AnasayfaSSSAramaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Küçük bir tıme-skip/Kiyoshi

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Ogre
Game Master
Game Master
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 271
Yaş : 26
Nereden : evimdeki bilgisayardan girdiğim gm hesabından
Lakap : Gm
Ruh Hali :
Kayıt tarihi : 27/04/12

Karakter
Zanpakutou: Pc klavyesi
Puan:
7777777/7777777  (7777777/7777777)

MesajKonu: Küçük bir tıme-skip/Kiyoshi   Cuma Tem. 13, 2012 9:17 am

Out: Olay şu anam: Sen çocuğu öldürdün ve cinayet işlemiş oldun (doğal olarak). Eğer çocuğun cesedi bulunursa olacakları biliyorsun... Kısaca çocuğu öldürdükten sonra yaptıklarını falan anlatabilirsin. (minimum 10 satır olarak yazman gerek)

İn:

Rukongai sokaklarındasın. Akşam saatleri olduğu söylenebilir, hafif ilerden anıra anıra gülme sesleri geliyor. Anlaşılan birisi sakeyi fazla kaçırmış ve millete musallat oluyor, incelemekte serbestsin.

not: Kısaca iki rp yazacaksın. Birisi senin o sisli odadan çıkışını anlatacak, diğeri de oradan çıktıktan sonra yaptıklarını.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
kiyoshi mamoru
Gotei 2 FukuTaichou
Gotei 2 FukuTaichou
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 168
Yaş : 105
Ruh Hali :
Kayıt tarihi : 12/08/10

Karakter
Zanpakutou: sasori
Puan:
80/100  (80/100)

MesajKonu: Geri: Küçük bir tıme-skip/Kiyoshi   Cuma Tem. 13, 2012 5:04 pm

Bakudomu yolladıktan sonra büyük bir gücün bana doğru çarptığını hissettim. Bu güç o kadar büyüktü ki benim dengemi bozmayıp geriye doğru fırlatmıştı. Geriye doğru fırladığımdaki o bir saniye içinde gözlerimin önüne bir perde indi ve kafamda beni deli edecek kadar yüksek ve tiz bir ses duydum. Etraf tekrar aydınlandığında bir süre kılımı bile kıpırdatamadım. Sanki vücudum on kay daha ağırlaşmıştı. Sonunda kendimi kaldırabilecek gücü bulduğumda zar zor ayağa kalkarken belimde ve bacaklarımda hissettiğim acı o kadar fazlaydı ki gözlerime tekrar kara perde indi. Bayılamamak ve yere düşmemek için bütün gücümü kullandım ve en sonunda etraf tekrar aydınlandı. Belimdeki ve bacaklarımdaki az da olsa azalmış dayanılabilecek bir hale gelmişti. Çocuğun olduğu tarafa doğru baktım. Kafası duvara çivilenmişti. Elindeki silah kafatasında büyük bir yarık açmıştı. Bu yarıktan çocuğun beyninin küçük bir kısmı görülebiliyordu. Yere doğru kanı ve beyin sıvısı akıyordu ve duvarın büyük bir kısmı kanla karışık bu beyin sıvısıyla boyanmıştı. Hala çocuğun öldüğüne inanamıyor belki de inanmak istemiyordum. Hala dağılan kafatasına rağmen ayaklanıp bana saldıracak gibi geliyordu. Bu yüzden ne olursa olsun tedbiri elden bırakmamalıydım. Yavaş adımlarla çocuğa doğru yürüdüm. Yaklaştıkça yer kayganlaşıyor ve yürümek zorlaşıyordu. Ayrıca çocuğun kanlarına basarak ilerlemek benim az da olsa midemi kaldırmıştı. Bir an kusacakmış gibi hissettim fakat bir saniye içersinde kendimi topladım. Bu gibi hisler anlamsız ve gereksizdi. Tek odaklanmam gereken duvara çivilenmiş ölü çocukla ne yapmam gerektiğiydi. Yavaşça ona doğru yaklaştım ve kaymamak için duvara tutundum. Artık ellerimde çocuğun kanı vardı. Sol elim duvarın üstünde destek olurken sağ elimi çocuğun silahını almak üzere duvardan çektim. Sağ elimle hızlıca çocuğun beynine saplanmış silahı çektim. Silah o kadar derine gömülmüştü ki ilk alma çabam başarısızlıkla sonuçlandı. Tekrar denediğimde ise kollarımdaki bütün gücü kullanmıştım. Bu denememden sonra silah saplandığı yerden çıktı ve ayaklarım kaydı. Son anda yere düşmekten sol elimin gücü sayesinde kurtulmuştum. Sanki bu sıvı sol elimi duvara yapıştırmıştı. Doğruldum ve silaha baktım. Sivri ucunda çocuğun beyninden bir parça kalmıştı. O parçayı silahın ucundan çıkarıp olabildiğince uzağa fırlattım. Attığı kidou Hyapporankan olmaktan çok öte çok daha farklı bir kidoydu. Bunu hissedebiliyordum ama çocuğa doğru fırlattığım şey neydi öyle. Bilinen kidoulardan çok farklıydı ve daha dengesizdi. Sanki bir güç benim içimden çıkıp bomba gibi patlamıştı. Attığım şey bir reatsu topu olabilir miydi? Bu kadar ciddi bir zarar verip çocuğu bu kadar kolay bir şekilde öldürebileceğim aklımın ucundan geçmemişti. Çocuktan fazlasıyla korkup aşırı tepki ermiştim. Bu yüzden şimdi elimde ölü bir çocukla kalakalmıştım. Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Çocuk ne kadar çelimsiz olsada onu taşıma fikri belime sancı girmesine neden oldu. Neden ben? dedim içimden. Neden böyle şansızlıklar hep beni buluyor. Daha sonra duvara tam anlamıyla yapışmış elimi duvardan çektim ve dengemi sağladım. Ağrılarım artık dengemi bozacak kadar şiddetli değildi. Ölü çocuk onu duvara çivileyen kaşık silahını aldıktan sonra yere çakılmıştı. Yerde olduğu içinde onu kaldırıp taşımak daha zor olacaktı. Bir ke daha kendime söylendim. Sadece yaralasaydım da gözünü korkutsaydım neden öldürdüm ki sanki. Şimdi bu ceset başıma dert olacaktı. Gerçekten çocuğu öldürdüğüm için üzüntü duymuyordum sadece ceseti birinin bu halde görmesi beni endişelendiriyordu. onu yerden ellerinden tutup havaya kaldırdım. Başı yana doğru hafif yatıktı ve hala kan fışkırıyordu. Ağızı açık yüzünde dehşet ifadesiyle ölmüştü. Kaldırıp onu omuzuma koydum. Onu kimse görmeden gömmem gerekiyordu. Odada sis dağılmıştı bu yüzden büyük beyaz kapıyı bulmak benim için kolay oldu. Dışarıya doğru çıkarken kimsenin beni görmemesi için dua ediyordum.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
kiyoshi mamoru
Gotei 2 FukuTaichou
Gotei 2 FukuTaichou
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 168
Yaş : 105
Ruh Hali :
Kayıt tarihi : 12/08/10

Karakter
Zanpakutou: sasori
Puan:
80/100  (80/100)

MesajKonu: Geri: Küçük bir tıme-skip/Kiyoshi   Cuma Tem. 13, 2012 5:24 pm

Odadan çıktıktan sonra etrafın boş olduğunu görmek beni daha önce hiç bu kadar mutlu etmemişti. Etrafıma bakındım alacakaranlık vardı ama çok etraf çok net görülebiliyordu. Evler ve küçük sokaklardan buranın rukongai olduğunu düşünüyordum. Yürürürken duyduğum kahkaha sesiyle irkildim. Duvarlardan birinin arkasına saklandım. Kalp atışlarımın hızlandığını hissedebiliyordu. gelen kahkahalardan sahibinin fazlasıyla sake aldığı belli oluyordu ve beni fark etmemişlerdi. Ayak ucuma basarak sessizce yürüdüm.Yakınlarda bir orman bulmayı umuyordum. Boş sokaklarda uzun süre yürürken umudumu kaybetmeye başladım. Artık gülüş sesleri gelmiyordu ayyaşlardan yeterince uzaklaşmış olmalıydım. Bir an pluslardan birinin beni kollarımda ölü bir çocukla görürse ne yapacaklarımı hayal etmeye çalıştım. Zaten shinigamilerden nefret eden plıusların hepsi kollarımda ölü çocukla görselerdi korkup kaçarlar mıydı yoksa güçsüzlüklerine rağmen savaşmaya mı çalışırlardı. Ama beni suçlayacakları kesindi. Halbuki suçlu olan ben değildim. O çocuk önce bana saldırmıştı. Yoksa tam tersi miydi? Bu düşünceler altında kafayı yemekle yememek arası gidip gelirken kimonumun tümüyle kanla kaplandığını gördüm. Cesetten kurtulsam bile kan lekesini nasıl çıkaracaktım. Bunu cesetten kurtulunca düşüürüm diyerek kendimi rahatlatmaya çalışıyordum. Ne yazık ki bu rahatlatma çabalarım kendi kendimi daha çok sinirlendirmekten öteye geçmiyordu. Hava karalmaya başladıkça sokak lambaları yavaş yavaş yanmaya başlıyordu. Ayaklarımın altında bir ıslaklık hissettim. Çimlerin ıslaklığıydı bu. Bir an içimde bir neşe parıltısı belirdi. Ne olursa olsun şans benden yanaydı ve yakalanmadan bu çocuktan kurtulmam için bana yardım ediyordu. Temiz havayı içime çekip gülümsedim. Ağaçlarla kaplı bu yerde olabildiğince gözlerden uzağa gittim. İzlenmediğimden emin olmak için sürekli arkaya bakıyordum. Uygun bir yer bulunca ıslak toprağı elledim. Eğer gerekirse bu toprağı ellerimle kazacaktım. Tekrar etrafa bir kez daha dikkatlice bakındıktan sonra elledimi ıslak ve kaygan toprağın içine sokup kazmaya başladım.
out: biraz kısa oldu kusura bakma


En son kiyoshi mamoru tarafından C.tesi Tem. 14, 2012 3:40 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi (Sebep : kısaydı)
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Ogre
Game Master
Game Master
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 271
Yaş : 26
Nereden : evimdeki bilgisayardan girdiğim gm hesabından
Lakap : Gm
Ruh Hali :
Kayıt tarihi : 27/04/12

Karakter
Zanpakutou: Pc klavyesi
Puan:
7777777/7777777  (7777777/7777777)

MesajKonu: Geri: Küçük bir tıme-skip/Kiyoshi   Çarş. Tem. 18, 2012 10:08 am

Ormandasın gece sessiz ve hafif rüzgarlı. Toprak yeni yağmış yağmurun tesirine girmiş olacakki ellerinin tüm emirlerine itaat ederek kolayca kazılıyor. Dakikalar geçiyor ve sen herhangi bir edevatın olmadığından yarım metre bile ilerleyememiş oluyorsun. Toprak her nekadar yumuşamış olsada toprağın alt tarafları hala oldukça sert ve taşlı... Tam bu sırada ilerden birkaç erkek sesi ve bağıran bir kadın sesi duyuyorsun sonra bir kıyafet yırtılma sesi (sfx: caart!) İstemsizce içgüdüsel olarak kafanı sesin geldiği yöne çeviriyorsun, dona kalıyorsun resmen. Ormanda yalnız olmadığını anladığın da İki adam ve genç bir kız ile birlikte ormanda olduğunu anlıyorsun. Kız sürekli ''Haayır yapmayın lütfeen!'' diye çığlık atıyor ama senden başka ona yardım edecek kimse yok! Adamlar ise tamamen kıza odaklanmışlar. Birisi kızın üstündeki bluzu yırtma girişiminde bulunuyor. Başarılı da oluyor, kız için çok utanç verici bir durum olsa gerek ki elleriyle göğüslerini kapatıyor. Bu sırada gözleri tam olarak seni görüyor, seni ve arkandaki cesedi!...

Kısaca kısaca: İki adam karının tekine tecavüz etmek için ormana çekmişler. Kadın seni gördü, arkandaki cesedide!
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
kiyoshi mamoru
Gotei 2 FukuTaichou
Gotei 2 FukuTaichou
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 168
Yaş : 105
Ruh Hali :
Kayıt tarihi : 12/08/10

Karakter
Zanpakutou: sasori
Puan:
80/100  (80/100)

MesajKonu: Geri: Küçük bir tıme-skip/Kiyoshi   C.tesi Tem. 21, 2012 1:19 pm

Hafifçe esen rüzgar yüzümü ve vücudumu bir anne şevkati ve naikliğiyle okşuyordu. Saçlarım havalanıp iki yana ayrıldı ve ensemde rüzgarı hissettim. Arkamda birisi olup olmadığından bir kez daha emin olmak için etrafa bakındım. Ancak ne bir ses duydum ne de birisini gördüm. Tek gördüğüm çalılıklar ve uzun boylu palmiyeyi andıran ağaçlardı. Ağaçların yapraklarında hala su damlaları vardı yani yakın zamanda yağmur yağmış olmalıydı. Önümde duran yaklaşık beş metrelik ağacın dalında duran akbabaya takıldı gözüm. Akbabanın rengi o kadar koyuydu ki geceyle bütünleşmiş ve tüm vücudu kamufule olmuştu. Hayvanın kırmızı gözleri ise belli oluyordu. O kırmızı gözlerle benim her hareketimi dikkatle izliyordu. Açtı bu hayvan ve benim yemeğini bırakıp gitmemi istiyordu. Çocuğa bu şekilde saldırıp zavallıyı yiyibilecekti. Midemde hafif bir bulantı hissettim. Bunları düşünmemek daha iyi dedim kendi kendime ve akbabayı tamemen aklımdan çıkarıp kendimi kazmaya odakladım. Islak toprağı bir süre rahatlıkla kazabilmiş olmama rağmen çok ilerleyememiştim ve ellerime taşlar batmaya başlamıştı. Sıkılmıştım ve boğazım kurumuştu. Bir tükürükle boğazımdaki kuruluğu bastırmaya çalıştım ancak tükürük boğazımdaki kuruluğu alacağına susuzluğumu daha da çok arttırmıştı. Ama susuzluğa dayanabilirdim daha uzun süreler boyunca su bulamadığım da olmuştu. Tekrar elimi toprağa daldırdığımda sert bir taş elimdeki deriyi dekip derimden içeri girmiştiç Olabildiğince az ses çıkararak acı içinde inledim ve elimi topraktan çekti.. Elime batan o taş parçasını çıkarır çıkarmaz tiz bir çığlık sesi duydum. Hemen irkilip ani bir hareketle ayağa kalkıp sesin geldiği yöne doğru kafamı çevirdim. İki iri yüzlerini net olarak seçemediğim adam kısa boylu ve ince bir kızın yanında toplanmıştı. Kalbim hızlıca çarpmaya başladı ve korku bütün vücudumu sardı. Onlar beni görmüş olabilirler miydi. Onları da öldürmem gerek dedi içimdeki o şeytani ses. Beni görmüş olma ihtimaline karşı onlardan da kurtulmam gerek.Sonra gene mantığımın sesi devreye girdi ve bana yapma dedi. Yapma yoksa başın daha çok belaya girer. Bu kez mantığımın sesini dinlemekte kararlıydım. Bu işe bulaşmadan çıkmak en karlısıydı benim için. Zaten başım yeterince beladaydı. Kız sinir bozucu ve tüyler ürpertici bir şekilde
''Haayır yapmayın lütfeen!''
diye çığlıklar atıyor. Çığlıklarında çaresizlik nedeniyle dayanılmaz bu kıza dayanılmaz bir şekilde yardım etme isteği duymama rağmen bu isteği elimden geldiğince bastırmaya çalışırken iri yarı iki adamdan bir tanesi kocaman ve kirli elleriyle kızın ince beyaz bluzunu parlarken içimde büyük bir tiksintiyle karışık nefret duygusu hissettim. Tam gözümü kaçıracakken kızın büyük kahverengi gözleri beni ve arkamdaki ölü çocuğu gördüğünü fark etmem bir olmuştu. Kızın utançtan pembeleşen yüzü beni görünce korku içinde gerilip ve soluk teni daha da soluklaşmıştı. İri göğüslerini beceriksizce kapatan elleri korku içinde açımıştı ve yüzü sadece bana odaklanmıştı. Etrafında olanlarla ilgisi kesilmiş ve tecavüze uğradığını unutmuş gibi sadece korku ve dehşet içinde bana bakıyordu. Ben da ona panik ve kaygı içeren bakışlarla baktıktan sonra yüzüm gene eski bıkkın ve duygusuz haline gelidi. Artık bu işe bulaşıp kıza yardım etmem gerekiyordu yoksa bağırıp yanındaki adamların dikkatini çekmesiyle birlikte kız da dahil olmak üzere hepsini öldürmem gerikirdi. Dudaklarımı büzüp sağ el işaret parmağımı dudaklarımın ortasına götürerek hastanedeki hemşireler gibi sus işareti yaptım. Bunu yaparken bir yandan da gülüyordum çünkü içimdeki şeytan gene harekete geçmişti. O adamları öldürerecaktim ve zevk için yapacaktım bunu. Çünkü bu tarz masum bir kıza tecavüz etmeye çalışan şerefsiz adamlara yaşama hakkı verilmemeliydi bence.Shunpou'yu kullanarak adamların arkasına geçtim ve alayla karışık korkutucu bir gülümsemeyle onlara baktım. Bu gülümsemeyle ince uzun yüzüm bir kafatasını andırıyordu.
- Beyleer
dedim baştan çıkartıcı bir ses tonuyla. Ardından enselerinden sertçe kaçamayacakları bir şekilde tuttum. İçimdeki şeytan kahkahalarla gülüyor ve beynimde gene o bilindik öldür öldür diye çalan çanları çalıyordu. Bu kez sinirli ve korkutucu bir ses tonuyla
- Neden kendi dişinize göre bir kızla uğraşmıyorsunuz.
diyerek onları enselerinden hızlıca çekip derilerini koparırcasına. Bir yandan göz ucuyla kıza bakıyordum kaçmamasından emin olmak için.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Ogre
Game Master
Game Master
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 271
Yaş : 26
Nereden : evimdeki bilgisayardan girdiğim gm hesabından
Lakap : Gm
Ruh Hali :
Kayıt tarihi : 27/04/12

Karakter
Zanpakutou: Pc klavyesi
Puan:
7777777/7777777  (7777777/7777777)

MesajKonu: Geri: Küçük bir tıme-skip/Kiyoshi   Paz Tem. 22, 2012 9:34 am

Adamların arkasında belirdiğinde, o denli ağız suları akmış ve bir yerleri kabarmışki sen arkalarına geçtiğinde seni fark etmiyorlar bile. Hızlıca enselerinden tutuyorsun, bu sırada tahrik edici ses tonuyla söylediklerin adamlardan birisinin "ohyş" demesine sebep oluyor. Yine de enselerinden tuttuğun yere çok hızlı bir şekilde çekme kuvveti uygulayabiliyorsun. O saniyelik olayda adamlardan birisi "Bırak lan bizi ORO!..." diyor. Fakat cümlesinin devamı gelmiyor. Çünkü onları çektiğinde ense derilerini de birlikte koparttıyorsun! İkiside kanlar içinde yere düşüyor. Senin kimonon ve yüzün, yerler, kızın göğüsleri ve yüzü, adamların her tarafı hepsi, ama hepsi kanlanıyor. Sonra aniden kız birden ayağa kalkıyor. Üstünde birşey olmamasına aldırmıyor gibi. Ensesiz heriflerden bluzunu yırtana gidiyor. Aptal diye bağırarak kafasına sert bir tekme atıyor, eğer adam ölü olmasaydı bu hamleyle kesinlikle ölmüştü. Sonra sana bakıyor gayet sinirli bir ifadeyle...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
kiyoshi mamoru
Gotei 2 FukuTaichou
Gotei 2 FukuTaichou
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 168
Yaş : 105
Ruh Hali :
Kayıt tarihi : 12/08/10

Karakter
Zanpakutou: sasori
Puan:
80/100  (80/100)

MesajKonu: Geri: Küçük bir tıme-skip/Kiyoshi   Çarş. Tem. 25, 2012 6:06 pm

Adamların ensesini çektiğimde içimden bir ses göründüklerinden daha güçlü olduklarını ve ölmeyip bana saldıracaklarını düşündüm. Ya da beni fark edeceklerini umdum. Ama umduklarımdan hiçbiri olmamıştı. Adamların enselerini hızlıca çektikten sonra içlerinden bir tanesinin hayal meyal
-"Bırak lan bizi ORO!... dediğini hatırlıyordum. Kendimi kaybettikten sonra bu sesle kendime gelmem gerektiğini biliyordum ne var ki umduğum gibi de oldu. Enselerini çekip kopardıktan sonra etrafa fıskiye gibi etrafa dağılan kan yüzümü gözlerimi kanla boyarken aklım tamamiyle yerindeydi. Kızın göğüslerini ve kanla boyanmış o güzel yüzündeki sinirli bakışlarını fark ettiğimde de kendimdeydim ne yazık ki. Ellerimde adamların ensesinden kopardığım iki deri parçası varken tamamıyla aklımı kaybetmeyi yeğleyebilirdim ama öyle olmadı. Bu dehşet sahneye tamamiyle aklı başında bir shinigami olarak katlanmak zorundaydım bu da kalbimde dehşet veren bir sızıya sebep oluyordu. Nefes alamıyordum çünkü kalbim o kadar ağrıyordu ve o kadar hızlı çarpıyordu ki olduğu yerden ayrılıp yere ıslak kanlı çime fırlayacaktı sanki. Bir süre aptalca bakınıp etrafı izledim. Aklıma daha iyi bir fikir gelmiyordu. Kızın bluzunu koparan adam olduğunu düşündüğüm adama hızlıca bir tekme savurmasına şahit oldum. Güçlü kızmış dedim içimden sonra derin bir nefes alıp dışarı sesli bir şekilde geri verdim. Madem bu kadar güçlü bir kızdı o zaman neden bu adamlar onu zorlamadan önce bu gücünü göstermemişti. Bu adamları benim öldürmem şart mıydı yani. Kızın bana sinirli bir şekilde bakan sert bakışlarına aynı bakışlarla karşılık verdim. Kıza o kadar sinirlenmiştim ki bir an onu da öldürmek içimden geldi. Onun namusunu kurtarmıştım ödülüm de bu muydu yani. Bana sinirli bir şekilde bakan iki çift göz mü. Knedimi sakinleştirmek için bir kez daha derin bir nefes alıp sesli bir şekilde geri verdim. Artık o kafamdaki öldür diyen çanlar susmuş içimdeki şeytani ses duyulmaz olmuştu. Artık kafamda tek bir ses duyulur olmuştu ve beynimin içinde yankılanan bu tek ses mantığımın sesiydi. Şimdi ne yapacaksın diyordu bu ses. Tek bir küçük çocuğu gömemezken bu üç ölüyle ne yapacaksın. elimde üç ceset ve sinirli yarı çıplak bir kızla ormanın ortasında kalmıştım. Daha kötü durumda da olabilirdim diyerek kendimi avutmaya çalıştım. Elbet daha kötüsü de olabilirdi. Fakat bu kendimi avutma çabalarım boşunaydı çünkü bu durumdan daha kötü bir durum ne kadar düşündüysemde aklıma gelmiyordu. Kıza dikkatli bir şekilde bakmayı sürdürürken avuçlarımı açtım ve iki deri parçası saniyeler içinde ellerimden kayıp yumuşak çime iniş yaptı. Hala gözlerimi kızın büyük kahverengi gözlerinden alamıyordum. Akbabanın sesini duyunca bile bir an olsun gözlerimi ondan kaçırmadım. Çok mutlu olmuş olmalısın akbaba dedi içimdeki seslerden biri. Açık büfe gibi oldu burası senin için. Kıza doğru sert bir şekilde yürüyüp aramızdaki mesafeyi neredeyse hiçe indirecek bir yerde durdum. Onu tehdit edici bakışlarla süzdüm. Ona uyarıcı ama korkutup kaçırmadan bana yardım etmesi için ikna etmeliydim. Benim gibi sosyal yönü zayıf olan biri için bu adam öldürmekten daha zor bir görevdi. Yüzümdeki kanı ellerimle silerek ellerimi de beyaz kimonomdaki kana boyanmamış olan herhangi bir yere sürdüm. Yüzümün bu şekilde biraz daha açılıp eski beyaz ten rengine dönmesini umuyordum.
-Bana kürek bul.
dedim emreder bir ses tonuyla konuşmak bu durumda belki gerekliydi belki de anlamsızdı ama yine de nazik olmaya çalışmam anlamsızdı. Nazik biri değildim ve bu üç insanı dehşetle öldürmemden de belli oluyordu. Gene tehdit edici o acımasız katiliandıran sesimle
-Üç kişiyi öldürdüm ve seni de öldürebilirim. Bir kişiyi daha öldürmem beni olduğumdan daha suçlu ya da daha kötü yapmaz. Onları öldürdüm seni de öldürürüm ve cesetlerinizi yakarım ama bunu yapmak istemiyorum. Şimdi bana yardım et ve bir kürek bul. Son cümlemde artık bitkindim ve caresizliğim içimde git gide artıyordu. Ne kadar davranışlarımdan buna belli etmemeye çalışsam da bu kızın bana yardımına muhtaçtım. Yoksa cesetleri yakmam gerekecekti bu da çıkan ateşle herkesin buraya toplanması demek olurdu. Bunu istemiyordum sadece bu üç işe yaramaz cesetleri sessizce gömmek istiyordum. Zamanım gitgide daralıyordu ve bir an önce bir çözüm bulmam gerekiyordu. Kıza bir kez daha baktım. Bu sefer bakışlarımda tehditkarlıktan çok sabırsız bir insanın bir an önce cevap bekleyen gözleri vardı. Vereceği cevaba ve yapacağı harekete göre de ne olursa olsun sol elim yine de kılıcımdaydı. Ama asıl kullandığım sağ elim tehdit uyandırmayan bir şekilde boşta duruyordu. Onu öldürmek istemediğimi ama zorunda kalırsam öldürebileceğimi anlamasını istiyordum. Tek isteğim zorluk çıkarmadan bana yardım etmeye yanaşmasıydı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Ogre
Game Master
Game Master
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 271
Yaş : 26
Nereden : evimdeki bilgisayardan girdiğim gm hesabından
Lakap : Gm
Ruh Hali :
Kayıt tarihi : 27/04/12

Karakter
Zanpakutou: Pc klavyesi
Puan:
7777777/7777777  (7777777/7777777)

MesajKonu: Geri: Küçük bir tıme-skip/Kiyoshi   Çarş. Tem. 25, 2012 7:12 pm

Kıza sinirli sinirli sözlerini söylüyorsun yalnız ağzından "kürek" kelimesi çıktığı anda cebindeki kaşık ısınmaya ve birden ağırlaşmaya başlıyor. Metal yüzeyi trasformatöre olarak oymalı bir ağaç sapa dönüşüyor, sapın ucundaki kazı yapmaya yarayan bölüm ise çok iyi bakımlı ve tertemiz bir çelik oluyor. Az önceki kaşık gidiyor ve yerine üstünde "Kontrol komutu 72: kürek" yazan bir kürek geliyor. Herneyse, kıza sözlerini söylemeye devam ediyorsun. Birden kızda bağırmaya başlıyor: "Sana yardımmı edeyim?!? Ne yaptığını biliyormusun seni lanet olası? Gizli görevdeydim lan ben! Bu adamlar biraz sonra bayılacaktı ve adil bir şekilde yargılanmak üzre mahkemeye gidecekti! Ama sen ne yaptın? ONLARI ÖLDÜRDÜN!" Kılıcını çekiyor ve sana doğrultuyor. "Demek bir katilsin ha? Ozaman ben de kendimi bu adamlarda uyguladığım gibi sınırlamamalıyım... Gotei 12 KIZIL HANÇERİ JİSOUI SANA EMREDİYORUM: ADALETİ YERİNE GETİR! Bu sırada kılıcı kısa bir hançere dönüşmüştü. Ve ucundan kırmızı reiatsu parçaları dökülmekteydi.

_________________
Bir gece ansızın...


Şu sıralar dinlediğim şarkı:

Spoiler:
 


Hatalıysam (spoilerdaki numaradan) ara!


Spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
kiyoshi mamoru
Gotei 2 FukuTaichou
Gotei 2 FukuTaichou
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 168
Yaş : 105
Ruh Hali :
Kayıt tarihi : 12/08/10

Karakter
Zanpakutou: sasori
Puan:
80/100  (80/100)

MesajKonu: Geri: Küçük bir tıme-skip/Kiyoshi   Perş. Tem. 26, 2012 8:58 am

Kıza söylediklerimin ardından elimdeki kaşığa benzer aletin ısındığını hissettim. Ne olduğunu anlamak için elimdeki kaşığa korku dolu gözlerle baktım. Henüz ele geçirdiğim bir alet olduğu bu kaşıklar ilgili içimde kötü hisler vardı. Tamamiyle kızı unutmuş ve kaşığa odaklanmıştım. Ellerindeki bu kaşık sanki boyut değiştiriyor ve başka bir nesneye dönüyordu. Kaşığı korku içinde elimden fırlatmak istedim ama yapamadım. Ellerim şekil değiştiren bu nesneyi sıkı sıkı tutuyor ve gözlerim büyülenmiş gibi bu nesnenin neye dönüşeceğine odaklanmış sadece ona bakıyordu. Elimde tuttuğum tahta sap küreğin ucuna benzeyen metal bir yüzeye dönerken metal uç ise tahtaya dönüşüyordu. Bana saatler sürmüş gibi gelen uzun beş saniyenin ardından elimdeki kaşık ters duran mükemmel bir küreğe dönüşmüştü. Elime alarak küreği bir kez daha dikkatle inceledim. Küreğin tahta sap kısmında sarı renk ile "Kontrol komutu 72: kürek" yazısı hemen dikkatimi çekdi ve o anda beynimde bir şimşek çaktı. Kısa süren bir anda çocukla savaşımı anımsadım. Elindeki dondurma kaşığı birden silaha dönüşmüştü. Savaş sırasında kaşığın aslında bir silah olabileceği fikri aklıma gelmişti ancak bu elimdeki aletin istenilen herhangi bir cisimde dönebileceği hiç aklıma gelmemişti. Gözlerim sevinçle ışıldadı bugün başıma gelen onca olaydan sonra böyle bir alet almam bugünün tek iyi olayı olmuştu. Yükselen bir reatsu hissiyle düşüncelerimden ayrıldım ve odak noktamı tekrar reatsunun kaynağı olan karşımda duran kıza çevirdim. Bana sertçe bakan kız bir anda avazı çıktığı kadar bağırmaya başlıydı ve
-Sana yardımmı edeyim?!? Ne yaptığını biliyormusun seni lanet olası? Gizli görevdeydim lan ben! Bu adamlar biraz sonra bayılacaktı ve adil bir şekilde yargılanmak üzre mahkemeye gidecekti! Ama sen ne yaptın? ONLARI ÖLDÜRDÜN! dedi. Bunu söylerken sesiyle birlikte tüm vücudu sinirden titriyordu. Sert bir hamleye kılıcını kınından çektikten sonra
-Demek bir katilsin ha? Ozaman ben de kendimi bu adamlarda uyguladığım gibi sınırlamamalıyım... Gotei 12 KIZIL HANÇERİ JİSOUI SANA EMREDİYORUM: ADALETİ YERİNE GETİR! diye haykırdı. Haykırır haykırmaz elindeki kılıç birden ucundan kırmızı reatsu parçacıkları olan bir hançere dönüştü. Bu olayları şaşkınkıkla izledikten sonra ben bezgin gözlerle kıza baktım. İster shinigami ister hollow olsun bugünlük yeterince olay yaşamıştım ve onun gizli görevini batırmış olmak umrunda bile değildi. Shinigamilere karşı hiçbir sempatim yoktu bu yüzden ona acımak gibi bir niyetim de yoktu. Onu benimle savaşmaması ikna edecek sözleri bulmakta ise zorlanıyorum.Tek isteğim bu cesetlerden bir an önce kurtulup hiçbirşey olmamış gibi hayatıma devam etmekti. Shinigami olduğunu öğrendiğim bu kıza daha dikkatli bir şekilde süzdüm. Uzun kahverengi saçlarını iki yandan toplamış ince yapılı ve yüzüne oranla büyük gözleri olan bu güzel kızı soul society'de daha önce görmediğime yemin edebilirdim. O kadar kısaydı ki benim yanımda küçük bir çocuk gibi duruyordu. Onun bu kadar yakınındayken gözlerinin içine bakmak için eğilmem gerekiyordu adeta. Bu zamana kadar onun shinigami olduğunu fark etmediğim için kendime kızdım. Ama reatsusunu daha önce fark etmemiştim ve onu daha önce hiç görmemiştim. Espada ya da arrancar çıkmasına şaşaırmazdım ancak onun shinigami çıkması gerçekten şaşılacak bir durumdu. Onun shinigami olduğuna inanmıyor ya da inanmak istemiyordum. Çünkü eğer bu kız gerçekten shinigamiler ona saldırmak üzereydim bu yüzden onun shinigami olmadığını düşünmek en iyisiydi bütün kanıtlar onun on ikinci takımdan bir shinigami olduğunu gösterse de . Etrafa bakındım kısa bir süre. Etraf aydınlanmaya başlamıştı ve zamanım azalıyordu. Bu kız her kimse ondan bir an önce kurtulup gerekirse onu da kürekle gömmem gerekirdi. Ya da belki durum tam tersi olurdu ve ben ölürdüm. Hala shinigami olma ihtimalini düşünmek istemediğim için beni yargılaması gibi bir durum söz konusu olamaz diye kendimi avutmaya çalıştım. Kılıcı on ikinci takımın kılıcı olabilir ancak bu onun on ikinci takımda olduğunu göstermez diye kendimi avutma çabalarım fazlasıyla başarısızdı. Zaten umursamıyordum artık şu andan itibaren başıma ne gelecekse çekmeye razıydım. Onun konuştuklarını hiç duymamış gibi sözlerimi söyledim
-Ben ikinci takım teğmeni Kiyoshi ve buradan gidiyorum. diyerek iki adamı kucaklayıp shunpoyu kullanarak hızlıca çocuğu omzuma aldım ardından ormanın içine doğru flashstep i kullanarak ilerlemeye başladım. Onun beni takip edeceğini biliyordum ve amacım da buydu. Ondan kaçmıyorum sadece yavaşça aydınlanmaya başlayan havada kimsenin beni görmediğinden emin olmaya çalışıyordum. Beni yakalayacağını biliyordum bu yüzden tetikteydim ama beni yakalamadan önce olabildiğince ormanın içine dalmaktı amacım. Bu sayede bu kızla kimseye görünmeden savaşabilecektim.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Ogre
Game Master
Game Master
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 271
Yaş : 26
Nereden : evimdeki bilgisayardan girdiğim gm hesabından
Lakap : Gm
Ruh Hali :
Kayıt tarihi : 27/04/12

Karakter
Zanpakutou: Pc klavyesi
Puan:
7777777/7777777  (7777777/7777777)

MesajKonu: Geri: Küçük bir tıme-skip/Kiyoshi   Perş. Tem. 26, 2012 9:36 am

Onları omzuna alıp kaçmanla birlikte kız da shunposunu kullanarak peşinden geliyor. Tabi ikinci takımda olduğun için ve 2. takımda shunpo üstüne yoğunlaşmış bir takım olduğu için her anlık adımında kıza 2 metre daha fazla fark atıyorsun. Yine de kızın salınımı nedeniyle, hançerinin ucundan dökülen kırmızı reiatsu parçacıkları arkasında özellikle gece fark edilebilen kırmızı ışıklar saçıyor. Bu bir sorun olabilir.... Bu sırada elindeki kürek tanıdık bir şekilde ısınmaya başlıyor. Tahta kısmı tekrar metal oluyor ve kürek kısmı küçülüyor, ilk eline aldığın kaşık haline geliyor. Sonra tekrar ısınıyor, ve şu şekli alıyor:

Spoiler:
 

bu bir ayı kapanı!

_________________
Bir gece ansızın...


Şu sıralar dinlediğim şarkı:

Spoiler:
 


Hatalıysam (spoilerdaki numaradan) ara!


Spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
kiyoshi mamoru
Gotei 2 FukuTaichou
Gotei 2 FukuTaichou
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 168
Yaş : 105
Ruh Hali :
Kayıt tarihi : 12/08/10

Karakter
Zanpakutou: sasori
Puan:
80/100  (80/100)

MesajKonu: Geri: Küçük bir tıme-skip/Kiyoshi   Cuma Tem. 27, 2012 4:44 pm

Shunpoyu kullanarak omzumdan hafif bir çocuk kollarımda ise iki ağır adamla ilerliyordum. İlerlerken etrafa bakmadan ilerlediğinden olacak ki iki ağaca çarpmıştım ve ağaçlardan yüzümü o kadar sert çarpmıştım ki ağacın dalı yüzümde ufak bir çizik oluşmasına sebep olmuştu. Yanağımda oluşan bu küçük çizik şu anda en son endişelerim arasındaydı. Beni daha çok endişelenirense arkadaki güzel shinigami kız ile aramadık mesafenin ne kadar olduğuydu. Ancak arkamı dönüp kıza baktığımda benden çok daha geride olduğunu fark ederek az da olsa rahatlamıştım. Ne de olsa on ikinci takım üyesi olan bir kızın shunpoda ikinci takım teğmenini geçmesi zordu. En azından ondan daha hızlı olduğumu bilmek kendime olan güvenimi ve onunla olan savaşımda yeneceğime dahi olan inancımı arttırmıştı. Kız elinde hançere benzeyen kırmızı reatsu parçaları çıktan silahı uzaktan cehennemin ateşine benziyordu ve bu karanlıkta çok net seçilebilen tek şey oydu. Umudum bu kızın silahı uzak dövüşde değil de yakın dövüşde kullanabiliyor olmasından yanaydı. Keşke onun durdurabilecek bir aletim olsaydı diye geçirdim içimden. Durdurmasa bile en azından yavaşlatabilecek bir alet. Kafada bütün aletleri geçirdikten sonra nedense ayı kapanı kafama takıldı. Ayı kapanı hiçkimse kullanmamada yıllarca evimizde durmuştu ve küçükken ben bunun nedenini hiçbir zaman anlayamamıştım. Bir shinigaminin neden bir ayı kapanışa ihtiyacı olusundu ki. Ayı falan yakalama işine girmedyi düşünmeyen biri için bir ayı kapanı en işe yaramaz aletlerin başında geliyordu bence. Hala küçükken ki bu fikrimin değişmediğini görmek bende küçük bir tebessüme neden oldu. Eğer arkamdan bir shinigaminin beni kovaladığı gerçeği olmasa eski günlerdeki hatıralarımı bir süredaha anabilirdim belki de ama şu anda ne yeri ne de zamanıydı. Elimde garip ama tanıdık o ısınmayı bir kez daha hissettim. Elim tam beklemediğim bir anda ısınmaya başlamıştı ki nerye şaşkınlıktan elimdeki aleti yere düşürecektim. Avucumun içindeki nesne gene şekil değiştirmeye başlamış gibiydi. İyi de bu sefer neden şekil değiştiriyordu ki sözlü olarak hiçbir şey söylememiştim. Elimdeki cisim önce öldürdüğüm çocuğun dondurma kaşığına dönüştü. Tamam şimdi de kaşığa çok ihtiyacım var ki diye içimden geçirmemin hemen ardından kaşık tekrar ısınmaya başladı. Olanlara bir anlam veremiyordum ve kafam çok karışmıştı. Neden bu cisim iki kere şekil değiştiriyordu. Sonra gene metalimsi bir şekile bürünen bu cismin bir an için tekrar küreğe mi dönüşecek sorusuyla başmaşa bırakmıştı. Ancak bu sefer dönüştüğü cisim kürekten çok daha farklı metal bir cisime dönüşüyordu. Bu sefer o çok tanıdığım ve evimizde olan o metal ayı kapanışa dönüşüyor bu cisim. Sap kısmı üzüyor ve ayı kapanınız tutacak yerini kaşığın metal ucu ise ayı kapanınız başını oluşturuyordu. Kafamda soru işaretleriyle bu ayı kapanı ile ne yapacağımı kestirmeye çalışıyorken aklıma bir fikir geldiğini sezdim. Bu fikir ya beni öldürtecek ya da hayatımı kurtaracak bir fikir olabilirdi. Büyükçe bir kestane ağcının yanından sertçe bir dönüş yaptım. Büyük ve geniş olan bu ağacın beni yeterince kapladığını umarak ayı kapanını hızlıca kuma gömmeye başladım. O kadar seri bir şekilde kazıyordum ki ellerimi bir süre hissetmedim. Islak toprak kurumaya başladığı için kazmam daha da zorlaşmıştı yine de kazıp ayı kapanını görülmeyecek bir yere yerleştirmeyi başardım. Ardından hızlıca geriye çekilip beklemeye başladım. Kızın fark etmeden tuzağıma düşeceğini umut ediyordum.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Ogre
Game Master
Game Master
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 271
Yaş : 26
Nereden : evimdeki bilgisayardan girdiğim gm hesabından
Lakap : Gm
Ruh Hali :
Kayıt tarihi : 27/04/12

Karakter
Zanpakutou: Pc klavyesi
Puan:
7777777/7777777  (7777777/7777777)

MesajKonu: Geri: Küçük bir tıme-skip/Kiyoshi   Cuma Tem. 27, 2012 6:10 pm

Kız tüm enerjisiyle sana yetişmeye çalıştığı için kurduğun tuzağı fark etmiyor ve tuzağa basıyor normal olarak. Kurduğun kapanın iki tarafıda sert bir çat sesi eşliğinde birbirine kenetleniyor. Tabi kızın sol bacağıda mefta oluyor bu sırada. Küçük bir "ahh" sesi ardından büyük göğüslü kadın yere düşüyor ve elindeki hançer tekrar klasik bir zanpaktou oluyor. Sol bacağı tamamiyle vücudundan ayrılmış durumda ve fazlasıyla kan kaybediyor. Şuan o kadına istediğini yapabilirsin.

_________________
Bir gece ansızın...


Şu sıralar dinlediğim şarkı:

Spoiler:
 


Hatalıysam (spoilerdaki numaradan) ara!


Spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Ogre
Game Master
Game Master
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 271
Yaş : 26
Nereden : evimdeki bilgisayardan girdiğim gm hesabından
Lakap : Gm
Ruh Hali :
Kayıt tarihi : 27/04/12

Karakter
Zanpakutou: Pc klavyesi
Puan:
7777777/7777777  (7777777/7777777)

MesajKonu: Geri: Küçük bir tıme-skip/Kiyoshi   Cuma Tem. 27, 2012 6:11 pm

Kız tüm enerjisiyle sana yetişmeye çalıştığı için kurduğun tuzağı fark etmiyor ve tuzağa basıyor normal olarak. Kurduğun kapanın iki tarafıda sert bir çat sesi eşliğinde birbirine kenetleniyor. Tabi kızın sol bacağıda mefta oluyor bu sırada. Küçük bir "ahh" sesi ardından büyük göğüslü kadın yere düşüyor ve elindeki hançer tekrar klasik bir zanpaktou oluyor. Sol bacağı tamamiyle vücudundan ayrılmış durumda ve fazlasıyla kan kaybediyor. Şuan o kadına istediğini yapabilirsin.

_________________
Bir gece ansızın...


Şu sıralar dinlediğim şarkı:

Spoiler:
 


Hatalıysam (spoilerdaki numaradan) ara!


Spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
kiyoshi mamoru
Gotei 2 FukuTaichou
Gotei 2 FukuTaichou
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 168
Yaş : 105
Ruh Hali :
Kayıt tarihi : 12/08/10

Karakter
Zanpakutou: sasori
Puan:
80/100  (80/100)

MesajKonu: Geri: Küçük bir tıme-skip/Kiyoshi   Paz Tem. 29, 2012 1:07 am

Meraklı gözlerle kıza bakıp onun gelecek saldırısının ne olacağını düşünürken onun amatörce hazırladığım tuzağa düşmesini beklemiyordum. Ne var ki bu gün içinde yaşadıklarım bana beklenmeyen olayların da olabileceğini öğrenmişti. Savaşmak uğruna beni takip eden kız belki dikkatsizlikten belki de aceleden iyi hazırlanmamış olan tuzağı şaşırtıcı bir şekilde fark etmeyip sol ayağıyla yerleştirdiğim ayı kapanının tam üstüne basmıştı. O bilindik çat sesiyle iki yandan hızlıca kapanan ayı kapanı kızın bacağını ciddi bir şekilde yaralayarak onun dengesini bozmuş ve dengesi bozulan kız kısa sürede yere düşmüştü. Yaklaık yarım saat önce bana bağırıp öfkesini kusan bu kız şimdi yerde masum ve güçsüz bir şekilde yatıyor ve acınası bir şekilde bana bakıyordu. Bu bakışlar öylesine masumdu ki bir erkek olsam kızın çekiciliğine kapılıp ona aşık bile olabilirdim. Ancak ben bir erkek değildim ve kadınlara karşı özel bir ilgi duymuyordum. Şansızsın kızım dedim içimden. Ardından arsız bir çocuğun kötü bir şey yaptığında annesine sevimli görünmek için yaptığı sahte gülümsemeyi dudaklarımda yerleştirdim. Bunu neden yaptığım konusunda ufacık bir fikrim yoktu içimden bu şekilde gülmek gelmişti sanırım. Kafayı yemek üzere olduğumun ve eğer yerde savumasızca yatan bu kızı öldürürsem geri dönüşü olmayacak bir şekilde aklımı kaybedeceğinin tamamiyle farkındaydım. Bir seçim yapmam gerekiyordu ve bu seçim gelecekteki beni ve davranışlarımı tamamiyle değiştirecekti. Kızın hala sağ elinin hemen yanında yerde yatan zanpaktosunu yere eğilip elime aldım. Anlaşılan kızın zanpaktosu eski haline dönmüştü. Elime aldığım ucu fazlasıyla keskin sapı mavi ve üzeri siyah baklava desenli zanpaktosu inceledim. Çok güzel bir zanpaktoydu ve o kadar keskindi ki bir insanın kellesini tek bir hamleye koparabilirdi. Zanpaktoyu kızdan olabildiğince uzak ve görüş mesafemde olan bir yerdeki toprağa saklayıp orada öylece bırakıp kıza döndüm tekrar. Ne yapmam konusunda çok kararsızdım. Şimdiye kadar bir çok menos, hollow ve hatta adjulaslar öldürmüştüm. Ama bir
shinigami olunca olay farklılaşıyordu. Neden böyle dedim kendi kendime. Shinigamileri hollowlardan daha farklı ve değerli kılan
nedir? Shinigamilerin insanlara daha çok benzemesi miydi neydi Shinigamileri bu kadar iyi hollowları ise bu kötü kılan şey. Hollowların İnsanları yemeye çalışmaları mı? Peki insanları bu kadar özel ve kıymetli kılan şey neydi? Bu düşünceler içinde belki bir
çok shinigaminin yeri geldiğinde kendilerine sordukları ama bir türlü cevap alamadıkları soruları sorup durdum kendime.
Soruları sordukça daha derine iniyor daha derinlere indikçe bir cevaba ulaşmam daha da zorlaşıyordu.Peki asıl soruya dönmem
gerekirse bu kızı hemen şuracıkta neden öldürmeyip zaman kaybediyordum çünkü zaman çok değerliydi ve aleyhime işliyordu. Kısa sürede hava aydınlanacak ve bu ormana plusların gelme olasılığı gittikçe artacaktı. Tabi bununla birlikte benim görülme
olasılığım da artacaktı. Çabuk olmalıydık bu çok önemliydi ama yine de bu kızı öldürmek çabucak verilecek bir karar değildi
benim için. Küçük çocuğu bana saldıracağı için savaş sırasında öldürmüştüm beklenmedikti belki ama yine de o zaman için
gereklidi. O adamları da masum bir kıza saldırıp ondan faydalanmaya çalıştıkları için. Ama yerde yatan bu kız benimle
savaşmıyordu. Sadece aciz bir şekilde yerde yatıyordu ve işte tam olarak bu yüzden elimdeki zanpaktoyla beynini dağıtamıyor
ya da boğazını kesmiyordum. Ama seni gördü dedi içimden yılan gibi tıklayan bir ses. Seni gördü eğer sen onu öldürmezsen herşeyini kaybedebilirsin rütbeni kaybedebilirsin ve mahkemeye gidip yargılanmanı kesin gözüyle bak zaten. Bu kız için
hapishaneye mi gireceksin yani. Neyin var senin bunca yaptıklarından sonra iyilik meleği mi olmaya karar verdin yani. İçimdeki ses alaycı ama bir o kadar da kesin konuşuyordu ki onu dinlekten kendimi alıkoyamadım. Sadece dinlemekte değil beni etkilemişti de. Kılıcımı sertçe tutup kıza giderken beynimden bir ses 'Dur!' diye şiddetle bağırdı. O kadar şiddetliyi ki bu ses başıma şiddetli bir ağrı saplanmasına sebep olmuştu. Ağrı o kadar şiddetliyi ki olduğum yerde çömlip iki eliyle başımı bastırdım. Ağrı hafifleyince benden ne istiyorsun diye söylendim. Aldığım şey tam olarak bir cevap değil dde bana bir şey hatırlatmaya çalışan bir uyarıcıydı sanki. Görmüyor musun diyordu her şey doğru olanı yapmakla ilgili. Ben ne demsen önce o açıklamasına devam etti. Doğru olanı yapmak mı yoksa çıkarların gereğine uygun davranmak mı? İşte şu an senin cevaplaman gereken soru bu. Bu soru üzerine yürüdüm ve gelecekte pişman olacağım ama o an için doğru olduğunu düşündüğümü yaptım. Kızın bacağını ayı kapanından kurtarıp kürek dedim usulca. Elimdeki alet ısınırken ilk kez garipsemedim ya da gereksiz bir heycana kapılmadım. Arkam kıza dönük bir şekilde
-Ben bu ölüleri gömüyorum sonra seni de hastaneye götürücem. Soul society'e döndümüzde benim aleyhime istediğini söylemekten serbestsin. Seni öldürmeyeceğim.
Dedikten sonra elindeki kürekle hızlıca toprağı kazmaya başladım. Bir yanım doğru olanı yaptığımı düşünürken diğer yanım çok büyük bir hata yaptığımı söylüyordu. Ama yine de kararımı değiştirmeyecektim çünkü sonucu ne olursa olsun o benim kararımdı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Ogre
Game Master
Game Master
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 271
Yaş : 26
Nereden : evimdeki bilgisayardan girdiğim gm hesabından
Lakap : Gm
Ruh Hali :
Kayıt tarihi : 27/04/12

Karakter
Zanpakutou: Pc klavyesi
Puan:
7777777/7777777  (7777777/7777777)

MesajKonu: Geri: Küçük bir tıme-skip/Kiyoshi   Ptsi Tem. 30, 2012 11:52 am

Kürek dediğin anda kapan önce takrar kaşığa sonra tekrar alışagelmiş bir biçimde "Kontrol komutu 72-Kürek!" yazılı nesneye dönüşüyor. Bu sırada sen de kıza tüm söyleyeceklerini söylüyorsun. Buna karşılık olarak kız da sana cevap veriyor. "Pek ala, eğer benimle soul society' e geleceksen, oraya gidene kadar bana veya başkalarına, başka bir zarar vermemen için güçlerini mühürlememde bir sorun yoktur umarım..." Bu sırada cebinden garip görünüşlü bir alet çıkartıyor, "... Gotei 12 adına reiatsunu manipüle ediyor ve shinigami güçlerine geçici olarak el koyuyorum!" Cihazın üstündeki kırmızı ışık yeşile dönüyor ve cihazdan yayılan mavi enerji dalgası seni vuruyor. Tüm bedeninin hakimiyetini kaybediyorsun, en ufak bir biçimde herhangi bir kasını oynatamıyorsun. Makinadansa metalik bir ses ile şu sesler yükseliyor: "Shunpo yeteneği off-Shikai geçiş yeteneği off-Kidou,bakudou yetenekleri off. Zanpaktou kilitleniyor..." dedikleri son bulurken, tekrar hareket edebildiğini fark ediyorsun. Mavi ışık ta bu sırada kesiliyor ve cihazın rengi yeniden kırmızıya dönüyor. Tam bu arada kendi zanpaktoun birden siyah renge bürünüyor, sana şimdi oldukça ağır geliyor. Aslında kendini farklı hissetmiyorsun ama bir değişiklik olduğu belli...

_________________
Bir gece ansızın...


Şu sıralar dinlediğim şarkı:

Spoiler:
 


Hatalıysam (spoilerdaki numaradan) ara!


Spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
kiyoshi mamoru
Gotei 2 FukuTaichou
Gotei 2 FukuTaichou
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 168
Yaş : 105
Ruh Hali :
Kayıt tarihi : 12/08/10

Karakter
Zanpakutou: sasori
Puan:
80/100  (80/100)

MesajKonu: Geri: Küçük bir tıme-skip/Kiyoshi   Cuma Ağus. 03, 2012 2:08 pm


Arkama dönüp tam kazmaya başlayacakken kızın konuştuğunu duuyup ani bir hareketle yüzümü tekrar kıza döndüm. Bana cevap verecek gücü kendinde bulup bulabileceğinen şüpheliydim. Bir daha ayağa kalkıp kalkamayacağından şüpheli olduğum gibi.
"Pek ala, eğer benimle soul society' e geleceksen, oraya gidene kadar bana veya başkalarına, başka bir zarar vermemen için güçlerini mühürlememde bir sorun yoktur umarım..." dedi. Sesi onun halinden beklenmeyecek bir şekilde kendinden emin geliyordu. Sözlerinde de aksama yoktu ve yalan söyler gibi bir hali de yoktu. Gerçekten güçlerimi mühürliyecek gücü nereden bulacaktı ki. Tam o sırada bu soruma cevap gibi titreyen elleri kimonosunun kanlı çeplerine gitti. Ovalimsi ve küçük bu cihaz gelecekten gelme ışınlanma cihazlarını andırıyordu. Ben daha önce buna benzeyen bir aleti hiç görmemiştim bu yüzden fazlasıyla geribime gitti. Bu alete meraklı bakışlarımı umursamadan gene kendine emin bir halde
"... Gotei 12 adına reiatsunu manipüle ediyor ve shinigami güçlerine geçici olarak el koyuyorum!" dedi. Ardından ışınlanma cihazına benzettiğim bu alet sanki cismi ışınlamaya hazırlıyanıyormuş gibi üzerindeki kırmızı ışık yeşile döndü ve hemen ardından cihazdan mavi bir ışık dalgasının bana doğru geldiğini hissettim. Bu ışık dalgadı bana doğru gelip geçmemişti beni sert bir şekilde vurmuştu. Bu vuruşla dengemi kaybettim ve dizlerimin üzerine düştüm. Dizlerimin üzerindeyken kalkmayı denedim bir süre. Kalkmak bir yana ayak parmaklarımı bile oynatamıyordum. Sanki reatsusu benden çok daha yüksek biri bana reatsu topu fırlatmış gibi hissediyordum kendimi. Hiçbir şey yapamayan ve hareket etmekten aciz ben. Bu durum fazlasıyla canımı sıkmaya başlamıştı ve normalde olsa kızı neden öldürmedim ki diye kendimi suçlardım. Ama şu anda beni endişelendiren daha önemli bir durum vardı. Neler oluyordu? Cihaz :"Shunpo yeteneği off-Shikai geçiş yeteneği off-Kidou,bakudou yetenekleri off. Zanpaktou kilitleniyor..." diye sesler çıkarırken içimde büyük siyah bir boşluk yayıldı. Kocaman siyah boşluk beni yavaşça ve sinsice yutuyordu. Gözlerim karardı ve tamamiyle yere düştüm.Artık yüzükoyun bir şekilde yerde yatıyordum. Yıllarca benim dostum olup her yere birlikte gittiğim zanpaktom artık ağırlaşıp elimden kaymıştı ben düşerken. Bu nasıl olabilir diye sordum kendime. Ancak zihnim de boşalmış olmalıydı ki sorumun yanıtını veren içimden duyduğum o sesler bu sefer sessizleşmişlerdi. Yerde yüzükoyun yatarken cihaz tamamiyle susmuştu artık. İçimden büyük bir güç topu çıkıp bedenimi terk etmiş gibi hissediyordum. Ne söyleyeceğimi, ne yapacağımı ve hatta ne düşüneceğimi bilemiyordum. Gözlerimdeki karanlık bulut kaybolmuştu ancak neden hala kendimi boşluğa düşüyormuş gibi hissediyordum. Neden bir şeyler eksikti ve ben ne yazık ki neyin eksik olduğunu çok iyi biliyordum. Hayatım boyunca benle birlikte olan shinigami güçleri beni ben yapan o güçler yok olmuşlardı . Yıllarca çalışıp çabalayıp güçlenmeye çalışmıştım ve şimdi güçlerim kaybolmuştu. Yerde biraz arkamda yatan bir kız tarafından çalınmışlar ya da onun tabiriyle el koyulmuşlardı. İçimden büyük bir öfke dalgası bütün vücudumu sarstı ve titrememe neden oldu. Kendimi sakinleştirmek için derin bir nefes alıp verdim. Artık sinirlensem bile bir fayda etmezdi zaten. Güçsüz ve acizdim ben artık. Bu şekilde duramazsın dedi içimdeki seslerden biri. Ben seni çok iyi bilirim sen güçlerin olmadan yaşayamazsın. Kapa çanani dedim içimdeki sese. O sırada içimden bir başka ses konuşmaya başladı sen bunu hak ettin diyordu bu ses. Sen bunu hak ettin kiyoshi ve bunu çok iyi biliyorsu. Ona da kapa çeneni dememe rağman bu ses beni o kadar etkilemişti ki gerçekten ne kadar üzgün olduğumu ancak o zaman anlayabildim. Hayatımın ne keder değersiz ve yaptıklarımın ne kadar boş olduğunu da. Benim gibi narsist biri için ne kadar değersiz olduğumu anlamak acı veriyordu.Aynı sevdiği birini kaybetmiş bir insan gibi hissediyordum kendimi. Kalbimde bir yumru verdı ve çok üzgündüm ama bunu belli edemiyordum. Hislerimi belli etmek benim yapımda olan bir şey değildi ama narsist özelliğim gibi bu da belki bir süre sonra değişecekti ancak şu an asla. Yerden kalktım ve yeşil çimlerden farklı olarak mavi gökyüzünü gördüm. Hava aydınlanmıştı artık ve bu konuda yapabileceğim hiçbir şey yoktu. Bazen bazı şeyleri değiştiremezdik işte. İçimde bulunduğum durum da böyleydi. Ayağa kalktıktan sonra eski dostum zanpaktomu bir kez daha yerden kaldırmayı denedim. Ama yapamıyordum benim için fazlasıyla ağırdı artık. Bu beni o kadar duygulandırmıştı ki babam öldüğünde bile kendimi böyle hissetmemiştm. İçimde artık sinirden çok daha güçlü bir duygu hakimiyetindeydi o da umutsuzluk. Sanki vücudum da bana ağır gelecekmiş de adım atamayacakmışım gibi hissettim o anda. Ya da kollarım bana ağır gelecekmiş de yere düşecekmiş gibi. Çünkü zanpaktom benim kolum ya da bacağım gibi vücudumun bir parçası haline gelmişti artık. Onu kaybettikten sonra her şey çok boş ve anlamsızdı ve yaşayan bu vücutta her an dağılıp parçalara ayrılabilirdi. Adımlarımı atarken kıza doğru döndüm ve anlamsız gözlerle baktım ona. İçimde ne sinir ne de hüzün vardı ona bakarken. Sadece boşluk hissediyordum. Ağzımı açacak gibi oldu ama sonra fikrimi değiştirdim. Konuşmak anlamsızdı ve söyleyecek bir söz bulamıyordum. Kazmam gerektiğini bile unutmuştum sadece eimdeki küreğin o şekilde bir alete dönüşmesini istedim. Belki böylece güçlerimi geri alabilirim diye saçma bir fikir geldi aklıma ama sonra fikirin saçmalığından iğrendim. Sanırım çaresizlik içinde saçma sapan şeyler düşünmek gelirdi insanın içinden. Sadece yürüdüm boş bir şekilde kızın beni yakalamasını beklercesine elime bir kürekle kızın önünden geçerek öylece yürüdüm.
Out: Aklına yazcak bir şey gelmeyip saçmalama durumu
Out1: ktunnelden açtuğım için siteyi renklendirme yapamadım.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Ogre
Game Master
Game Master
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 271
Yaş : 26
Nereden : evimdeki bilgisayardan girdiğim gm hesabından
Lakap : Gm
Ruh Hali :
Kayıt tarihi : 27/04/12

Karakter
Zanpakutou: Pc klavyesi
Puan:
7777777/7777777  (7777777/7777777)

MesajKonu: Geri: Küçük bir tıme-skip/Kiyoshi   Paz Ağus. 05, 2012 11:37 am

Yeni konun yakında açılacaktır. İmzana shinigami güçleri engellenmiştir yazarsan sevinirim.

_________________
Bir gece ansızın...


Şu sıralar dinlediğim şarkı:

Spoiler:
 


Hatalıysam (spoilerdaki numaradan) ara!


Spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Küçük bir tıme-skip/Kiyoshi
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bleach RPG :: Soul Society :: Rukongai-
Buraya geçin: