AnasayfaSSSAramaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Arata Kenta.

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Arata Kenta
Gotei 3 Taichou
Gotei 3 Taichou
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 7
Yaş : 23
Kayıt tarihi : 10/07/12

Karakter
Zanpakutou:
Puan:
90/100  (90/100)

MesajKonu: Arata Kenta.   Cuma Tem. 13, 2012 12:05 am

<blockquote>
Güneş ışığı, semâda cennet kuşu bitkisinin renklerini yayma sorumluluğunu üzerine almaya hazırlanırken ahşap zeminde yavaşça hareket etmekteydi genç büyücü. Beyaza yakın bir krem renginde giydiği, dizinin on santimetre kadar üzerinde biten şortunun ten renginin yanında çok az hafif duruyor oluşuna önemsemeden yavaşça ilerliyordu. Dikey çizgili ceketinin aralara işlenmiş eflatun renkli desenleriyle uyum içerisinde bulunan v yakalı mor tişörtü görünmek adına çabalıyordu âdeta. Buna da aldırış etmiyor, bir yılan edasıyla sinsice yürüyordu. Ayakları altında ezilen parkeler, acı çekmenin göstergesi olan çığlıkları ile sessizliği bir çuvaldızmışçasına yarıyor ve aydınlığını kaybetmiş evin içerisinde dalga dalga yayılıyordu. Günışığı, gecenin esareti altına girmemek adına giderek dünyanın öbür ucuna ilerlediğinden doğuya bakan pencereler, karanlığa tutsak kalmaya başlıyordu. Oysa gök, her zamankinden daha berrak bir renkteydi: peygamberçiçeği mavisi… Ayaklarındaki ayakkabının bej tabanları üzerinde yükselen ceviz renkli bez parçalarından oluşmuş spor ayakkabılar, yerden yükselirken ince bir sürtünme sesi ile nidalara zemin hazırlamaktaydı. Gecenin en koyu hâlindeki karanlığa gömülmüş bir siyah ile karıştırılarak elde edilmiş yoğun renge sahip olan saçlar, açılmış camlardan içeriye giren serin yel eşliğinde hafifçe kıpırdanırken uzunca bir insanın içine girebilmesine yetebilecek kadar yüksekteki ağır işlemeli şöminenin bulunduğu taş zeminli odaya ayakbastı genç. Gıcırtılar, koridorun derinliklerine karışıp kaybolurken çok daha ferah görünümlü, aydınlanabilen odada tok sesler çıkartarak yürüdü büyücü. İçinde ateşler yanması gerekirken yaz sıcağından bunalıp da sönmüş görüntüsüne uyum sağlamak istercesine etrafa is kokusu yayıyordu. Pek çok kişinin düşündüğünün yahut düşünebileceğinin aksine hiçbir vakit yanmamıştı bu şömine. Bunlar hakkındaki düşüncesini silip bir kenara fırlatırken taşlar üzerindeki ince işleri incelemek ile vakit kaybetmemekte kararlı idi. Yeşilimsi bir kumu andıran toz yığını hissi veren ne idüğü belirsiz yığın arasına parmaklarını daldırdıktan sonra yakından devasa görünen boşluğa doğru bir adım attı ve parmaklarını hafifçe aralamak üzereyken ciğerlerindeki havayı tıslamayı andıracak bir ses tonunda bıraktı. “Lāl Algernon!” Çataldilde gel anlamındaki kelimeyle beraber ismini söylediği canlının deniz kadar doğal ilerleyişine tanıklık etti. Yerde sürünerek hızla kendisine doğru hareket eden canlının bedenini kavrayarak omzuna doğru çıkışına pek çok kez tanıklık ettiğinden olsa gerek hiçbir tepki göstermedi. Mamba, yerini aldıktan sonra parmaklarını iyice gevşetti ve yere düşen kum tanecikleri arasında yayılması için sesine şekil vererek gideceği yerin ismini telaffuz etti. Diagon Yolu…

Sapı koparılmış bir karahindiba gibi gökyüzünde asılı kalan güneş, yerçekimine kapılarak yavaş yavaş aşağıya süzülüyordu. Her geçen an, dünyanın cazibesine biraz daha kapılmanın kendisine getirdiği bilinçsizlikten havayı fazlasıyla farklı bir renge çevirmeye başlamıştı. Gerisinde bıraktığı dükkânın gölgesi, üzerine düştüğünden ötürü sıcağın altında ezilmekten son anda kurtulmuştu. Bir nevi şanslı da denebilirdi. Bunu neden yaptığını kendi kendine tartışma işini de sonraya bırakarak ayaklarının yanında yavaşça sürünmekte olan yılanın hızına ayak uydurarak ilerlemekteydi. Çıplak toprak üzerine serilmiş taşların her adımda daha çok derinlere battığına dair bir düşünce, Kedavra Laneti kadar hızlı bir biçimde zihnine çarptıktan sonra yılanın kendisine doğru tıslamasına karşılık verme gereği duymadan hareketine devam etti. Sahibinden cevap alamıyor oluşunun umurunda olmadığını belli edercesine yanındaki ayaklara uyum sağlayan kıvrımlı canlı, üzerine düşen gölgelerle normalde olduğundan çok daha koyu bir yeşile bürünmüştü. Yılanın kuyruğundan başına kadar olan her noktasını ayrıntısıyla inceledikten sonra karşısında gördüğü duvarın Çatlak Kazan’a ait olduğunun bilincine vararak adımlarını sıklaştırdı. Güneş, bakış açısına göre beş santimetre kadar aşağıya kaymıştı ve gölgesi, duvarın tam üzerine vuruyordu. Yolun neredeyse bomboş olan bu kısmını dolduran varlıklardan bir tanesi iki yana dizilmiş, birbirini tamamlayan beton binalarken diğer üçü de Flynn Chadwick isimli Hogwarts öğrencisi; Algernon isimli Yeşil Mamba türünde bir yılan ve onların dört metre kadar ilerisinde, Çatlak Kazan’ın duvarlarına dokunarak açılmasını sağlayan yeni mezun görünümlü bir cadı idi. Duvarlar, iki yana doğru katlanarakbir kapı oluştururken cadı içeri girdi; ardındansa Slytherin öğrencisi hızla süzüldü. Arkasındaki tuğlalar, birbirlerine sırayla geçerek yeniden bir duvar ördükleri sıradan Çatlak Kazan’ın uğramayalı ne kadar da değişmiş olduğuna kanaat getirdi kendi kendine. Bu kısım, fazlasıyla tozu içeri taşıyor diye olsa gerek bir cam kapı ile geçit oluşturmuşlardı. Eski yapıları korumak gerek… Sahi ya, buranın adı niçin Çatlak Kazan’dı? Bunu hep merak ediyordu, besbelli; fakat kendi kendine sormamıştı daha önce. Şimdi, hiç zamanı değilken aklına gelmişti, pek çok kişinin durumu gibi. Bunları da aklının bir köşesine kaldırdı. Herhalde bugün oraya yığdıkları kitaplara çevrilse kütüphane oluşturabilirdi.

Cam kapıdan içeriye girdiğinde burnuna gelen ağır kokunun toza bulanmış ter kokusu olduğunun farkına varması bir dakikasını dahi almamıştı ki yanında sürünerek ilerleyen yılanın ezilmemek için tekrar vücuduna çıkmayı amaçladığını fark etti. Kafasını, Flynn’inkinin yanına yaklaştıran yılan, kuru gürültü içerisinde kendisine gelen fısıltının ne olduğunu anlamak adına âdeta birkaç saniye düşündü. .
”Hút fis Moss?” Yılanın birkaç saniye çevreyi tarayan gözleri ardından dilinin bir şeyleri yalamak istercesine sinsice çıkışıyla beraber birkaç kelime de döküldü. Kızın yerini belli eden konuşmanın tamamlanması ile kendisine doğru dönmüş gözlerin sönük ve bir o kadar da kurnazca bakmasına dahi aldırmadan oraya doğru ilerledi. Sandalyenin ağır haykırışı, kokuşmuş havada kayıplara karışırken kendisine yöneltilen soruyu cevaplama gereği duymadı. Etrafta boş masaların olduğunu fark etmemişti ve buradan kalkmak gibi bir niyeti de yoktu zaten. Dudakları, uzun bir günün ardından kurumuştu ve güneşin batıya doğru ilerleyişi sürerken kendilerine doğru gelen pek çok içkiden birini alma isteğine aldırmadı. Söyleyecekleri öncelikliydi. ”Aldığın mektubu değerlendirdiğin için teşekkür ediyor ve binamızın o masumane suratının gerçek yüzü hakkında bir aydınlanma yaşamak istiyorum, Aleeza.”

xXxXx

Yaşlı masanın öbür ucunda oturan kızın dudağından dökülen kelimeler, kendisi için hiçbir önem arz etmiyordu belli ki. Bunu kanıtlamak adına, boğazına bir şey takılmış gibi hafifçe bir öksürdü ve şaşkın bakışlar ile cadıya döndü. Üzerinde normalde olandan çok daha güçlü bir ağırlık varmışçasına altında ezilmemek için büyük bir çaba ile dikiliyordu besbelli. Ellerinin nerede olduğunun farkında bile değilken birden masanın üzerinde buldu ve bir piyanoyu nazikçe okşar misali gürültünün yutacağı bir melodiyi özgürlüğe kavuşturdu. Sandalye ile karşılaştırıldığında o kadar boğuk ve kısık bir sesi vardı ki rûhu yok olalı çok olmuş kare cismin, uğultunun dudakları arasında hiç oyalanmadan kayboldu. Gözlerini ayırmadığı cadı, hiçbir şekilde rahatsız değil gibi görünüyor; ama öfke ile dolmuş taşıyordu âdeta. Bunu anlamak çok zor olmasa gerek, Flynn bir girişimde bulunmak istedi; fakat az önce yılanına kötü bir bakış atan kişiye ne diyebilirdi ki? Rahatsızdı burada olmasından; ancak yeşil pullarıyla kıyafetine farklı bir hava katan Algernon'un gitmesi durumunda güvenliğini kim sağlayacaktı büyücünün? Kime karşı bir güvenlikti bu? Belirsizlik perdeleri ardından görünmeyen bir düşmana mı yoksa yalnızca ihtimaller üzerinde duran bir adamın paranoyasına mı? Geçmişini gözlerinin önüne getirdi; lakin onların şu an için büyük bir tehdit unsuru olduğunun bilincinde olmasıyla defetti zihninden. Kaçıncı kez oluyordu, sayamamıştı; aynı az önce olduğu gibi.

Aralarındaki mesafenin bir saniyeliğine boşluğa karışması, yılanın dilini dışarı çıkıp da çocuğa doğru gelen kelimeleri yalaması ile meydana gelirken Flynn, derin bir iç çekiş ile cevap verdi. Vurgu dolu cümlenin karşısında hiçbir tepki vermiyor oluşu, belki sohbet ettiği kişiyi biraz sinir edebilirdi; amma velâkin emeline ulaşmak adına bu tür şeylere katlanmak durumundaydı. Yollar, imlerle belirlenir; sükût ile geçilirdi. İzleri çizdiğine göre şimdi ilerlemeye başlayabilirdi. Omzundaki yılan, başını biraz ileriye doğru uzatıp dilini bir defa daha dışarı çıkarttığında etrafa güçlü bir tıslama yayılırken Chadwick, hiçbir şey olmamışçasına sakinliğini koruyarak çataldil konuşma gereği duydu.
"Psā!" Yeşil Mamba, kaslarını bir kez daha hareket ettirerek kafasını geriye doğru çekerken göz temasları kesilmemiş olan gençlerden kızıl saçlı olanın gözleri ardına gizlenmiş korkusunu yakalama isteğiyle yanıp tutuşuyordu diğeri. Bu sırada masaya doğru sessizce yaklaşan garsonun elinde tutuğu iki içecekten biri, hiçbir şey sipariş etmemiş Flynn adına bir kurtarıcı olsa da bakışlarıyla birbirlerinin içlerine sızmayı deneyen iki sihirli kanın arasındaki iletişimi kıramamıştı. Kendisine doğru itilen bardağı, sağ elinin ince ve uzun parmaklarının kemikli yapısıyla karşılayarak kavradı ve kadehin buzu andıran sapına destek vererek dudaklarının tanrının sıvısıyla buluşmasına izin verdi.

Ağzına doğru kayarak ilerleyen sıvı, içindeki buzlara rağmen oda sıcaklığından çok az bir soğukluk ile ayrılır hâle gelmişti. Buna karşın çatlamak üzere olan dudaklarını ve damağıyla tepkime vererek yapışmasına ramak kalmış olan dili için pek büyük bir nimetti. Başının ardından yavaşça süzülmeye başlamış turuncu ışığın masa üzerinde desenler çizerek kendisinden daha koyu renkli saçların sahibinin çehresinde raks etmeye başlaması ile dikkati biraz olsun dağılmıştı gencin. Aynı noktada, kız da göz kapaklarını birbirine yaklaştırma çabasına girişmiş ve saçlarıyla uyum içerisinde dans eden pırıltının düşlerine dalmış gibi görünmeye başlamıştı. Aleeza'nın kendini toparlamak için çabalarına aldırış dahi etmeden kendi düşünceleri arasında kaybolup gitmiş olan Chadwick, masanın üzerinde sessizce uyuklamaya başlamış parmaklarının kendiliğinden harekete geçişinden bihaber gözlerini tekrar karşısına doğru çevirdi. Kızın gözlerinin kiremit renginden çok içine yayılmış ve yer yer kendini gösteren yeşil kısımları dikkatini çekmekteydi Slytherin binasının renkleri ve yılanının derisi dışında hiçbir zaman onu üzerinde taşıyamayan büyücü. Tüm bunların karmaşası içinden kurtulmayı başardığında konuşma vaktinin geldiğini anlayacaktı; ancak ismi bile kargaşa dolu olan kaos zihnine hücum etmekteydi. Tüm bunlar yaşanırken ne olduğunu bile anlamamıştı ki karşısında açılmış olan omuzların görüntüsü dikkatini çekti. Çok koyu olmamakla birlikte sarımsı bir rengi olan cildin üzerine düşmüş siyahî ip, bir yılan gibi kıvrılarak ilerlemekteydi. Ucunda asılı olan şeyin ne olduğunu tam olarak anlayamasa da mat yapısından ötürü üzerine düşen günışığının eğlencesine ortak olmuyordu. Kimi kısımları, metalik yapısından ziyade ipin rengine kaçmıştı. Tüm bunlardan gözlerini kaldırıp da boğazını süzerek tekrar yüzüne baktığında Moss'un, yutkunmasını göz ucuyla fark etti; ardından dudaklarının kıpırtısına sesiyle eşlik etti.
"Bir yılanın gerçek yüzünü görmek diğerleri için çok kolaydır; fakat senin farkına varmadığın bir şey var Aleeza. Ağzındaki baklayı çıkarması gereken kişinin ben olmadığımı anlaman gerekirdi, söyleyecekleri olan sensin."
</blockquote>

Tamamlanmamış bir rol oyunudur. Yaptığım bir rpnin ilk iki kısmıdır. Fazla uzun olmaması için ilk kısımlarını ekledim, kurgunun buna göre değerlendirmesini istiyorum. Puanlandıktan sonra mesajım editlenip rpm kaldırılırsa sevinirim.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Eyvah Admin
Genel Yönetici
Genel Yönetici
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 1668
Yaş : 24
Nereden : Nereye...
Lakap : Admin
Ruh Hali :
Kayıt tarihi : 23/01/09

Karakter
Zanpakutou: Yönetim Paneli asddasdasd
Puan:
9999999/9999999  (9999999/9999999)

MesajKonu: Geri: Arata Kenta.   Cuma Tem. 13, 2012 4:12 pm

Değerlendirme
-Renklendirme & düzen: 9/10 (+1)
Renkler hoştu ama biraz karanlık buldum. Yazıyı siteden de okumak isterdim. Düzen çok iyiydi.
-Betimleme: 20/20
Fena şekilde boldu. Açıkçası bazı yerlerde betimlemelerin cümle devamiyla uymadığını düşündüm.
-Akıcılık: 18/20
Bazı betimlemeleri tekrar tekrar okumak zorunda kalışım, uzun olduğu için haliyle bazı kelimelerin tekrar kullanılışı (uzun cümle oluşturmak için olrken, yaparken gibi kelimeleri çok tekrarlamışsın)… Akıcılığı bu rp’nin en büyük kusuruydu.
-İmla: 15/20
Spoiler:
 
-Kurgu: 17/20
Sadece iki rpden oluşmasiydi sorun. Zira örnek rpler, normal rplerden farklidir. Diğer karakterleri de biz elimizde tuttuğumuz için daha kısa sürede daha çok olay yaratırız. Bir de sanırım sadece kendi rplerini birleştirmişsin; ancak iki rp arasında bağ kurarak yeniden düzeltseydin ve karşıdaki kişinin de konuşmalarını rpye yedirseydin çok daha verimli olacağını düşünmekteyim. Onun dışında hp olduğunu anlamayan kalmamıştır.
-Uzunluk: 10/10
İdeal hatta fazla bile uzundu. İki sayfayı okurken canim çıktı resmen.

Puan: 90. Açıkçası 89’da kalacaktı. Bende +1 puan yaptım. İyi rpler dilerim.

_________________
Admin'i kızdırmayın:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://bleachrpg.forums-rpg.com
 
Arata Kenta.
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bleach RPG :: RPG Başlangıç :: Rp Puanlatma-
Buraya geçin: