AnasayfaSSSAramaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Zaraki Yamato

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Zaraki Yamato
Yeni Üye


Erkek
Mesaj Sayısı : 1
Yaş : 26
Kayıt tarihi : 12/08/10

Karakter
Zanpakutou:
Puan:
100/100  (100/100)

MesajKonu: Zaraki Yamato   Perş. Ağus. 12, 2010 12:41 pm

Hayata gözlerimi açtığımdan itibaren, bu hayatın bana getireceklerini biliyordum. Sorumluluklarımı ve özgürlüklerimin bilincindeydim.
Doğduğum hastaneden çıktığımızda, konuşmayı öğrendikten sonra anne diyeceğim kadının kucağındaydım. Beni gören herkes suratıma hayranlıkla bakıyordu ama bu beni hiçbir zaman şımarıklılığa sürüklememişti. Sadece derdimi anlatmak için ağlıyordum. Her neyse, işte o gün, annem yavaş adımlarla ilerliyorken, cırtlak yeşil bir arabanın önünde durmuştu. Bu iğrenç arabaya bindiğimizde, arabayı süren mavi gözlü, sarışın adamın suratı asıktı. Kafamı kaldırdığımda, annemin de öyle olduğunu fark ettim. Sonra düşündüm de doğduğum yer bir hastane değil, bir evdi. Beni bulunduğum yerden alan kimse yoktu. Aniden olmuştum, iğrenç bir olay sırasında hem de. Sonra güzel suratımı, annemi incelemek için tekrar kaldırdım. Annemin suratında bir ton makyaj vardı. Kırmızı ruju silinmiş olmasına rağmen dudakları kırmızılığını kaybetmemişti. Annemin yeşil gözleri ve muntazam bir burnu ve sarı saçları vardı. Annem çok güzel bir kadındı. Annemin suratını inceledikten sonra gülümsedim. Ben gülümseyince annem bana baktı ve yüzünde hiçbir ifade olmadan konuşmaya başladı. Benimle konuşmadığını biliyordum, öndeki mavi gözlü adam ile konuşuyordu. " Gülümsüyor. " demişti. Sesi ince ve berraktı. Ama yüzünde bir ifade olmaması beni şaşırtmıştı. Benim gülümsememin onu mutlu etmesi gerekmiyor muydu? Olanlara istemsiz olarak surat asmaya başlamıştım.
Annem bu sırada beni tutamıyordu, kafam aşağı doğru sarkıyordu resmen. Bu davranışından ilk çocuk olduğumu anlayabiliyordum. Bu iyi bir şeydi. Yeşil arabadaki kötü yolculuğumuz, ahşap bir evin önünde sona erdi. Mavi gözlü adam şoför koltuğundan kalkıp, anneme ve bana kapıyı açtı. Daha doğrusu, beni kucağında tutan anneme. Adam ızbandut gibi biriydi. Adamın çakmak çakmak mavi gözleri olsa da yüzü kirden ve güneş yanıklarından simsiyah olmuştu. Giysileri de yeniydi ama o kadar kirlenmişlerdi ki giymek için aklından zorun olması gerekirdi. Üstü başı kötü olmasının yanında bir de kabaydı bu adam. Anneme kapıyı açarken ki hareketlerinde en ufak bir nezaket yoktu. Sanki bir an önce kurtulmak istiyordu annemden. Kurtulmak ve kendi işlerine devam etmek istiyordu. Neden anneme böyle davrandığını anlayamamıştım. Bunun nedeni ben miyim diye düşünmeye başlamıştım bile. Benim gibi davetsiz gelen bir misafir yüzünden dünyalar güzeli annemi üzüyor olabilir miydi ki?
Sorularıma bir kaç dakika sonra, ahşap eve girince cevap buldum. Güzel bir eve benziyordu. Uzunca bir holden geçtikten sonra büyükçe bir salona giriş yaptık. Salon boştu. Birkaç tane koltuk ve yerdeki bir kilimden başka pek bir şey yoktu. Duvarlar mora boyanmıştı. Yaşanacak bir ev için biraz garipti bu renkler.
Annem odaya girdiğimiz gibi beni fırlatırcasına beyaz koltuğun üzerine koydu. Ağlamadım. Onlara daha fazla yük olmak istemiyordum. Bu sırada ilk sorumun cevabını bulmuştum. Evet, istenmeyen bir çocuktum. Güzel annem ile o adamın konuşmaları yankılanıyordu şimdi bu küçük, ahşap evde.
" Sana onu doğurmamanı söylemiştim. Kendin istedin. Çocuğun babası kim bilir kim! Her gece yattığın adamların isimlerini bir kâğıda yazıyorsan, seç en insaflısını baba olarak. Ben sana karışmıyorum. Bu çocuğa bakmana da yardım etmeyeceğim. Kazandığın parayla bunu yetiştirirsin artık. Bu oğlan büyüdüğünde, annesinin ne mal olduğunu anladığında ne olacak çok merak ediyorum doğrusu! "
Adam kıs kıs gülüyordu. Ve ben annemin ne olduğunu anlamıştım. Babamın kim olduğu belli değildi ki umurumda da değildi. Annem de umurumda değildi daha ilk doğduğum bu günlerde bile. Çünkü onlar beni istemiyorlardı. Öyleyse, ben de bu anneyi ve bu hayatı istemiyordum. Büyüyünce gidecektim bu evden. Ya da onlar atarlardı beni. Bilmiyordum. Annem güzel sesiyle konuşmaya başladı. Yine suratında hiçbir ifade yoktu. Onu anlamak çok güçtü. Sesi sakin ve kararlıydı.
" Bu çocuğu doğurmamalıydım biliyorum. Ama yapacak bir şey yok. Olan oldu." dedi. Annem sinsice gözlerini kısmıştı, ondan korkmuştum. Bir an beni öldüreceğini falan sandım, ama hiç bir anne bunu yapamazdı. Bu benim annem olsa bile.
Kıstığı gözlerini normal hale getirdi. Bunu neden yaptığını bilmiyordum, onu anlamak gerçekten güçtü.

Bu böyle devam etti. Her gece evimize başka başka adamlar gelirdi, annem beni saklardı. Ben de onu ele vermezdim, ağlamazdım. Annem beni hiç sevmedi.
Bir kaç ay sonra hayatımı değiştirecek bir şey oldu. Annemin yine beni sakladığı bir gece, gözlerim bulanıklaştı. Sonra bir şeyler görmeye başladım. Gördüğüm annemdi ve kandı. Oluk oluk kan görüyordum, ama bu kanın annemden mi yoksa başka bir yerden mi geliyordu bilmiyordum. Ama kan ve annem vardı. Annem baygın şekilde tüm kusursuzluğuyla yerde yatıyordu. Yer ise bir kan denizi olmuştu sanki. Sonra bulunduğum yere geldim. Önce korkmuştum, ama sonra ne olduğunu anlamıştım. Benim bir özelliğim olmalıydı. Şimdi daha da çok korkuyordum aslında. Acaba anneme bir şey mi olacaktı?
Haftalar sonra bunun cevabını aldım. Ben yine o malum yerde saklanırken ve annem yine başka bir adamda yatak odasındayken, çığlıklar duydum. Yürüyebiliyordum ama üst kattaki odaya çıkmam imkânsızdı. O acı dolu çığlıklardan sonra, yukarıdaki adam aşağı hızla inip evden dışarı çıktı. Sonra korkunç bir gürültü duydum. Annem merdivenlerden aşağı yuvarlandı. Görüntü tam da gördüğüm gibiydi. Annem kusursuz bedeniyle yerde yatıyor, boğazından akan kanlar yerleri göle çeviriyordu. Kan ayaklarıma kadar ulaştığında artık ağlamaya başlamıştım. Annem yoktu, peki ben ne yapacaktım? Daha bir yaşımdaydım. Bana bakacak kimse yoktu, biliyordum. Daha sonra öyle olmadığını öğrendim.
Eve gelen polisler ve ambulans, annemi götürdü. Daha sonra, siyah saçlı, güzel suratlı bir polis birilerini aradı. Anneannem yaşıyordu, ama kızını reddetmişti çoktan. Sanırım yaptığı iş yüzündendi. Beni de sevmeyeceğinden emindim, sonuçta babası olmayan bir çocuktum. Düşündüğüm gibi olmuştu. Anneannem beni hiç sevmemiş, ama öyle böyle beni büyütmüştü. Görüşlerim kesilmişti sanıyordum artık ki 17 yaşıma geldiğimde gelen görüş tekrardan beni dehşete düşürmüştü. Bu sefer anneannemi görmüştüm. Ölüyordu, bir trafik kazasında. Yine haftalar sonra görüşüm gerçekleşmişti. Dehşete düşmüştüm gerçekten. Anneannemin beni sevmemesine rağmen, ben ona çok bağlanmıştım. Öldüğünde günlerce ağlamıştım. Görüşlerimden nefret ediyordum.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Zaraki Yamato
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bleach RPG :: RPG Başlangıç :: Rp Puanlatma-
Buraya geçin: