ağus. 21, 2012 7:42 pm

Ona gece dışarı çıkmamasını defalarca kez söylemiştim. Ama o engellenemez merakı yine ağır basmıştı. Her fırsatta ona merakının başına büyük bir bela açacağını söylerdim. Ve o asla beni dinlemezdi. Burnu her işe sokmaya o kadar meraklıydı ki bazen onu boğazlayasım gelirdi. Ama şimdi bunu düşündüğüm için kendimden utanıyordum. Her kavgamızda artık daha ağır başlı olacağına yemin ederdi. Ama onu her affedişimde aynı şeyleri yapmaya devam ederdi.

Artık onunla kavga bile edemeyecektim. Geceleri dışarı çıkmaması için ona yalvaramayacaktım. Artık eve geri gelmeyecekti. Ona sarılamayacaktım. Kokusunu içime çekemeyecektim. Sesini duyamayacaktım. Sabahları bana krep yapmayacaktı. Bundan sonra sadece sonsuz bir cennette beni bekleyecekti. Onun yanına gitmek için acele etmemi istemeyecekti, biliyordum. Hayatımı doya doya yaşamamı isteyecekti. Ve biliyordum ki, orası her neredeyse, beni izleyecekti. Ama ben onsuz yapamayacaktım. Hayatımın anlamı olmadan ne yapabilirdim ki? Tabutunu mezara yerleştirirlerken dizlerimin titrediğini hissettim. Tabut toprakla buluştuğunda dizlerim beni daha fazla taşımadı ve yere düştüm. Bir yandan ağlıyor bir yandan beni yerden kaldırmak isteyen arkadaşlarımı kendimden uzaklaştırmaya çalışıyordum. Ağlamam durmuyor, bazen nefes almamı engelliyordu. Kendimi engelleyemiyordum. Gözyaşlarım kucağıma düşüyor, siyah elbisemi ıslatıyordu. Bir tür sinir krizi geçirdiğimin farkındaydım. Ve duramayacağımı da biliyordum. Ama durmak isteyen de yoktu zaten. Hayatım buna bağlıymışcasına ağlıyordum.

"Kendine gel Effy." dedi biri. Güçlü ve huzur verici bir erkek sesiydi. Adeta beni sarmalıyor ve güçlendiriyordu. Denizden çok uzakta olmamıza rağmen burnuma deniz kokusu doldu. Ağlamayı kesmemi sağlamadıysa da biraz nefes alabildim. Bu sesi daha önce hiç duymamıştım. Duysaydım unutmazdım. Bu ses unutulacak gibi değildi. O kadar farklı bir tınısı vardı ki bütün dengemi alt üst ediyordu. Arkamı dönüp bakmak istedim ama gücüm yoktu. Sonra biri yanıma dizlerinin üstüne çökü. Belki o sesin sahibiydi, belki de değildi. Bir kolunu omzuma dolayıp beni göğsüne yasladı. Kim olduğunu umursamadan sadece destek almaya çalıştım. Kaslıydı. Ve harika bir kokusu vardı. Ne olduğunu bilmiyordum ama biraz daha koklamak için ona yaklaştım. O saçlarımı okşarken usul usul ağlamaya devam ettim. Dökecek göz yaşım kalmadığında ve artık ayaklarımı hissedemez olduğumda beni kucağına aldı. Çok yorgundum. Ama direnip yüzüne baktım. Çıkık elmacık kemikleri, alnına dökülen siyah saçları, dik burnu, çok olmasada kalın dudakları, yeşil gözleri ve hafif açık renkli, kendimi dokunmamak için engellememi sağlayacak kadar yumuşak gözüken, harika bir teni vardı. Son gördüğüm onun harika yüzü oldu.

***

Gözlerimi açmak zor olmuştu. Sanki göz kapaklarım birbirine yapışmış gibiydi. Ve acıyorlardı. Odamda olmadığımı anlamam çok uzun sürmemişti. Çünkü yattığım yatak tıpkı su yatağı gibiydi ve karşımda kocaman bir televizyon açıktı. Benim odamda ise ne bu kadar rahat bir yatak, ne de kocaman bir televizyon yoktu. Ve yatağın sağ tarafında bir çökme vardı. Kafamı sağa çevirip beni izleyen zümrüt yeşili gözlere baktım. Mezarlıkta teselli bulduğum adam bu olmalıydı. Sesi beni rahatlatan, kokusu kendinden geçiren... Kokusunu hatırlamama gerek yoktu çünkü zaten bütün odayı sarmıştı.

"Kokum sana mı harika geliyor?" diye sordu harika sesiyle. Ben şok olmuş bir şekilde ona bakarken o gülümsemekle yetindi.

Şaşkınlıkla yataktan kalktım ve ondan uzaktaştım. "Sen de nesin böyle?!" O ise rahatını bozmadan ellerini birleştirip ensesinin altına yerleştirdi. Üstümde uzun bir bluz vardı. Büyük ihtimalle onundu. Beni iç çamaşırlarıma kadar soyup bluzu giydirdiğini düşünmek içimi titretti.

"Sen ne olduğumu düşünüyorsun?" dedi yeşil gözleriyle bacaklarımı süzdükten sonra.


"Joseph'ı öldüren şey olduğunu." dedim sesimin titrememesine çabalayarak. Onun sevgilim olan adamı öldürdüğünü düşünürken ondan bu kadar hoşlanmam düpedüz ihanetti. Ama engelleyemiyordum.

"Joseph'ı öldürenin ne olduğunu düşünüyorsun?"

"Vampir olduğunu düşünüyorum."

"Joseph'ı öldürmedim desem bana inanır mıydın?" dediğinde onu süzdüm. Muhteşem dış görünüşünün dışında onunla yeni tanışmıştım. O bir vampir olduğunu inkar etmemişti. Eğer o gecenin harika güzellikteki korkunç yaratıklarındansa ve Joseph'ı öldürebilecek kadar güçlüyse ona karşı fiziksel mücadelede hiç şansım yoktu. Tamam, Joseph sıradan bir insan olabilirdi ama benden katbekat daha güçlüydü. Bu yüzden ona saldırmayı düşünmekten vazgeçip uzlaşma yoluna gitmem gerekiyordu.

"Büyük ihtimalle inanmazdım."

"Seni üzeceğini bile bile onu öldürmezdim." dedi yatakta doğrularak. Bağdaş kurup oturdu ve o zümrüt yeşili gözleriyle gözlerime baktı. "Seni üzecek bir şey asla yapmazdım."


"Buna inanmam mı gerek?"

"İnanıp inanmamak sana kalmış ama sana onun katilini bulabilirim."

"Sen nesin?"

"Bunu öğrenmen sana ne sağlayacak Eff? Eline ne geçecek?"

"Sana güvenip güvenemeyeceğimi öğreneceğim." dedim içimde yükselmeye başlayan öfkeyi bastırmaya çalışarak. "Tanrı aşkına adını bile bilmiyorum! Neredeyim haberim yok! Seni tanımıyorum ama beni iç çamaşırlarımla görecek hakkı kendinde bulmuşsun! Lanet olsun ben şu an yas tutuyor olmalıydım! Ama ben bunun yerine senden etkilenmek ve kokunla sarhoş olmak dışında bir şey yapmıyorum!"


"Benden etkileniyor musun?" dedi yavaşça yataktan kalkarak. Yanıma geldi ve karşımda durdu. Benden en fazla 5 santim uzundu. Kafamı hafifçe kaldırıp gözlerine baktım. Cevabımı sadece gözlerime bakarak anlamasını istedim. Onun zümrüt gözlerine bakarken kendimden geçiyordum. Joseph'la yaşadıklarımdan katlarca fazlaydı bu duygu. Joseph içimi huzurla doldururdu. Ama şu an hissettiklerim huzurdan öteydi. Aşk vardı, tutku vardı, hayranlık vardı ve huzur vardı. "Sana onun katilini bulursam katilin ben olmadığıma inanır mısın?"

Gözlerine bu kadar yakından bakınca ona güvendiğimi hissettim. İliklerime kadar. "Sana inanıyorum." dedim elini tutarak. "Ama onun katilini bulmak ve ödetmek istiyorum."

Elini elimden çekti. Ellerinin sıcaklığını omuzlarımda hissettim. Beni hızla duvara yapıştırdı. Gözlerinden vahşi bir parıltının geçtiğini gördüm. Değişken ruh hali beni korkutmalıydı ama o an sadece gözlerine bakıp, bir sonraki hareketini bekliyordum. "Ben bir vampirim." dedi yüzünü yüzüme iyice yaklaştırarak. Burnunun ucu burnuma değerken az önceki sözlerini umursamadım. "Tehlikeliyim." Omuzlarımı duvara iyice bastırdı. "Canını yakabilirim. Beni anlıyor musun?"

***

"Anlıyorum. Ama bunu umursamıyorum." dedim ensesindeki saçları okşayarak. Ellerini omuzlarımdan çekip başımın iki yanına, duvara yasladı.

"Bende tuhaf hisler uyandırıyorsun. Bu iyi mi, yoksa kötü mü karar vermiyorum."

"İyi. İyi olmasını sağlayacağız." dedim saçlarını okşamayı bırakmadan.

Başını boynuma yaklaştırdı ama beni ısırmayacağından emindim. Bunu içimde hissediyordum. "Sana zarar vermek istemiyorum." diye mırıldandı ama bunu benden çok kendine söylemişti. "Sana zarar vermeyeceğim."

Ensesinden boynuma doğru bastırdım. "İstiyorsan ısırabilirsin. Sana güveniyorum." dediğimde kafasını geriye doğru ittirmeye başladı. Bunu onun yerine ben istiyor gibiydim. Hep bir vampirin kanını emmesinin verdiği zevkle ilgili hikayeler duymuştum ama yaşamak istememiştim. Şimdi ise ona güveniyordum ve bunu yaşamak eskisi kadar korkutucu olmaktan ziyade daha da çekici gözüküyordu. Onu engellemedim ve kafasını kaldırdığında ellerimi başının iki yanına yerleştirdim. Bana bakmasını sağlamaya çalışırken o gözlerini kaçırıyordu. Dişlerinin uzadığını biliyordum. Gözlerinin etrafı kızarmıştı. Gözlerime bakmasını sağladığımda ondan korkmadığımı anlamasını istedim. "Senden korkmuyorum." dedim gözlerine bakarak. Ellerimi dudaklarına götürüp ağzını açmasını sağladığımda gözlerime korkuyla bakan o olmuştu. Sağ elimin işaret parmağını uzamış köpek dişlerine değdirdiğimde olacaklardan korkuyormuş gibi gözlerini kapattı. Parmağımı hafifçe bastırdığımda çizilen parmağımdan akan azıcık kan ağzına doğru akmaya başladı. Dilini hafifçe kesiğin üstüne değdirdiğinde kanımın daha hızlı akmaya başladığını biliyordum. Tekrar dilini değdirdikten sonra yavaşça kanımı emmeye başladı. İkimizin de bundan zevk alıyor olması tuhaftı ama aynı zamanda harika bir şeydi. İçim içime sığmıyor, zevk yavaş yavaş, dalgalar halinde vücuduma yayılıyordu.

"Emin misin?" diye sordu parmağımı ağzından çekip boynuma doğru eğilirken.

"Evet." dedim kanımı emmesinin verdiği zevki hala atlatamamışken. Yavaşça başını boynuma dopru eğdi. Boynumda dudaklarını hissettim. Küçük bir öpücük kondurdu. Ben heyecanla dişlerini tekrar hissetmeyi beklerken onun yerine bir tane daha öpücük hissettim.

"Hayır. Seni basit bir besleyici gibi kullanmayacağım. Sen bundan çok daha değerlisin." dedi ve beni takip edemediğim kadar hızlı bir şekilde kucağına alıp yatağa bıraktı ve üstümü örttü. Yatağın etrafından hızlıca dolaşıp yanıma uzandı.

"Adım Chris." dedi yaşadığımız anın saçmalığına gülerek. Ona doğru döndüm ve gözlerine bakarak gülümsedim. "167 yıldır 18 yaşındayım. Ve senin hakkında senden daha fazla şey biliyorum."

"O zaman neden şimdi eksik bir parçam tamamlanmış gibi hissettiğimi de bana söyleyebilirsin." dedim ona ama bu daha çok soru anlamı taşıyordu.

"Çünkü sen benim ruh ikizimsin ve ben yıllardır seni bekliyordum."
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Thunder
Idol Yönetici
Idol Yönetici
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 11
Yaş : 28
Kayıt tarihi : 08/08/12

Karakter
Zanpakutou:
Puan:
100/100  (100/100)

MesajKonu: Geri: Effy ∞    C.tesi Eyl. 01, 2012 8:47 pm

Puanlama

*Renklendirme 8/10
*Betimleme 14/20
*Akıcılık 12/20
*İmla 17/20
*Kurgu 17/20
*Uzunluk 10/10

RP Puanı : 78 puan

KEYİFLİ RP' LER!
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Effy ∞
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bleach RPG :: RPG Başlangıç :: Rp Puanlatma-
Buraya geçin: