AnasayfaSSSAramaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Hueco Mundo'da tehlikeli oyunlar

Aşağa gitmek 
Sayfaya git : 1, 2  Sonraki
YazarMesaj
Eyvah Admin
Genel Yönetici
Genel Yönetici
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 1668
Yaş : 24
Nereden : Nereye...
Lakap : Admin
Ruh Hali :
Kayıt tarihi : 23/01/09

Karakter
Zanpakutou: Yönetim Paneli asddasdasd
Puan:
9999999/9999999  (9999999/9999999)

MesajKonu: Hueco Mundo'da tehlikeli oyunlar    Ptsi Ocak 23, 2012 9:03 pm

Out
Evet, Buradan daliyoruz gençlik. Ben ilk turu yazamiyorum çünkü çikmam gerek. Bu rpye aktif katilacağim için gm olayi olmayacak ama ben sizi yönlendiririm bir şekilde.
İşte ilk tur sizden istediklerim:
Buraya neden nasil geldiğiniz betimleme vs. Hemen hollow görüp dalmanizi istemiyorum. Buraya geliş ssebebinizi ve çok kisaca gelmeden öncesini yazin.
Kolay gelsin =)

_________________
Admin'i kızdırmayın:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://bleachrpg.forums-rpg.com
Mitsuide Takashi
Gotei 1 FukuTaichou
Gotei 1 FukuTaichou
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 349
Yaş : 20
Nereden : İzmir
Lakap : East-Kun
Ruh Hali :
Kayıt tarihi : 08/07/10

Karakter
Zanpakutou: Isuka
Puan:
85/100  (85/100)

MesajKonu: Geri: Hueco Mundo'da tehlikeli oyunlar    Ptsi Ocak 23, 2012 10:18 pm

Takashi 12. takım binasından büyük bir hızla çıktı. Hava oldukça bulutluydu. Yağmur yeni dinmişti ve havada yoğun bir toprak kokusu vardı. Herkesi huzursuluk veren kasvet dolu bir hava. Takashi'nin yüzünde endişeli bir ifade vardı. Durmadan sağına soluna bakıyordu etrafta yavaşça gezinirken. Sonra bir an duraksadı ve Seireitei'nin dış kapısına doğru baktı. Yaklaşık 300 metra uzunluktaki ahşap kapı. Dışarısında Rukongai'nin oldukça büyük ve ağaçların en ufak güneş büzmesinin girmesini bile engellediği kapkaranlık bir ormana doğru açılan kapı. Takashi birden sarsıldı büyük bir korkuyla. Kesinlikle bir şeyler olacaktı oldukça büyük şeyler. Takashi aklından binbir düşünceyle boğuşurken kendine geldi ve ömründe hiç koşmadığı kadar koşmaya başladı. Doğu kapısına uzanan yollar oldukça karmaşım ve labirent gibiydi. Evler ve duvarlar her an karşınıza çıkıp yolunuzu kesebilirdi. Bu yüzden Takashi duvar kenarları ve evlerin üzerinden gitmeyi tercih etti. Duvarın üzerinde koşarken yağmurun verdiği yüzünden kaydı ama yere düşmeden önce dengesinii kurabildiği için herhangi bir yerine zarar gelmemişti. Nerede olduğunu anlamak için etrafına göz gezdirdi. Doğu kapısından yaklaşık 100 metre uzaktaydı. Acele etmeliydi yeniden koşabildiği kadar hızla koşmaya başladı. Acele etmesi gerektiğini hissediyordu.

Yaklaşık üç saaat önce Takashi yatağından fırlamıştı. Temiz bir hava zihni açar düşüncesiyle pencereleri açtı. İşte o zaman kasvetli havayla karşılaştı. "İlla bir şeyler olmalı değil mi? Tam güzel bir gün olacak gibi bir his var içimde diyordum. Ahh neyse bütün iştahım kaçtı. En iyisi biraz dışarıda oyalanayım ama ben bir fuku-taichoyum iş beni bekler. Ahh bugünde hiç çalışasım yok ki be." diye kendi kendine mırıldandı. Üstü başını giydikten sonra zanpaktousunu da alıp dışarı çıktı. Takım binasının yolunu tutmuşken. Gökyüzü parçalanırcasına göğün gürlediğini duydu ve aniden yağmur bastırdı. Neyse ki yakınlarda bir vardı. Hemen bara kaçtı. İçeri girdiğinde barsahibi "Hoşgeldiniz. Maalesef bu saate servis yapmıyoruz." dedi. Bar bombuştu. İçeride kötü bir koku vardı. Eski kalaslardan yapılma masalar vardı minderlerde yıkanmadığı için sararmıştı. Duvarlar ve tatamilerin arasında yosunlar vardı. Takashi aptalca gülümseyrek "Kusura bakmayın. Yağmur çok kötü bir şekilde yağıyordu. Yağmur dinene kadar kalıp gideceğim" dedi. Ancak içinden "Sanki çok meraklıydım dandik barına burda kim içki içer ki hem?" diye geçirdi. On dakika boyunca yağmuru pencereden izleyen Takashi artık çok sıkılmıştı. Sanki bunu anlayan bulutlar birden yağmuru kesti. Takashi bar sahibinin arkaya gitmesini bekliyordu ki onun la bir daha konuşmak istemiyordu. Bar sahibinin nerede olduğuna bakmak için arkasını döndüğünde kimseyi göremedi. Bunu fırsat bulup kendini eski ve kirli bardan dışarı attı. Takım binasına doğru yola koyuldu. Binadan içeri girdi ve kaptanın odasına gitti ama kimseyi görmedi. Odanın içi bir yığınla doluydu ve tamamen dağınıktı. Odadan çıktığı anda bir ses ona seslendi "Ahh Takashi-kun kaptanı arıyorsan gitti.". Arkasını döndüğünde yaklaşık 1.75 boyunda, hafif zayıf, uzun ve siyah saçlı bir kızla yüzyüze geldi. "Izumo. Korkuttun beni" dedi. Kızda hafif bir gülümseme ile "Kusuruma bakma Takashi-kun." dedi. Izumo kaptanın belge işlerinde yardımcı olan alt kümeden bir shinigamiydi. Ama Takashi takımındaki herkes ile samimi ilişkiler içindeydi. Herkes ona ilk ismi ile hitap ederdi o da hatırladığı kişileri ilk ismiyle çağırırdı. "Hmm... Peki yine nereye kayboldu kaptan? Önemli bir şey var ve ona danışmam gerek." dedi. Kız yüzündeki gülümsemeyi sildi ve "Bana çıkmadan önce 12. takım binasına gittiğini ve bakması gereken önemli belgeler olduğunu söyledi." diye cevapladı. Takashi teşekkür edip takım binasından çıktı ve 12. takım binasına doğru yola koyuldu. Havada hala yağmur yağacak gibi duruyordu bu yüzden Takashi acele etti ve birkaç dakika sonra 12.takım binasına vardı. İçeri girdi ve önüne çıkan ilk shinigami'ye "Hey! Bizim kaptanı gördün mü?" diye sordu. Oldukça şaşırmış olan shinigami "E-en son belgelerin bulunduğu taraftaydı." diye cevap verdi. Takashi zaman kaybetmeden belgelerin olduğu kısıma gitti ve oranın sorumlusuna "Kaptan buradaymış diye duydum." dedi. Suratında oldukça ciddi bir ifade ile etrafta dolaşan sorumlu "Gideli çok oldu. Suratında hiç görmediğim kadar soğuk bir ifadeyle geldi. Bazı belgeleri kurcalıktan sonra telaşla fırlayı verdi." diye cevapladı. Takashi meraklı bir sestonuyla "Ne belgeleriymiş bunlar?" diye sert konuştu. Sorumlu "Bende bilmiyorum G bölgesindeki bazı belgeler." diye yanıtladı. Takashi hiç bir şey demeden direk G bölgesine fırladı. Burası oldukça boştu. Çok fazla belge olmadığı düşünen Takashi arkasını döndüğünde kitalıktaki neredeyse yarısından fazla belgeyi dışarıda gördü. Sanırım kaptanın işiydi bunlar. Kaptanın okumuş olduğu son belgelere göz gezdirirken. Bir an okuduğu şeye inanamadı. Beyninden vurulmuşa dönen Takashi farkında olmadan gözlerini açabildiği kadar açtı. Birden belgeyi yere attığı gibi koşmaya başladı. Birden 12. Takım binasından dışarı fırladı.

Takashi kendini doğu kapısının önünde buldu. Muhafızlara avazı çıktığı kadar bağırdı. "Kapıları açın acele edin.". Muhazfızlara neye uğradıklarını şaşırdı. Şaşkınlıkları üzerindeyken kapıları açtılar. Takashi koşmaya devam etti. Bir iki dakika sonra kendini karanlık ormanın içinde buldu. Yağmur sonrası temiz toprak kokusu her yanını sarmıştı ama şu an bunları düşünecek vakit yoktu. İleride bir açıklık vardı. Kaptanını orda gördü. Takashi hemen bağırdı "TAICHOUU?! BEKLEYIN?!" O anda kaptanı ona doğru döndü. Ona doğru bakıyordu. Takashi koşmaya devam ediyordu. Sonunda kaptanının yanına geldi. Nefes nefese kalmıştı oldukça yorulmuştu. Havanın serinliği derisindeki terlerle bir olup onun daha da çok üşümesine neden oluyordu. Tam konuşacaktı ki kaptanı "Takashi beni bulduğuna göre belgeleri görmüş olmalısın." dedi. Takashi suratında hoşnutsuz bir ifadeyle "Evet" dedi. Bir yandan derin derin soluyordu. Kaptanı "Takashi sen benim fuku-taichou'm olduğunu göre benimle geliyorsun. Hueco Mundo'ya gidiyoruz." dedi. Takashi ise suratındaki ifadeyi sertleştirdi ve "Emredersiniz." diye yanıtladı
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://animeturkiye.forummum.com
Kitsune Shuurei
Vekil Shinigami
Vekil Shinigami
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 739
Yaş : 22
Nereden : Karakura Town
Lakap : HUNTER
Ruh Hali :
Kayıt tarihi : 02/07/10

Karakter
Zanpakutou: Shingetsu
Puan:
90/100  (90/100)

MesajKonu: Geri: Hueco Mundo'da tehlikeli oyunlar    Salı Ocak 24, 2012 12:48 pm

3 gün önce...

Yağmur bardaktan boşalırcasına yağmaya başlamıştı. Sokakta tek bir insan bile kalmamıştı. Ardından uzaklardan bir karartı göründü. Yavaşça yaklaşan bir karartı. Kafası eğik, saçları dağınık ve ıslak, elinde çantası ile yavaş yavaş geliyordu. Kitsune yağmurlu günleri pek sevmezdi ancak bugün biraz yağmur altında düşünmek istemişti. ''Nereye gidiyor bu dünya? Geleceğim bile henüz belli değil. Yarın ne olacağım belli değil. Lanet olsun!'' düşüncelere dalmış yavaşça yürürken garip bir reiatsu sezdi. Bu bir hollowdu. ''Aah! Yine başlıyoruz! Lanet olsun!'' Kitsune bedenin orada bırakmıştı. Nasıl olsa bu yağmurda kimse dışarı çıkmazdı. Oraya varması kısa sürdü. Çünkü hollow üç sokak ötede belirmişti. Gittiğinde ise karşısına çıkan manzara ilginçti. Kitsune bir süre donuk donuk baktı ve ardından ''Sende nesin böyle?'' ''Bir hollow reiatsusu gibi ancak ondan daha güçlü ve daha saf bir enerji.'' Karşısındaki ona hiç cevap vermedi. Kitsune ona doğru bir shunpo çekti. Hemen önünde belirdi. tekmesini bel hizasına kadar kaldırdı ve savurdu. Ancak rakibi ondan daha çevikti ve bu basit saldırıyı kolaylıkla atlattı. Ardından Kitsune kılıcına sarıldı ve onu sırtından ellerinin arasına aldı. ''Hey! Şimdi kaçma zamanın iste!'' Kitsune kılıcını kaldırdı ve rakibine doğru sıçradı. Ancak daha önce hiç görmediği garip bir boşluğun içine kaçmıştı rakibi. Kitsune zıplamıştı. Ancak bunu durduramıyordu. Biraz daha devam ederse kendini o boşlukta bulacaktı. İçeri girdi istemeden de olsa. Etrafına biraz bakındı. Ayaklarının altında reiatsu dolaşıyordu sanki. O yol onu çıkışa götürecekti...

Şimdi...

3 gün olmuştu. Yorgunluk hissi yavaş yavaş Kitsune'nin ruhuna çökmüştü. Haftalarca yatıp uyumak istiyordu ancak beyni buna izin vermiyordu. Karşısında büyük kubbeli bir bina vardı. Ancak oraya da varamıyordu. Artık iyice kendini bıraktı. Tüm umudu tükenmişti. Bu lanet çölde ölecekti. Etrafına baktı. Kum ve kurumuş dallardan başka bir şey göremedi. Garip reiatsular hissediyordu. Burada garip bir şeyler vardı. Ancak ne olduğunu anlamak çok güçtü. Bir süre daha yürüdü ve olduğu yere yığıldı. Yine o çocuk geliyordu. Bembeyaz kıyafetlerin içinde beyaz tenli bir erkek çocuğu. Kitsune'nin kalbine dokundu. Kitsune farklı bir boyuta geçti. Yine heryer bembeyazdı. Ancak bu sefer daha farklı. Bembeyaz bir gökyüzü, iki tane karşılıklı beyaz silindir sütun vardı. Sütunların birinde Kitsune, diğerinde ise o çocuk duruyordu. Sütunların 5 metre aşağısı ise su idi. Ancak öyle bir karış su değil. Öyle bir su vardı ki. Tüm okyanusların birleşmiş hali gibiydi. ''Burasıda neresi?'' Çocuk hiç konuşmadı. Kitsune etrafını iyice inceliyordu ancak pek elle tutulur bir şey yoktu. Etrafında Ufuk çizgisinden başka hiç birşey yoktu. Sütunların sallanmaya başlamıştı. Yıkılacak gibiydi. Bir kaç saniye sonra da yıkıldı zaten. Sütunların yıkılmasıyla ikiside suya düştü. Ancak çocuk hiç tepki vermiyordu. Sanki suyun içinde nefes alıyordu. Çocuk ağzını açtı ve ''Nefes al!'' dedi. Kitsune nefes alabiliyordu. Suyun altına baktığında gördüğü manzara muhteşemdi. Koskoca bir şehir vardı suyun altında. Gökdelenler, binalar, sokaklar, caddeler. Kitsune donuk bakışlarla şehri izliyordu. Burada sonsuza kadar kalabilirdi. Ancak çocuk ona doğru yaklaştı ve alnına dokundu. Kitsune uyanmıştı. Hala etrafında kimse yoktu. Kimseler gelmemişti. Yattığı yerden doğruldu. Oturur vaziyette kum üzerinde duruyordu. Uzaklardan parlayan beyaz bir ışık gördü ve ayağa kalktı. Oraya varması biraz uzun sürecekti. Şimdiden yola koyulmalıydı. Beyaz saçlarını karıştırdı ve ''Bekle beni!'' dedi...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Hitsuomi Toumaki
Gotei 10 FukuTaichou
Gotei 10 FukuTaichou
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 521
Yaş : 23
Nereden : İstanbul
Ruh Hali :
Kayıt tarihi : 03/10/10

Karakter
Zanpakutou: Akai fushichō
Puan:
93/100  (93/100)

MesajKonu: Geri: Hueco Mundo'da tehlikeli oyunlar    Salı Ocak 24, 2012 7:54 pm

Hayat… Aslında çok kısa olan ama her saniyesi ayrı bir ömür gibi geçen insan aklının algılamakta güçlük çekeceği doğaüstü muhteşemliklerden sadece biri. Peki, bu muhteşemlik niye hiç benim yanımda olmuyor, geçen her ömür niye bana işkence gibi geliyor? Niye sen yokken elim kolum bağlı hayattan uzak ve acınası hissediyorum. Niye burada olmuyorsun, benimle olmuyorsun… Benim olmuyorsun?


İşte uzun zamandır zihnimin içinde bulunan tek şey bu. Zaten bu sıkıcı hayatımı güzelleştiren tek şeyin artık benle olmaması. İstesem onun yanına gidebilir miyim? Hayır. İstesem onu bulabilir miyim? Hayır. Onunla olmayı hak ediyor muyum? Hayır… Bu yüzden susuyorum, her şeyi içime atıyorum çünkü biliyorum benim konuşmaya hakkım yok. Hem zaten ölüler konuşamaz ki… Dışarıdan bakıldığında hala sağlıklı görünüyorum, ama içimdeki boşluk her geçen saniye beni yok ediyor. Şu geçen birkaç aya bakıyorum da kendime geldikten sonra şu an içinde bulunduğum bu terk edilmiş mağaradan hiç dışarı çıkmadım. Aylardır kimseyle konuşmadım, kendi sesimi aylardır duymuyorum, eskiden aşık olduğum gülümsememi aylardır yüzüme konduramıyorum. Çünkü bunu hak etmiyorum! Bu surat artık o gülümsemeyi hak etmiyor, arkadaşları hak etmiyor, sevgiyi hak etmiyor. Elinde kalan tek bir şeyle yetinmeyi bilmesi gerekiyor, yalnızlığı ile kavurup gitmesi gerektiğini anlaması gerekiyor.

İşte bir reiatsu daha gene acıkmış ve avını arayan bir hollow olsa gerek, yoksa kim nerden bilecek bu lanet yeri. Acaba beni arayan var mıdır, doğru hatırlıyorsam geldiğim yerde hatırı sayılacak kadar önemli biriydim, en azından sözü dinlenen biri. Ama aklım çok karışık ne zaman geçmişimi hatırlamaya çalışsam beynime adeta devasa kılıçlar batırılıyormuş gibi hissediyorum. Sadece kendime geldiğimden beri hatırladığım tek bir şey var o da aynı yıldızlar gibi gözleri olan gördüğüm en parlak yeşile sahip saçlarla şirin suratlı bir bayan, ismini hatırlayamıyorum ama bildiğim tek bir şey onu seviyorum… Ona nasıl ulaşacağım hakkında en ufak bir fikrim yok. Geçmişte yaşadığım hiçbir şey hiçbir kişi hiçbir mutlu an yok hafızamda. Ama biri en azından bazı temel şeyleri hatırlamamı sağlıyor ona ne kadar teşekkür etsem azdır, Senzai İshiki zanpaktoum… Gerçi başta o da yoktu ama bana kendini hatırlatmayı bildi, bana tekrar hayatta kalmayı öğretti. Benim shinigami denilen bir türe ait olduğumu hollow denilen yaratıklara karşı savaştığımızı, savaşta benim her zaman kullandığım kidou denilen büyüleri tek tek hatırlattı bu geçen aylar içinde. Ama onun bile bana yardımcı olamadığı bazı konular vardı kişiler ve anılar.

Belki de bunu hak etmişimdir, yani içinde bulunduğum durumu ve bırakıldığım yeri. Buraya gelmeden önce ne yaptığım hakkında en ufak bir fikrim yok ama böyle bir ceza aldığıma göre bunu hak edecek büyük bir suç işlemiş olmalıyım, belki o yeşil saçlı güzel bayanın ölümüne sebep oldum. Hayır… Bu olamaz, geçmişimi hatırlayamıyor olabilirim ama bildiğim tek bir şey o da ona asla zarar veremeyeceğim, bunu kalbimin derinliklerinde hissedebiliyorum. Ben ne yaptım da ondan böyle uzak kalmak zorunda kaldım, galiba bunu hiç öğrenemeyeceğim. Peki, uyandığımda içinde bulunduğum mekana ne demeli. İlk başta nerde olduğum konusunda en ufak bir fikrim yoktu ama Senzai İshiki ile tekrar bağ kurmayı sağladıktan sonra buranın Hueco Mundo denilen yer olduğunu öğrendim. Ben ne yapmıştım da bir shinigami olarak buraya gelmeyi başarmıştım? Ya da daha önemli bir soruyu buraya isteyerek mi gelmiştim? Eğer isteyerek geldiysem amacım neydi? Buraya gelmemin o yeşil saçlı bayanla bir alakası var mıydı? Bunların yanıtını şu an bilmiyorum ama içimden bir ses yakın zamanda her şeyin ortaya çıkacağını söylüyor…

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
kiyoshi mamoru
Gotei 2 FukuTaichou
Gotei 2 FukuTaichou
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 168
Yaş : 105
Ruh Hali :
Kayıt tarihi : 12/08/10

Karakter
Zanpakutou: sasori
Puan:
80/100  (80/100)

MesajKonu: Geri: Hueco Mundo'da tehlikeli oyunlar    Çarş. Ocak 25, 2012 1:34 pm

Yağmurlu ve soğuk bir havada barda oturmuş dışarı bakıyordu. Her zamanki gibi sıkıcı bir gün diye geçirdi içinden. Yanlızdı her zamanki gibi. Kendisi de bir shinigami olmasına rağmen shinigamilerden nefret ediyordu. Onun asıl ilgisini çeken hollowlardı. Hollowların davranışı ve yaşayışları onun daha çok ilgisini çekiyordu. İnsanlar tarafından hep hollowlar kötü ancak shinigamiler iyi olarak bilinirdi. Hollowlar kötü niyetli olabilirlerdi ama en azından dürüsttüler. Shinigamiler gibi kendini beğenmiş züppelerden oluşan bir topluluk değillerdi en azından. Bardağındaki içkiyi tek bir yudumda bitirip kalktı. Artık birazcık hayata dönüp diğer shinigamilerle konuşmaya başlamalıydı yoksa bu barda tek başına ölüp gidecekti. Oturmaktan dolayı uyuşmuş ayakları yüzünden adım atmak ona için zor ve acılıydı. Yakında alışırım birkaç adım daha diyerek kendini teselli edip yürümeye başladı ya da en azından yürümeye çalışıyordu. Ama tam da düşündüğü gibi birkaç adım sonra adımlarını daha rahat atar olmuştu. Elini kapı koluna dayarak kapıyı yavaşça açtı. Kapıyı açmasıyla birlikte üzerine doğru gelen soğuk havayla ürperdi. Belki de dışarı çıkmak o kadar da iyi bir fikir değildi. Yağmur çok şiddetli yağıyordu ve onun etrafı net olarak görmesini engelliyordu. Gözlerini kısıp etrafa bir kez daha göz gezdirdi. Etrafta göründüğü kadarıyla kimse yoktu. Gerçi böyle bir havada etrafta kimsenin olmayışı anlaşılabilir bir durumdu ama yine de onun içinde garip bir his vardı. Sanki kötü bir şey olacakmış gibi hissediyordu. Belki de gidip kendi takımıma bir göz atsa iyi olurdu. Tam etrafta dolanırken güçlü bir reatsu hissetti. Normalde buralarda güçlü reatsu hissetmek o kadar da garip bir şey değildi ama bu daha farklı bir reatsuydu. Bir shinigamiden gelmediği kesindi. Belki bir hollow olabilirdi ama eğer bir hollowsa öyle sıradan bir hollow olmamalıydı hatta korkulacak kadar güçlü bir reatsusu vardı.
_Yaşasın bir hollow bir hollow yaşasın
diye bağırdı. Sonunda shinigamilerden farklı bir varlık buraya gelmişti. Belki de bunu takımımdan birilerine haber vermeliydi ama etrafta kimse görünmüyordu. Kahkahalarla gülmeye başladı. Tembellikle geçen bu kadar zamanın ardından kendini tekrar dinç hissediyordu. Kılıcını çekip reatsunun olduğu yöne doğru yavaşça yürümeye başladı. Üzerindeki kimono vücuduna yapışmış yürümesini engelliyor ama güzel bir görüntü ortaya koyuyordu. Yağmur az da olsa dinmeye başladığında reatsunun kaynağını görür gibi oldu. Siyah saçlı ve beyaz tenli uzun fakat zayıf bir adam ona bakıyordu. Siyah saçlarının arkasında kırılmış olan maskesi görünüyordu. Bir adjuchas. Karşısında bir adjuchas durmuş koyu mavi gözleriyle sinirli bir şekilde ona bakıyordu. Bir an için yaratığın görkemli yüzüne o kadar dalmıştı ki onunla savaşması gerektiğini unutmuştu. Birkaç saniye sonra kendine geldiğinde hızla kılıcıyla ona doğru gelip saldırdı. Fakat adjulas o kadar güçlüydü ki kılıcını tek bir eliyle durdurmayı başarmıştı. Bir anlık tereddütten sonra tekrar kendine gelip bir kez daha kılıcıyla saldırdı. Bu kez hollow hızla geri çekilip tekrar saldırısından kaçmayı başardı. Tam kido atmaya hazırlanıyordu ki hollowun bir kapı açmakta olduğunu gördü. Bu açtığı simsiyah kapıda hollow yavaşça kayboluyordu. Hızlı bir şekilde onun açtığı kapının içine girdi. Bir saniyeden de az bir sürede kendini yere düşmüş bir halde beyaz kumların üstünde buldu. Hemen toparlanıp onu buraya sürükleyen
hollowu aradı. Ancak çoktan gitmiş olmalıydı ne onu ne de onun reatsusundan kalma bir iz seçebiliyordu. Beyaz kumda ayağa kalktı. Hızla yağan yağmur ve şiddetli rüzgarın ardından azıcık rüzgar bile olmayan hatta beyaz kumdan başka hiçbir şey olmayan bir yerdeydi. Etrafına bakındı. Burası da neresiydi böyle. Uzunca bir süre anlamsız bir şekilde etrafa bakındıktan sonra tanıdık bir reatsu hissetti. Shinigamiler. Hayatında ilk kez shinigami reatsusu hissettiği için bu kadar mutlu oluyordu. Reatsunun geldiği yöne doğru gitmeye başladı.
out: renklendirmeyi her zamanki gibi yapamadım çünkü gerçekten olmuyor ama altını çizdim
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Eyvah Admin
Genel Yönetici
Genel Yönetici
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 1668
Yaş : 24
Nereden : Nereye...
Lakap : Admin
Ruh Hali :
Kayıt tarihi : 23/01/09

Karakter
Zanpakutou: Yönetim Paneli asddasdasd
Puan:
9999999/9999999  (9999999/9999999)

MesajKonu: Geri: Hueco Mundo'da tehlikeli oyunlar    Cuma Ocak 27, 2012 11:12 pm

Out:
Evet, out’la başlamak çok ilginç oldu. Şimdi öncelikle bu rp’ye katılım yapacağım için Gm olmayacak. Ama sonuç olarak yönlendirmesem bile kurgu olarak yönlendireceğim. He birde, biliyorum önceden belirtmem gerekiyordu ama bu savaş yazın yapılan 4. savaştan öncesi olacak zaman birimi olarak. Bir şekilde rpleri düzeltirsiniz artık, geçmişi hatırlıyor gibi de çevirebilirsiniz mesela*. Bu rp’nin sonucunu biraz Hollowlarin neden o kadar güçlendiğine ve neden Meiki’nin ortalarda olmadığına bağlayacağım. Başlıyorum. Very Happy
---

Hava kuru ve sessizdi. Hueco Mundo’dan beleneceği gibi, diye düşündü. Durgun bir ortam, belki savaş ve bu kadar kan için en uygunuydu. Rukongai’deki kalabalık burada yoktu, ne bir birinin peşinde koşturan sözle iyi ruhlar ne de her biri birbirine benzetilmeye çalışılmış binalar. Ama burası Seireitei’den bile beterdi. Görünürde hiçbir şey olmaması canini sıkıyordu Meiki’nin. Neredeydi o önemli dalgalanmalar? Seireitei’den boşu boşuna ayrıldığını düşünmeye başlamıştı. Etrafına bakınırken heyecanlı fuku-taichou’sunu fark etti. Sahi onun gelmesine izin vermişti ama bir savaş çıkar ise doğrudan kendisi el koyacaktı duruma. Onun Hueco Mundo gibi bir yerde, hollowlarin güçlerinin kat kat arttığı bu bölgede, herhangi bir şekilde zarar görmesine izin veremezdi, kaldı ki kimseye haber vermeden buraya kaçma sebebi de içindeki açlıktı savaşmaya karşı duyduğu. Başa geçtiğinden beri epey pasif bir kaptan durumuna düşmüş olmasından hiç mutlu değildi. Büyük mevki büyük sorumluluklar meselesi gözünü korkutabilen tek şeydi zaten.

Biran kulağına gelen bir ses, ani bir şekilde Zanpaktousunun kınına davranmasına neden oldu. Ama sonra elini daha kınından çıkarmamış olduğu Zanpaktousundan geri çekti. Çünkü bu ses onları rahatsız edemeyecek kadar uzaktan geliyordu ve gerçektende önemli gibi gözükmüyordu. En azından belgelerde yazan türden bir şey değildi. Eğer bu o ise benimle dalga geçiyor olmalılar, diye düşündü. Ellerini siyah saçları arasında sakince gezdirirken ileri doğru yürümeye başladı, sonsuzluğa uzanan kumlara. Nereye gittiği hakkında bir fikri olmasına gerek yoktu, tüm alan boş ve tepeli çukurlu kum havuzuydu adeta. Sonra hızını biraz yavaşlattı. Bu koca boşluğun onda yaratmış olduğu sinir ile bir şey unuttuğunu anlamıştı zira. Teğmenini nasıl geride bırakabilirdi ki? Ona dönüp bir an yüzündeki ifadenin anlamını çıkartmaya çalıştı. ‘Bu Hueco Mundo’ya ilk gelişi mi?’ sorusu aklında döndü bir süre. Sonuç olarak çoğu teğmen bile henüz Hueco Mundoya gitmemiş olabilirdi. “Buralar da şimdilik pek bir şey gözükmüyor.” Dedi. Endişe miydi? Hayır, onun için endişelenmemeliydi. Her şekilde kötü sonuçlanabilecek bir duyguydu bu. Yeniden yürümeye başladığında, hava o kadar kuruydu ki sert bir biçimde dönmüş olmasına rağmen saçları sadece hafifçe hareket etmişti, bu endişe duygusunun Mitsuide’den gelip gelmediğini sezmeye çalıştı. “Sadece yürüdüğün yerlerin batmadığına emin ol ve çatlaklara düşmemeye çalış” dedi. Bu sefer daha sakin olan sesine rağmen sözler daha tehditkar sayılabilirdi.

Bir süre daha ilerlediler, ne kadar yürüdüklerini veya ne kadar süre olduğunu söylemek zordu. İlle velakin her adımda Meiki’nin umutları azalıyor gibiydi. Seireitei’ye gidip Hollowlara karşı direniş kazanmak daha iyi olabilirdi, hem de o son savaşta rukongainin büyük bir kısmı kaybedildikten sonra. Bu raporun boş çıkacağını bilseydi hiç gelmezdi. Yine de doğru olma, Hollowlarin bu denli güçlenebildiği bölgeyi bulabilme umudu ve sonrasında kazanacakları avantajlar çok daha önemliydi. Daha stratejik bir adımdı bu elbet, yine de bir şekilde kişiliğinin de getirdiği ve kendisinin de net bilmediği bir nedenden dolayı yalnız gelmeyi seçmişti yahut seçmek istemişti. Ama kader ona bir takim oyunlar yapmayı sürdürüyordu. Düşünceler içinde bir adim daha attı ve aniden kumların arasından kaymaya başladı. Önce bir yarıktan düştüğünü ya da kumların aşağısına ve belki de Menos ormanına düşündüğünü sandı. Sonra bir anda durduğunda ve hala kumların arasında oğlunu fark edince sadece bir çukurdan kaymış olduğunu anlamakta gecikmedi. Ne var ki ilk baştaki o şaşkınlık anı kafasını yukarıya kaldırdığında ve çukurun derinliğini gördükten sonra bile devam etti. Düşerken anlam veremediği bu şey, düşmenin sarsıntısı geçip bira daha net inceleme fırsatı yakaladığında, anlam kazanmıştı. Bir çöl fırtınasının bu şekilde bir yarık oluşturmasının olasılığı çok azdı. Bunu ancak güçlü bir şekilde atılmış reiatsu veya bir cero oluşturabilirdi. Meiki bile böyle bir şeyi ilk defa görüyordu. Yarığın çizdiği yolda ilerlemeden önce bir el hareketiyle fuku’suna kendisini takip etmesini istediğini belirtti. Derinliği çok fazla, diye düşündü. “Şu anda yürüdüğümüz yer çok kalın bir tabaka olamaz. Dikkatli olmalıyız.” Yürüdükleri yer şekli çok bozuktu. Anlaşılan birileri ciddi bir şekilde savaşıyor olmalıydı. Alan bazen başka yarıklarla birleşirken bazen de aniden bitiyor normal yüksekliğine dönüyordu. Bu ilerlemelerini zorlaştıran bir faktördü elbet. Yine de Meiki bunun sonunun nereye varacağı merakıyla, adımlarını daha da sıklaştırıyordu.

Sonunda yine en tepeye çıkmak zorunda kalmışlardı, ilk başta yürüdükleri seviyeye. Çünkü bu savaş izleri sanki burada kesilmişti. Sanki sayıları tahmin edilmesi zor olan savaşçılar burada yok olmuşlardı. Meiki arkasına döndü yarığın çizdiği yola bir kere daha bakmak için. İşte o anda sezmeye can attığı o ruh gücünü hissetti. Belki de buraya böylesine gelmekle hata yapmıştı. Büyük grimsi o ışığı görebilmek için arkasına döndü. O ışığın ne tür bir saldırı olduğunu anlamaya fırsat kalmadan patlamanın etkisi büyük bir dalga olarak yayıldı. O durgun hava yerini bir anda kasırgaya bırakmıştı. Kumlar havada uçuşuyordu, Meiki kolunu gözü hizasında kaldırarak korumaya çalıştı. Tek sorunun kumlar olmadığını dalga iyice arttığında ve onun bile nefesi bir anlığına kesilecek gibi olduğunda algıladı. Reiatsusunu biraz salarak kendisi için ama daha da önemlisi hemen arkasında durmakta olan teğmeni için bu güçlü patlamanın etkisini dalga geçene kadar bir nebze de olsa azaltmaya çalıştı. Bu karşılarındaki her ne ise gerçekten çok tehlikeli bir şeydi. Ancak o yöne doğru ilerlemek dışında yapılabilecek seçenek yoktu.

--
Out2: Bu da arka out. Konuyu açıklamaya çabalayacağım. Gördüğünüz gibi patlama oldu. Hepimizin bu sırada ne yaşadığını ve o yöne doğru ilerlediğinizi görmek istiyorum ._. ayni yerde toplanalım. Yolda önceden kurgularsanız birbiriniz ile karşılaşabilirsiniz. Tur döndükten sonra Ben orada ne olduğunu yazacağım. Ona göre devam ederiz.

_________________
Admin'i kızdırmayın:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://bleachrpg.forums-rpg.com
Mitsuide Takashi
Gotei 1 FukuTaichou
Gotei 1 FukuTaichou
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 349
Yaş : 20
Nereden : İzmir
Lakap : East-Kun
Ruh Hali :
Kayıt tarihi : 08/07/10

Karakter
Zanpakutou: Isuka
Puan:
85/100  (85/100)

MesajKonu: Geri: Hueco Mundo'da tehlikeli oyunlar    C.tesi Ocak 28, 2012 12:18 am

Sessizlik... Canımı sıkmaya başladı bu sessizlik. Garaganta'nın boğucu karanlık havası yetmezmiş gibi bir de bu sessizlik. Yürümeye devam ettikçe daha da çok boğulduğumu hissediyorum. Birkaç metre daha yürürsem yığılıp kalacakmışım gibi sıkıntı kapladı tüm benliğimi. Hiç anlamıyordum bu hollowlar nasıl dayanıyor bu boğukluğa? Düşüncelerim ile boğuşurken Hueco Mundo'ya adım attığımızı farkedemedim. Heryer kapkaranlık tıpkı hollowların ruhu gibi. Ayaklarımın altında beyaz bir kum yığını. Heryer bomboş ve soğuk bir o kadar da kuru. İlk kez Hueco Mundo'ya geldim. Ancak bir daha gelmek istemiyorum. Buraya adım attığımız andan itibaren içimde kötü bir his var. Buraya gelmek için acele mi ettim yoksa? Belki Soul Society'de kalmalıydım? Ne saçmalıyorum yine ben korkaklığın zamanı değil. Kendi kararımla buraya geldim. Bir Fuku-taichou'nun görevi taichou'suna her zaman destek olmaktır. Ancak burada olmamız pek mantıklı değil. Rukongai'nin bir bölgesi işgal altında taicho gene bir şeyler düşünüyor ama pek anlamıyorum. Bir gürültü... Bütün benliğimi sarsan bir gürültü. Bir hollow'un nefret dolu çığlıydı bu ama o kadar uzaktan geliyor ki hamleye geçmeme gerek yok sanırım. Gözlerim bir an taicho'ya kaydı. Eli ile zampaktou'sunu kavradı. Galiba bu ses ikimizi de tetiğe geçirdi. Bir anda Taicho yürümeye başladı. Onu takip etmelimiyim? Bu mekana çok yabancıyım nereye gideceğimiz konusunda ise bie fikrim yok. Ayak seslerinden anladım... Taichou arkasını döndü. Bana doğru bakıyordu. Sanırım bu endişeli yüzüm dikkatini çekti. “Buralar da şimdilik pek bir şey gözükmüyor.” dedi. Bu nedense beni hiç rahatlatmadı, aksine içime daha da büyük bir endişe düşürdü. Adımlarımı isteksiz ve tüm endişelerim ile attım. Bütün bu duygular bana birer ağırlık gibi geliyordu. Beni boğmaya çalışan başka unsurlar. İnsanların tüm umudunu yok eden bu duygular. Attığım adımlara bile dikkat etmiyorum. Taichou Önümde mi bilemiyorudm? Sanırım bütün bunları sezen Taichou “Sadece yürüdüğün yerlerin batmadığına emin ol ve çatlaklara düşmemeye çalış” dedi. "Peki" diyebildim anca. Bir an durdurdum tüm gereksiz düşüncelerimi. Neyden korkuyorum? Neden bu kadar tereddüt ediyorum? Çatlaklar mı? tüm aklımı kapladı sorular. O zamana kadar fark etmemiştim. Etrafımız ayı yansıtan beyaz kumlarla kaplıda olsa kumların çatlaklığını fark etmemişim. Adımlarımı artık daha kararlı atmaya başladım. Çünkü ne kaybedecektim en fazla? Hayatımı mı? Değersiz bir çöp parçası eğer yaşamasını bilmiyorsan.

Teredütsüz ve bir o kadarda sessiz bir şekilde ilerlemeye devam ederken bir anda Taichou'nun kaydığını gördüm. Ne olduğunu anlayamadım bile. Bir süre sonra Taichou durdu. Oldukça büyük bir çukurdu bu. Acaba Taichou'nun bahsettiği çatlaklar bunlar mıydı? Sanırım imkan yok yani çatlakların bu kadar küçük olmasına. Bir dövüşün arkasından kalanlara benziyordu. Tüm nefret ve açlığı hala hissedebiliyordum. Biribirini öldürmek isteyen güçlü hollowlar. Kalplerindeki tüm karanlığı saçmışlardı adeta. Saçma sapan düşünmeyi bırakıp Taichou'ya yardım etme fikiri geldi aklıma. Konuşmamaktan dolayı çıkan cılız ve kısık bir ses tonu bir şekilde "İyi misin, Taichou?" dedim. İyi olacaktı ki ayağa kalktı. Ve el haraketiyle 'Beni takip et' der gibi yaptı. Doğal olarak çukurdan aşşağıya doğru saldım kendimi. Bütün yükümün azaldığını hissettim. Üstüm başım kul olduğu kendimi silkeliyordum ki Taichou'nun sesi biraz uzaktan geldi. “Şu anda yürüdüğümüz yer çok kalın bir tabaka olamaz. Dikkatli olmalıyız.” Ben ise ne diye oyalanıyordum burada? Kaptana yetişmek için koştum. Bir anda ayağım kaydığını hissettim,düştüm,kalktım sonradan. Oldukça dikkatsiz davrandım. Adımları daha da dikkatle atıyordum artık.

Yürüdük oldukça uzun bir süre ama elimize bir şey geçmedi geri tepeye çıktık. Bir an kımıldayamadım. Uzun zamandır orada olduğunu unuttuğum beni rahatsız eden his o an beni tamamen ele geçirdi. Direnemiyordum. Boğuluyordum. Bağırmak istedim ama yapamadım. Bacaklarımda hiç güç kalmadı. yere yığılacaktım ama son bir gayretle tuttum kendimi. Bir an rahat nefes alabildiğimi fark ettim. Arkamı döndüm. Ahh o acı yok mu o acı? Yine titretti beni iliklerime kadar. Karanlığa alışmış olan gözlerim devasa gri ışık büzmesi ile resmen kör oldu. Bu da yetmezmiş gibi kasırgamsı ağır bir hava tüm kumu suratımıza doğru vurmaya başladı. Elim ile gözlerimi korumaya çalıştım. Beynim o an bomboştu. Tek düşünebildiğim rüzgar ile birlikte beni yutan korku...

Out: Yaratıcılık şu an zero. O yüzden olayı kendi yönümden değerlendirdim. Birde İlahi'den 1.şahısa geçtiğimden anlatımımda bozukluk görebilirsiniz.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://animeturkiye.forummum.com
Kitsune Shuurei
Vekil Shinigami
Vekil Shinigami
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 739
Yaş : 22
Nereden : Karakura Town
Lakap : HUNTER
Ruh Hali :
Kayıt tarihi : 02/07/10

Karakter
Zanpakutou: Shingetsu
Puan:
90/100  (90/100)

MesajKonu: Geri: Hueco Mundo'da tehlikeli oyunlar    C.tesi Ocak 28, 2012 10:56 am

‘’Nereye gidiyorum?’’ Bu soru beni aniden durdurmaya yetmişti. Üç gündür kumdan başka bir şey görmediğim bu lanet çölde. Artık farklı bir şey görüyordum. Bu bir fırtınaya benziyordu. Fakat doğal bir fırtına değildi. Orada bir patlama olmuştu. Bunu yayılan reiatsudan dolayı tüm hücrelerime kadar hissetmiştim. Giderek azalan reiatsum artık. Sınırlarına dayanıyordu bir an önce kendimi toplamam gerekiyordu. Oraya gitmeyi çok istiyordum fakat reiatsumdan dolayı gitmeye korkuyordum. Birkaç dakika boş boş o yöne doğru baktım. Savaşma arzum üst seviyeye çıkmıştı bile. Ancak bu reiatsuyla bırakın savaşmayı oraya varamadan ölür giderdim. O an beynimde şimşekler çaktı. Urahara-san’ın bana verdiği reiatsu tazeleyici aklıma geldi. Sadece içinde bir adet kalmıştı. Kullanmam gerekiyordu yoksa ölecektim. Ancak ilerleyen günlerde böyle bir şey bulamazsam o zaman daha da kötü bir duruma girecektim. Fakat hiç düşünmeden kullandım. Reiatsum bir anda değişkenlik gösterdi ve çoğalmaya başladı. Artık kendimi çok dinç hissediyordum. Artık oraya gidebilirdim hazırdım. Ancak şu lanet hollow gelip beni rahatsız etmeseydi. Artık onunla uğraşmak zorunda kalmıştım. Kumların arasından birden fırlamış ve bana doğru direk bir saldırı yapmıştı. Bende shunpomu kullanarak ani bir hareketle bu basit saldırıdan kaçmıştım. Fakat hollowun pes etmeye niyeti yoktu. Bu sefer bir cero attı. Basit bir cero ancak çok hızlıydı. Dizlerim bir anda durmuştu. Sanki donup kalmıştım. Hareket edemiyordum. Nedenini de anlayamıyordum zaten. Hollowun attığı cero sol omzumu sıyırmıştı ancak omzumu tamamen yakmıştı. Sağ elinle sol omzumu tutuyordum. Başta ufak olan acım sonradan artmıştı ve dayanılmayacak bir hale gelmişti. Artık dayanacak gücüm kalmamıştı. Bu hollowu bir an önce halledip yoluma devam etmeliydim. Kılıcımı çektim, işte ne olduysa o an oldu. Gri bir ışık huzmesi bize doğru geliyordu. İşte bu korkunçtu. Hollow bir anlık dikkatsizliğimle ellerimin arasından kaçıp gitmişti. Ancak bu gri şeye ne yapacağım konusunda tek bir fikrim bile yoktu. Tek şansım vardı. Kılıcımı iki elinle sıkıca kavradım ve kendime biraz daha dayanmamı söyledim. Bu teknik belki onu durdurmaya yetmeyecekti ancak yavaşlatabilir yada yönünü değiştirebilirdi. Tüm reiatsumu kılıcımın etrafında toplayıp bir anda kılıcımı savurdum ve ‘’GATSUGAAA!!’’ dedim. Evet! Bunu en az 2 haftadır yapmıyordum. Sonunda kendime gelmiştim. Bu arada bana doğru gelen gri ışık huzmesi de ikiye bölünmüştü ve beni es geçip. 10 metre sağıma ve soluma indi. Patlama olmuştu ancak bu beni fazla etkilememişti. Artık yoluma devam edebilirdim sanırım. Az bir yolum kalmıştı. Kılıcımı ait olduğu yere, tekrar sırtıma koydum. Oraya doğru yürüyordum. Çünkü çok fazla reiatsu harcamıştım. Biraz dinlenirsem kendime gelebilirdim. Fakat önce diğer patlamanın olduğu yere varmam gerekiyordu. Buraya yavaş yavaş alışıyordum. Kum bile artık beton bir zemin gibi duruyordu benim için. Oraya vardım. O karanlıkta gördüğüm tek şey iki kişinin o patlama enkazının önünde durduğuydu. Sanırım bunlar shinigamiydi. Öndeki shinigami arkadaki shinigamiyi koruyor gibiydi. Kollarını açmıştı ve reiatsusunu da biraz salmıştı. Sanırım arkadaşının patlamadan etkilenmesini istemiyordu. Onların yanına doğru yavaşça yürüyordum. Artık aramızda kilometreler değil. Metreler kalmıştı. Yaklaştıkça yüzlerini daha rahat seçebiliyordum. Fakat bu shinigamileri tanıyamamıştım. Aslında tanıdığım çok fazla shinigami yoktu. Hatta teğmen sınıfından ve kaptan sınıfından hiçbir shinigamiyi tanımıyordum. Onlara bakıyordum. Acaba dostça bir tanışmamı olacaktı? Yoksa bana düşman bir biçimde saldıracaklar mıydı? Omzum git gide hissizleşiyordu. Artık hareket edemez haldeydi. Zaten kimonom da yanmıştı. Neden buradaydım? Ne için buraya gelmiştim? Aklımın en ücra köşelerinde bu sorular yankılanıyordu…
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Hitsuomi Toumaki
Gotei 10 FukuTaichou
Gotei 10 FukuTaichou
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 521
Yaş : 23
Nereden : İstanbul
Ruh Hali :
Kayıt tarihi : 03/10/10

Karakter
Zanpakutou: Akai fushichō
Puan:
93/100  (93/100)

MesajKonu: Geri: Hueco Mundo'da tehlikeli oyunlar    C.tesi Ocak 28, 2012 12:23 pm

Reiatsular… Buraya ait olmayan güçlü reiatsular… İşte mağaramdaki hafif uykumdan beni alıkoyan buydu. Zaten buraya geldiğimden beri hiçbir zaman rahat rahat uyuyabildiğimi sanmıyorum. Sağ olsun her kestirmeye çalıştığımda bir Hollow mağaramın kapısını çalıyordu, ama bu da Menos Ormanı denen bu yerde katlanılması gereken bir şey. Buraya düştüğüm ilk zamanlarda yukarıdaki çölde hayatımı sürdürebileceğimi sanmıştım ama olmuyordu, geceleri fırtınalar dayanılamayacak bir hal alıyordu. Neyse ki şansım o sefer de benimleydi ve bir kaza sonucu bu ormanı bulmamı sağlamıştı. Bu ormanda yaşamak bana son birkaç ayda gerçekten çok şey katmıştı. Artık duyularım daha güçlüydü, sezgilerim daha iyiydi, reflekslerim daha da gelişmişti ve belki de burada hayatta kalmamı sağlayan en önemli şey yani reiatsumu gizlemem inanılmaz gelişmişti. Kafamı yavaşça mağaranın girişine doğru çevirerek reiatsuları incelemeye koyuldum. Bunlar buraya ait reiatsular değildi, hollow olamazlardı peki neydi bunlar? Birkaç saniye sonra başımdan aşağı kaynar sular döküldüğünü hissettim. Bu imkansızdı, bu olamazdı! Bu reiatsular benim reiatsumla aynı idi! Hızlıca ayağa kalktım başucumda duran zanpaktoumu belime tekrar bağladım ve mağaramdan tüm hızımla çıktım.

Ormandan çöle doğru çıkarken aklımda tek bir soru vardı. Onlarla karşılaşınca ne yapacaktım, belki onlar beni tanıyor olabilirlerdi ama benim onlar hakkımda en ufak bir fikrim yoktu, reiatsuları hiç de tanıdık gelmemişti. Acaba eskiden onları tanıyor muydum? Acaba benim arkadaşlarım mıydı? Çöle tam anlamıyla çıktığımda sert bir rüzgar olduğunu hissettim, galiba ilerde bir kum fırtınası vardı. Şalımı yüzümü kapatacak şekilde başıma sardı sadece gözlerim açıkta kalmıştı. Shunpoumu kullanarak onlara doğru koşmaya başladım, ama bu sırada reiatsumu da gizliyordum. Bunu neden yaptığım hakkında en ufak bir fikrim yoktu ama burada yaşadığım süre içinde öğrendiğim tek bir şey vardı o da bu toprakların üzerinde yaşayan kimse güvenmem gerektiğiydi. Onlara iyice yaklaşmıştım, üç kişilerdi ve hepsi fırtınanın içindeydi. Bu fırtına da garip bir şey vardı, bu normal bir fırtına değildi, bu fırtınayı sadece bir kere görmüştüm. O da buraya geldiğim ilk gündü, o zamanlar hiçbir şey hatırlamayan ben var gücümle kaçmıştım ondan. Ama şimdi kaçmayacaktım, çünkü artık onun kaynağı her ne ise onla yüzleşmeye hazırdım. Belki şu an fırtınan içinde olan shinigamiler benden daha güçlüydü, ama benim onlarla karşılaştırdığımda avantajlarım vardı. Birkaç aydır hayatımı burada sürdürdüğüm için zemin, hava koşulları gibi bütün buraya yabancı olan kişilere savaş anında dezavantaj sağlayacak şeylere ben alışıktım. Basacağım kumun sağlam olup olmadığını bakışımla anlayabiliyordum, kum fırtınasın ortasında artık inanılmaz net bir şekilde karşıyı görebiliyordum, göremesem bile kulaklarım inanılmaz iyi duymaya başlamıştı. İçinde bulunduğum vahşi hayat bana çok şey öğretmişti ve onları kullanmanın zamanı gelmişti. Tabi her şeyin bir sırası vardır. Şimdi sıra beklemede, kendi hemen onlara belli etmek istemiyordum. Üzerimde onların kıyafetlerinden vardı ama en son onların mekanındayken ne yaptığım ya da onlara nasıl davrandığım hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Bu yüzden pat diye ortalarına dalamazdım. Bulunduğum kum tepesine oturdum ve onları izlemeye başladım, olurda beni fark ederlerse yüzümü göremesinler diye şalımı sıkılaştırdım ve izlemeye başladım.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
kiyoshi mamoru
Gotei 2 FukuTaichou
Gotei 2 FukuTaichou
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 168
Yaş : 105
Ruh Hali :
Kayıt tarihi : 12/08/10

Karakter
Zanpakutou: sasori
Puan:
80/100  (80/100)

MesajKonu: Geri: Hueco Mundo'da tehlikeli oyunlar    C.tesi Ocak 28, 2012 12:30 pm

Reatsunun geldiği yöne doğru yürüdümeye devam etti. Yürüdü durdu ancak etrafta kimseyi göremiyordu. Tek görebildiği beyaz kumdan ibaretti. Alayına kum bu terkedilmiş yerde kumdan başka bir şey yoktu. Azıcık da olsa rüzgarın estiğini hissetmek ya da güneş ışıklarının az da olsa sıcaklığını yüzünde hissetmek isterdi ama nafile. Ölüm gibi diye düşündü içinden. Yoksa ben öldüm mü? İlk geldiğinde gördüğü ağaca benzeyen bir ağaç gördü. Aslında ağaç demek yanlış olurdu sadece üzerinde yapraklar olmayan kuru bir bitkiydi. Canlı bile olup olmadığından tam olarak emin olamamıştı. Beyaz kumun üzerinde duran bu bitki ne ile besleniyor olabilirdi. Bu terkedilmiş allahın bile unuttuğu yerde bu birkaç dal parçasını andıran bitki ne yapıyordu ki. Yürümeye devam etti. Yürüdükçe bu bikilerden daha çok görür olmuştu. Derin bir nefes alıp başını gökyüzüne doğru kaldırdı. Yapaymış gibi görünen hilal şeklindeki ay gökyüzünde duruyordu. Islak ve vücuduna yapışmış olan kimonosuna baktı. Şu anda bu elbiseyi üzerinden çıkarmak için neler vermezdi. Ama yine de böyle bir şey yapmak uygun olmazdı. Ne kadar bu koca garip görünümlü mekanda yanlızmış gibi görünse de etraftan gelebilecek herhangi biri özellikle bir erkeğe karşı mahçup kalabilirdi.Dyan yakında kurur merak etme diyerek kendini avumaya çalıştı. Ancak rüzgarın olmadığı bir yerde kimonosunun kurumayacağını elbet o da biliyordu. Daha kötü durumlarda olmuştu diyerek yürümeye devam etti. Ama nereye kadar? Daha ne kadar yüriyecekti? Daha ne kadar aynı bitkilerin önünden geçecekti? Ne zaman birilerine ulaşabilecekti? Bu koca yerde kalan tek kişi ben olamam olamam diye tekrarladı kendi kendine. Sadece aklını başına topla ve yürümeye devam et elbet birini bulacaksın sakin ol. Ama sakin olamıyordu. Endişe duygusu bütün benliğini sarmıştı. Korku belki de asıl hissetmem gereken duygu budur diye düşündü. Ama korkmuyor sadece endişe duyuyordu. Buranın neresi olduğunu hiç bilmiyordu ve öğrenmek istiyordu. Yürürken aklına aniden takılan geçmişten bir anısı buranın neresi olduğuna dair ona fikir verir nitelikteydi. Küçükken henüz shinigami akedemisindeyken grubunun kaptan ve kaptan yardımcıları ona hollowların yaşadığı bir yerden bahsetmişlerdi. Hollowlar zaten ilgisini çektiği için merakla dinlemişti onları. Beyaz kumların olduğu bir yerden söz ettikleri hatırlar gibiydi. Tabi ki o bu şekilde hayal etmemişti ancak burası şu anda yürümekte olduğu yer sürekli anlatılan gizemli hollowların yaşadığı yer olabilirdi. Hollowların küçükken hayal ettiği gibi olmadıklarını biliyordu ama yine de hayal kırıklığına uğramıştı. Demek yaşadıkları yer bu kadar kötüydü ha. Hollow bile olsa herhangi birisi böyle bir yerde ne yapar nasıl yaşardı. Aniden bir ses duydu ya da bir ses duyduğunu sandı. Ama buralarda birileri olabilir miydi? Adımlarını çevirip sesin geldiği yöne doğru gitmeye başladı. Yürürken o sürekli üstünden geçtiği kumların da farklılaştığını gördü. Etrafta küçük çukurlar vardı ve o kumda bata çıka gitmeye çalışıyordu. Burada neler olmuş böyle? Yoksa en sonunda yürüye yürüye bataklık gibi bir yere mi gelmişti? Tek bildiği şey artık durması gerektiğiydi çünkü attığı her adımda vücudu daha çok beyaz kumlara batıyordu. Geriye doğru gitmeyi denedi ama nafile. Kumların arasında batıyordu. Bir süre hareketsiz kaldı. Zaten vücudunun nerdeyse yarısı kumlara batmıştı daha çok hareket ederse tüm vücudu kumlara batabilirdi. Hareketsiz kaldığı zamanda kumlar onu içeri ve biraz da sağa doğru sürüklemiş sonra düzelmişti. Şaşkınlıktan ne yapacağını bilmiyerek bir süre daha hareketsiz kaldı. Bu bir kum fırtınasın olabilir miydi? Ama fırtına daha çok yerden yukarı doğru olurdu belki de şöyle nitelendirilebilirdi kum girdabı. Artık doğru yöne doğru yürüyüp yürümediğinden emin değildi. Ama yine de içinden bir ses doğru yöne doğrun yürüdüğünü söylüyordu. Pişman olacağını bilse de içindeki sese uyup bu yolda yürümeye devam etti. Bir süre sonra durdu. Bir tepe gibi br yerdi ve çıkıp çokmaması gerektiğinden emin değildi. Ama yakınlarda shinigamilerin varlığını hissettiğiden emindi. Tam tepeye çıkmak için adım atacakken durdu ya da durmak zorunda kaldı. O kadar güçlü bir reatsu hissediyordu ki ayaklarını kımıldatamayacak durumdaydı. Olduğu yerin biraz önünde ani bir patlama olmuş ve patlamanın etkisiyle geriye doğru fırlamıştı.
_Baku no.37 Tsuriboshi
diye bağırdı ancak kidosunun etkisiz olacağını o da biliyordu. Çünkü tutunabileceği bir yer yoktu. Sadece şansını denemişti ama tam da beklediği gibi başarısızlıkla sonuçlanan bir kidonun ardından çığlık atarak yere düştü. O kadar sert bir çığlık atmıştı ki çığlıkları çok uzaktan bile olsa duyulabilirdi ya da en azından öyle zannediyordu. Kum düşüşünü yumuşatmış ve yara almasını engellemişti ama yine de canı yanmıştı. Özelikle beli çok acıyor ve onun ayağı kalkmasını engelliyordu. Acıdan ya da gözlerine giren kumlardan dalayı gözleri yaşarmış acıyan dirseklerini kıvırıp gözlerini kapadı. Bir süre böyle kaldıktan sonra kum fırtınası etkisini hafiflettiğinde zorla da olsa kalktı ve birkaç adım geri çekildi. Hala yanmakta olan gözlerini ovuşturduğu için patlamanın sebep olduğu şeyi göremiyordu. Gözlerini açtığında patlamanın onun dibinde olduğunu düşünerek yanıldığını anlamıştı. Patlama büyük ve güçlü olduğu için o sadece patlamanın merkezinin nerede olduğunu tam olarak bilmiyordu.Bu bir reatsu patlaması mıydı diye düşündü içinden. Ama bu kadar güçlü bir reatsusu olan ne olabilirdi. Ama yine de bu reatsu patlamasının onun çok yakınında olduğu gerçeğini değiştirmezdi. Kendisine doğru birinin geldiğini fark etti. Görebildiği kadarıyla kısa beyaz saçlı ve uzun boylu biri ona doğru geliyordu. Boyu bir seksen beş civarında olmalıydı ya da daha uzundu. Shinigamilere benzer bir reatsusu vardı ama onun gibi birini soul societyde hiç görmediğine yemin edebilirdi. Kum fırtınasından net göremiyordu ama yine de tedbirli olmalıydı. Seri bir hareketle kılıcını eline aldı. Tedbiri elden bırakmamalıydı karşısına neyin çıkacağını ya da kimin çıkacağını bilemezdi. Sen kimsin dedi içinden dost musun yoksa düşman mı? Sonra da dost olmasını umdu. Çünkü güçlü bir reatsusu vardı ve onunla savaşarak gücünü harcamak istemiyordu. Beyaz uzun boylu insan nolur bana saldırmasın diye dua etti içinden.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Mitsuide Takashi
Gotei 1 FukuTaichou
Gotei 1 FukuTaichou
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 349
Yaş : 20
Nereden : İzmir
Lakap : East-Kun
Ruh Hali :
Kayıt tarihi : 08/07/10

Karakter
Zanpakutou: Isuka
Puan:
85/100  (85/100)

MesajKonu: Geri: Hueco Mundo'da tehlikeli oyunlar    Paz Ocak 29, 2012 2:56 pm

Out: Ehem ben yanlış anlamadıysam siz hm desiniz ama ne ara nasıl geldiniz ben bişi mi kaçırdım yoksa O.o
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://animeturkiye.forummum.com
Hitsuomi Toumaki
Gotei 10 FukuTaichou
Gotei 10 FukuTaichou
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 521
Yaş : 23
Nereden : İstanbul
Ruh Hali :
Kayıt tarihi : 03/10/10

Karakter
Zanpakutou: Akai fushichō
Puan:
93/100  (93/100)

MesajKonu: Geri: Hueco Mundo'da tehlikeli oyunlar    Paz Ocak 29, 2012 3:03 pm

out: ben sizden öncede ordaydım beni soruyosan Very Happy
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Mitsuide Takashi
Gotei 1 FukuTaichou
Gotei 1 FukuTaichou
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 349
Yaş : 20
Nereden : İzmir
Lakap : East-Kun
Ruh Hali :
Kayıt tarihi : 08/07/10

Karakter
Zanpakutou: Isuka
Puan:
85/100  (85/100)

MesajKonu: Geri: Hueco Mundo'da tehlikeli oyunlar    Paz Ocak 29, 2012 3:10 pm

out: hee ok ozaman düzeltiyorum gökçenin olayı anlayamadım...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://animeturkiye.forummum.com
Kitsune Shuurei
Vekil Shinigami
Vekil Shinigami
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 739
Yaş : 22
Nereden : Karakura Town
Lakap : HUNTER
Ruh Hali :
Kayıt tarihi : 02/07/10

Karakter
Zanpakutou: Shingetsu
Puan:
90/100  (90/100)

MesajKonu: Geri: Hueco Mundo'da tehlikeli oyunlar    Paz Ocak 29, 2012 7:11 pm

OUT: Şimdi ben herşeyi açıklıyorum. Ecede kendi aramızda kurgu yapmamızı istedi ancak bunu burada yapmayalım boşuna kirleniyo savaş başlıkları böyle durumlarda =) ( Gerçi bunları yazarkende kirlettim ama olsun =) ) Neyse kiyoshi biraz farklılaştırmış işi =) Ben mitsu ve meiki'nin yanına gidiyodum gökçe ise rpsinde onun yanına gittiğimi yazmış eğer ben yanlış okumadıysam =) Neyse o da sorun değil. Benm fikrime göre ben kiyoshinin yanına giderim. Hem omzumdan yaralanmıştım. Hollowun etkisine girerim. Böylece sizde basit npcler ile dövüşmezsiniz. =) Benimle dövüşürsünüz. Ben kiyoshi ile dövüşürken sende hitsu ile dövüşürsün, mitsu =) Ve hitsu'nun hafızasını geri getirmeye falan çalışırsın =) İşte böyle böyle devam eder =)
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Kitsune Shuurei
Vekil Shinigami
Vekil Shinigami
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 739
Yaş : 22
Nereden : Karakura Town
Lakap : HUNTER
Ruh Hali :
Kayıt tarihi : 02/07/10

Karakter
Zanpakutou: Shingetsu
Puan:
90/100  (90/100)

MesajKonu: Geri: Hueco Mundo'da tehlikeli oyunlar    Ptsi Ocak 30, 2012 12:34 pm

Ece nerede beeeeeeeeeeeeeeeeğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğ bıktık beklemekten ah ece ah yaktın bizi offfff
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Eyvah Admin
Genel Yönetici
Genel Yönetici
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 1668
Yaş : 24
Nereden : Nereye...
Lakap : Admin
Ruh Hali :
Kayıt tarihi : 23/01/09

Karakter
Zanpakutou: Yönetim Paneli asddasdasd
Puan:
9999999/9999999  (9999999/9999999)

MesajKonu: Geri: Hueco Mundo'da tehlikeli oyunlar    Salı Ocak 31, 2012 7:44 pm

out: anca geldim nen üzerime gelmeyin. zaten site gidipi gidip geliyor.

_________________
Admin'i kızdırmayın:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://bleachrpg.forums-rpg.com
Eyvah Admin
Genel Yönetici
Genel Yönetici
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 1668
Yaş : 24
Nereden : Nereye...
Lakap : Admin
Ruh Hali :
Kayıt tarihi : 23/01/09

Karakter
Zanpakutou: Yönetim Paneli asddasdasd
Puan:
9999999/9999999  (9999999/9999999)

MesajKonu: Geri: Hueco Mundo'da tehlikeli oyunlar    Cuma Şub. 03, 2012 4:03 pm

Out: ve yine ilahi göz Razz
--
Reiatsu dalgası bittiğinde arkasına dönüp teğmenine baktı. Neyse ki önemli bir şeyi yoktu, en azından fiziksel olarak. Bu patlama Meiki için bile yeterince korkunçtu. Eğer bu Meiki’nin ilk gelişi olsaydı şimdiye dönmek için yalvarıyor olurdu. Güçlü bir çocuk diye düşündü. Elini omzuna hafifçe vurdu onu avutur gibi, aslında amacı daha çok toparlanmasını sağlamaktı. Sonra yeniden ışığın geldiği yöne döndü. Olanları anlamaya çalışıyordu, bu birçok Hollowdan yayılan bir reiatsu olmalıydı. Ya da belki, bir Espada olabilir miydi? Bu kadar güçlü… Eğer öyle ise sonraki savaşın kaderi burada değişebilirdi. Hayır, yalnızca sonraki savaşın değil, tüm Hueco Mundo’nun, Seireitei ve Rukongai’nin ki, az bulunmuş olduğu yaşayanların dünyasının durumu da değişebilirdi ve en önemlisi kendi kaderini de belirleyecekti.

Etrafa göz attı, bu patlamadan etkilenen başka şeylere. Bazı boyutları Meiki’den bile ufak olan Hollowlar çıldırmış gibi kendilerini sarsıp duruyorlardı. Tabii bu boyuttayken zararsızlardı fazlasıyla. Yine de birkaç metre ötesini görmek imkansızdı. Gözlerinin bu yetersizliğini anladığı zaman daha iyisini yapmak için, bakmadan görmeye, reiatsulari sezinlemeye çalıştı. Yayılmış olan büyük reiatsu patlaması işini güçleştirmişti şimdiye kadar. Etraftan gelen dalgaları bozmuştu, ancak şimdi dinmişti. Yani artık daha berrak bir şekilde bakmadan görebiliyordu. Sezdiği değişik reiatsular aklini karıştırmaya yetmişti bile. Kendileri dışında ortamda iki, hayır, belki de üç farklı Shinigami reiatsusu vardı. Bu kadar dar bir alanda nasıl olmuştu da önceden fark edememişti? Olamaz, aslında hepsi patlamadan sonra yaklaşmışlardı. Bu düşünce ona daha mantıklı geliyordu en azından. Yaklaşıyor olma düşüncesi onu korkuttu. Kim buradaydı ki? Kendisi baştaichou’du. Hueco Mundo’ya kim gelmiş olabilirdi ki ondan habersiz? En başından beri yalnız olması gerekiyordu ya, daha çok kişinin varliği onlar daha görmeden Meiki’yi rahatsız etmeye yetmişti. Teğmenine dönmeden ona konuştu. “Mitsuide, senden benimle gelmeni isteyemem. Bu noktadan sonrası çok daha tehlikeli olabilir” Eğer tahminlerindeki gibi oradaki bir Espadaysa… Teğmenini başından savılmış hissetmesini istemiyordu. “Sadece burada kal. Eğer ihtiyacım olursa seni bulurum.” Burada kal ve kendine dikkat et, diye geçirdi içinden. Ona döndü ve her zamanki gülümsemesini gösterdi. “Sana güveniyorum.” Dedi ve houhou ile yanından ayrıldı. Takip etmesini istemediği için hızlı gidiyordu, az da olsa havada kalan hafif kumlar suratına çarpıyordu. Neyin peşinde olduğunu, neyi aradığını bilmediği bir biçimde ilerlerken arkasında bıraktığı teğmenini düşünüyordu. Yaklaşan Reiatsulardan birinin az önce teğmenini bıraktığı yere doğru ilerlediğini hissettiğinde onun başının çaresine bakacak kadar güçlenmiş olması gerektiğini duydu iç sesinden. Çünkü kimse yeterince güçlü olamazdı. Güçsüzlük… Acaba kendisi az sonra karşılaşacağı rakip için yeterince güçlü müydü? Acaba rakibi bu reiatsuyu yaratacak kadar ve Meiki’ye dövüşmeye yetecek kadar daha da önemlisi teğmenini arkasında bırakmasına neden olacak kadar güçlü müydü? Elbette güç bir savaşı kazanmak için önemli olan tek şey değildi; yine de bu nu önemsiz kalmaya yetmiyordu şu lanet dünyada. Houhou ile ilerlemeye devam ediyordu, kum taneleri ayaklarının altından kayıyordu. Eğimli bir alana geldiğini fark ettiğinde neredeyse gelmiş olduğunu anladı, patlamanın merkezine. Tek eliyle katanasinin kabzasının bulunduğu yeri kontrol etti, derin bir nefes aldı, kumlu ve ölüm kokan havayı içine çekti.

Son söylediği yalan değildi, ona güveniyordu. Güvenmediği kişi kendisiydi.

Out: kısa ve kötü oldu. Siz birbirinizle karşılaşın savaşın falan filan .-. Bir iki tur geçsin sonrasında yazarım. Zaten tatilde bitti.

_________________
Admin'i kızdırmayın:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://bleachrpg.forums-rpg.com
Mitsuide Takashi
Gotei 1 FukuTaichou
Gotei 1 FukuTaichou
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 349
Yaş : 20
Nereden : İzmir
Lakap : East-Kun
Ruh Hali :
Kayıt tarihi : 08/07/10

Karakter
Zanpakutou: Isuka
Puan:
85/100  (85/100)

MesajKonu: Geri: Hueco Mundo'da tehlikeli oyunlar    Cuma Şub. 03, 2012 5:51 pm

Kendime geldiğimde yerde oturuyordum. Taicho'nun yaklaştığını duymuştum ve benimle konuşuyordu. “Mitsuide, senden benimle gelmeni isteyemem. Bu noktadan sonrası çok daha tehlikeli olabilir”. Tehlike... Dürüst olmak gerekirse o reatsu'yu hissettiğim an korkmuştum,kımıldayamamıştım. Ama artık korkmuyordum. "Ben bir korkak değilim." diye çıkışacaktım ama kaptan devam etti. “Sadece burada kal. Eğer ihtiyacım olursa seni bulurum.”
. Sonra durdum korkak değilim belki ama güçsüzdüm. Bunu inkar edemezdim. Gitseydim ne yapabilecektim ki az önceki güç gösteresi bile bana korkuyu tattırmıştı. Bu yüzden hiçbir şey demeden kabul ettim kalmayı. Taichou ise elki beni rahatlatmak nedeiyle yaptı bilemiyordum ama “Sana güveniyorum.” dedi. Bu sözler biraz da olsa rahatlamamı sağlamıştı. Bu yüzden fark edebilmiştim. 3 farklı shinigami reatsusu. Arkamı döndüğümde taicho'nun çoktan gittiğini fark ettim. Zorda olsa ayağa kalkabilecek gücü buldum kendimde...

İçimdeki umudun büyüdüğünü hissediyordum. Benim bir amacım vardı bunu gerçekleştirmeden ölmeyecektim böyle söz vermiştim kendime. Adımlarımı sağlamlaştırdıktan sonra koşmaya başladım. Bana en yakın reatsu'ya doğru koşmaya. Bu reatsular kime aitti bilmiyordum. Ama taichou'da bunlardan habersiz gibiydi. Eğer So-Taichou'nun bilmediği bir shinigami buradaysa pekte hayırlı bir şey değildi bu. Adımlarımı sıklaştırdım... Reatsu'yu daha yakından hissedebiliyordum. Nedense bu reatsu bana pekte yabancı gelmiyordu.

Adımlarımı azalttım. Oldukça boş bir mekandaydım. Etraf bomboştu. Bu beyazlığı bölen iki şey vardı. Biri ben diğeri ise koca kum birikintisinin tepesinde oturan shinigamiydi. Bir an duraksadım. Oldukça şaşırmıştım Hueco Mundo'nun karanlığı içinde oldukça nostaljik bir yüzü görmüştüm. Onu oldukça iyi hatırlıyordum. 58.Bölgede sırt sırta çarpıştık. 10. Takım fuku taichou'su Hitsuomi Toumaki. Kızıl gözleri beyazlığın içinde parıldıyordu. Onun bir süre önce kayıp olduğunu duymuştum. 10.Takım'ı büyük bir umutsuzluk kaplamıştı. Bütün bunlar olurken onu iyice görebileceğim bir mesafeye gelmiştim. Göz göze geldik işte o zaman gördüm gözlerindeki o yalnızlık ve kaybolmuşluğu... Suyun tadını unutmuş, tıpkı buranın havası gibi kurumuş dudaklarımı ıslattım, boğazımı temizledim. Yüzümde hafif bir gülümseme ile "Aah.. ahh... Bende kim bu tanıdık yüz diyordum demek sendin ha?"...

Out: Biraz saçma bitirdim ve birazda kısa yaptım aksiyon çabuk başlasın diye...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://animeturkiye.forummum.com
Kitsune Shuurei
Vekil Shinigami
Vekil Shinigami
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 739
Yaş : 22
Nereden : Karakura Town
Lakap : HUNTER
Ruh Hali :
Kayıt tarihi : 02/07/10

Karakter
Zanpakutou: Shingetsu
Puan:
90/100  (90/100)

MesajKonu: Geri: Hueco Mundo'da tehlikeli oyunlar    Paz Şub. 05, 2012 11:04 am

''Ruhumda hissettiğim bu şey korku mu? Hayır! Olamaz! Daha öncede bununla karşılaşmıştım. Yavaş yavaş gözlerim kararıyor. Az önceki iki shinigamiden biri gitti bile. Diğeri ise başka birine doğru yöneldi sanki. Yeni bir savaş mı? Shinigamiler arasında hemde. Kolum iyice hissizleşti. Sanırım bu naçizane bedenim daha fazla katlanamayacak bu acıya.'' Kitsune'nin aklındaki derin düşünceler beynini yiyip bitiriyordu. Fakat git gide tüm vücudunun kontrolünü kaybediyordu. Birkaç saniye sonra yere yığıldı ve kapkara bir boyutta gözlerini açmıştı. Bir ses işitti uzaklardan. Fakat bu ses git gide yaklaşıyordu. Bu ses Shingetsu'ya aitti. Uzaktan bir ışık Kitsune'ye doğru yaklaşıyordu. Bu bir çıkış yolu muydu? ''Hayır! Bu bir çıkış yolu değil. Bu bir Gatsuga.'' Gatsuga Kitsune'yi vurmuştu ve Kitsune birden yere yığılmıştı. Hueco Mundo'daki bedeni ise uyanmıştı. Kıpkırmızı gözler ile tabi ki Kitsune bedenini kontrol edemiyordu. Fakat bedenini kontrol eden şey neydi? Arkasında ki reiatsuya doğru hızla hareket etti ve birkaç saniye sonra önünde belirdi. ''Ölmek için hazırlan genç shinigami!'' dedi. Kılıcına dokundu ve onu kınından çıkartarak havaya kaldırdı. Bir an kılıcını hızlıca savurdu ve ''GATSUGAAA!'' diye haykırdı. Bu karşısındaki bayan shinigami'nin sonu olabilirdi...

OUT: Zaten bugün biticek diye kısa yazdım....
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Hitsuomi Toumaki
Gotei 10 FukuTaichou
Gotei 10 FukuTaichou
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 521
Yaş : 23
Nereden : İstanbul
Ruh Hali :
Kayıt tarihi : 03/10/10

Karakter
Zanpakutou: Akai fushichō
Puan:
93/100  (93/100)

MesajKonu: Geri: Hueco Mundo'da tehlikeli oyunlar    Paz Şub. 05, 2012 7:09 pm

Burası kaç aydır ilk burada olmama rağmen ilk defa bu kadar hareketli bir hal almıştı. Shinigamiler, reiatsu patlamaları ve elbette bunların getirdiği kaos ve savaşlar… Karşımda buran bu 4 shinigamiye bakınca kendimi her geçen saniye onlardan daha da uzak hissediyorum. Belki onlarla bir geçmişim var belki yok şu an onu bilemeyeceğim ama bildiğim tek bir şey var, ben artık onlardan biri değilim… belki de benim için en iyisi burada kalmaktır, burada Hueco Mundo’da yeni bir hayata başlayabilirim, hem pek de zor olacağını sanmıyorum ne de olsa eski hayatım hakkında en ufak bir fikrim yok. Evet, bunu yapmalıyım, benim için en iyisi bu olur, çünkü şu an hiçbir yere bağlı değilim. Benim için en iyisi bir gezgin olup hayallerimi süsleyen o yeşil saçlı bayanı aramak olabilir. Hem kaç aydır ortalarda yoktum ve kimse de beni almaya buraya gelmedi demek ki pek de önemsenen biri değilim.

Ben bunları düşünürken etraf hareketlenmeye başlamıştı bile. Aralarında en güçlü reiatsuya sahip olan kişi hızlı bir shunpo ile uzaklaşıyordu, evet güçlüydü ama buranın yabancısıydı. Buranın içinde barındırmakta olduğu hainliklerin farkında olmadan burada böyle dolaşmamalıydı. Gücü ve zekasını onu bu sefer kurtarmaya yetmeye bilirdi, onun şu an en çok ihtiyacı olan şey Hueco Mundo yu avucunun içi gibi bilen biriydi. Bu bendim! Belki de ona yardım etmeliydim, buranın en küçük ayrıntısını biliyordum çünkü hafızam sıfırlandıktan sonra buranın ayrıntılarını saklamak için baya bir boş yerim olmuştu. O shinigamiye daha uzun yaşaması için yardım etmeliydim. Şu an yaptığı şey sadece bir tuzağa balıklama dalmaktı. Yavaşça ayağa kalktım üstümdeki kum tanelerini elimin tersiyle silkeledikten sonra kafama sarmış olduğum şalı çıkartıp her zamankisi gibi boynuma doladım. Artık hazırdım…. Bunca aylık bu lanet yerde yaşamanın verdiği bilgileri kullanmaya hazırdım. Tam shunpomla o shinigamiye yetişmek için adımımı atıcaktım ki karşımda biri belirdi. Bu onun yanında takılan diğer shinigamiydi. Neden onla gitmemişti? O mu istememişti acaba? Yoksa gidemeyecek kadar korka mıydı? Yavaşça ona doğru yürümeye başladım yüzümü görmüş olacak ki benle konuşmaya başladı. "Aah.. ahh... Bende kim bu tanıdık yüz diyordum demek sendin ha?" dedi rahatlamış bir ses tonuyla. Demek beni tanıyordu, acaba ben onu tanıyor muydum? Ya da daha önemlisi şu an durup diğer shinigaminin ölmesine izin verecek kadar önemli biri miydi benim için? Ama artık bir önemi yoktu hepsi eşitti benim için, hiçbiri hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Bu adamında onla iki çift laf etmeden beni bırakacakmış gibi bir hali yoktu. Bana seslendiğinden beri yüzümdeki hiçbir kasımı hareket ettirmemiştim, umursamaz ve boş bakışlarımla ona bakmaya devam ediyordum. Diğer shinigami ile takılırken onun shunposunu görmüştüm hızlı değildi. bu yüzden bana hala o aptal gülümsemesiyle bakmaya devam ederken shunpomu kullandım. Zanpaktoumu kınından çıkardım ve tam aramızda birkaç santim kala durdum. Zanpaktoum şu an boğazındaydı. Zanpaktoumun soğuklunu tenin de hissettiğini biliyordum ve yavaşça dudaklarımı sol kulağına yaklaştırdım ve fısıldayarak konuşmaya başladım. “Senin kim olduğun hakkında en ufak bir fikrim yok ve bunu öğrenmek gibi bir niyetimde yok. Zaten öyle bilinmesi gereken muhteşem birine de benzemiyorsun. Eğer daha demin yanından ayrılan shinigaminin biraz daha uzun süre hayatta kalmasını istiyorsan kenara çekil yoksa…” dedim ve konuşmama bir ara verdim bu sırada zanpaktoumu biraz bastırıp boynunda çok ince ama kan akıtacak büyüklükte bir yara açtım ve konuşmaya devam ettim “bundan daha fazlasına şahit olmak zorunda kalacaksın.” Dedim. Suratımda bunu söylerken çarpık bir gülümseme oluştu. Geçmişimden geriye kalan sayılı şeylerden biride buydu zaten ona milyonlarca anlam yükleyebildiğim çarpık gülümsemem…
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Mitsuide Takashi
Gotei 1 FukuTaichou
Gotei 1 FukuTaichou
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 349
Yaş : 20
Nereden : İzmir
Lakap : East-Kun
Ruh Hali :
Kayıt tarihi : 08/07/10

Karakter
Zanpakutou: Isuka
Puan:
85/100  (85/100)

MesajKonu: Geri: Hueco Mundo'da tehlikeli oyunlar    Paz Şub. 05, 2012 7:34 pm

Out: Ben shunpo attığımı hatırlamıyorum ki O.o
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://animeturkiye.forummum.com
Hitsuomi Toumaki
Gotei 10 FukuTaichou
Gotei 10 FukuTaichou
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 521
Yaş : 23
Nereden : İstanbul
Ruh Hali :
Kayıt tarihi : 03/10/10

Karakter
Zanpakutou: Akai fushichō
Puan:
93/100  (93/100)

MesajKonu: Geri: Hueco Mundo'da tehlikeli oyunlar    Paz Şub. 05, 2012 7:38 pm

out: ilk geldiğinizde shunpou ile takılmamışmıydınız kısa süreliğine Very Happy
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Mitsuide Takashi
Gotei 1 FukuTaichou
Gotei 1 FukuTaichou
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 349
Yaş : 20
Nereden : İzmir
Lakap : East-Kun
Ruh Hali :
Kayıt tarihi : 08/07/10

Karakter
Zanpakutou: Isuka
Puan:
85/100  (85/100)

MesajKonu: Geri: Hueco Mundo'da tehlikeli oyunlar    Paz Şub. 05, 2012 7:40 pm

Out: Hayır ben hiç shunpo atmadım .-.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://animeturkiye.forummum.com
Hitsuomi Toumaki
Gotei 10 FukuTaichou
Gotei 10 FukuTaichou
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 521
Yaş : 23
Nereden : İstanbul
Ruh Hali :
Kayıt tarihi : 03/10/10

Karakter
Zanpakutou: Akai fushichō
Puan:
93/100  (93/100)

MesajKonu: Geri: Hueco Mundo'da tehlikeli oyunlar    Paz Şub. 05, 2012 7:42 pm

out: boşver gene de aynı şeyi yapıcam yani Very Happy
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Eyvah Admin
Genel Yönetici
Genel Yönetici
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 1668
Yaş : 24
Nereden : Nereye...
Lakap : Admin
Ruh Hali :
Kayıt tarihi : 23/01/09

Karakter
Zanpakutou: Yönetim Paneli asddasdasd
Puan:
9999999/9999999  (9999999/9999999)

MesajKonu: Geri: Hueco Mundo'da tehlikeli oyunlar    Ptsi Şub. 06, 2012 3:39 pm

Out: Ben yazamayabilrim gençler. Gökçe yazdiktan sonra turu döndürün eğer yazabiliyorsaniz .-. Ben bir tur arkadan katilirim artik.

_________________
Admin'i kızdırmayın:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://bleachrpg.forums-rpg.com
 
Hueco Mundo'da tehlikeli oyunlar
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 2 sayfasıSayfaya git : 1, 2  Sonraki
 Similar topics
-
» HEDİYELİ OYUNLAR AÇIKLAMASI!...
» Demo oyunlar bakın bi
» istek-Siteme Nasıl Oyun Ekleyebilirim Ufak Oyunlar Basit Oyun
» CALL OF DUTY 6(MODERN WARFARE 2)FULL OYUN İNDİR!!!
» Pes 2010 Ripped 1.6 GB Torrent

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bleach RPG :: Rp'leriniz-
Buraya geçin: