AnasayfaSSSAramaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Victor Crane

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
VictorCrane
Yeni Üye


Erkek
Mesaj Sayısı : 5
Yaş : 36
Ruh Hali :
Kayıt tarihi : 05/08/10

Karakter
Zanpakutou: Fate The Blades
Puan:
100/100  (100/100)

MesajKonu: Victor Crane   C.tesi Ağus. 07, 2010 9:07 pm

Nereye gideceğimi bilmeyen bir şekilde yürüyordum. Önüme gelen her şeye vuruyordum. Gözümden süzülen yaşları elimin tersiyle sildim. Ben şimdi nereye gidecektim! Kimde kalacaktım. Tabi ya! Baylie! Kankam, sırf ucube Paris yüzünden kavga etmiştik. Kavgamız bir anda gözümün önüne geldi. Baylie demişti. Sana zarar verir, seni üzer demişti. Ama ben onun sözünü dinlemedim. Sevgilisi olmaya devam ettim. Bunları düşünürken korna sesi ve fren sesini duydum. Galiba bana çarpmış olacak ki onun etkisiyle yere düştüm. Bütün çığlıkları, başıma toplanan ayak seslerini duyuyordum. Fakat gözlerim kapalı ki etrafımdakiler ‘’Bayıldı galiba!’’ diyordu. Gözlerim gerçekten de kapalıydı. Bir daha hiç ama hiç açmak istemiyordum. Ama birisi beni kucağını aldığı an gözlerimi açtım. Bir genç kucağına almış arabasına götürüyordu. Galiba hastaneye götürüyordu. Bir anda bağırarak
-Beni bırak, burada öleyim.
Habersiz, sessiz, sedasız ayrılıyım bu Dünya’dan.
Bir daha görmesin benim yüzümü kimse.
Onun bakışları arasında kaybolmayayım.
Onun kollarında sakinleşmeyeyim.
Dudaklarım dudaklarına değmesin.
Onun tenine dokunmayayım.
Bırakın beni burada can vereyim.’’
Dedim. Gözyaşlarım benden habersiz akmıştı. Kucağından indim ve koştum. Onun evinden uzaklaşacak kadar koştum. Kankama gidecektim. Baylie’nin evinin yolunu unutmuştum. Buraya gelmeyeli ne kadar olmuştu ki burada ki bir sürü anımız olan mağaza kalkmıştı. Mlody apartmanına geldim ve durdum. Demir kapıyı ittim ve merdivenlerden çıkmaya başladım.24 numaraya geldim. Hiç beklemeden kapıyı çaldım. Gene aynı masum ve şirin bakışlarıyla açtı. Gözleri… Gözleri hiç değişmemişti. Gene hala yeşilliğini kaybetmemişti. Açar açmaz sarıldım bedenine ağladım ölesiye. Nedenini bilmese de o da bana sarıldı. Ne olduğunu bilmediği bir olay için beni yatıştırdı. ‘’Ağlama… Geçecek…’’ dedi. O an her şeye rağmen dost olduğumuzu anladım. Titrek bir sesle ‘’Haklıymışsın…’’ dedim. Ağlamaya devam ettim. Baylie konuşmaya başladı:
-Ne oldu tatlım?’’ dedi. Endişelendiği her halinden belliydi. Kendimi toplayarak ona cevap verdim:
-Haklıymışsın. Paris gerçektende pisliğin tekiymiş. Demiştin… Beni uyarmıştın. Ama söylediklerini dinlememiştim bile… Çok üzgünüm. Beni affedebilir misin?’’ dedim. Hala ağlıyordum. Konuşmamı bitirdikten sonra Baylie’nin de ağladığını görmüştüm. Baylie, evet dercesine başını salladı.

Bir süre sonra içeri girdik. Baylie’nin evine… O kadar güzel döşemiş ki evini; gerçekten göz alıyordu. Koltukları bej rengindeydi. İç açan bir tondu. Biblolar evin her yerini süslüyordu. Ailesi ile çektirdikleri fotoğraflar tablo içerisinde duvarda asılıydı. Tıpkı bizimki gibi… Bizimkinden tek farkı tablo içerisindeki mutlu anların gerçek olmasıydı… Baylie bej rengindeki koltuklara oturdu. Eliyle beni de çağırdı. Çantamı bir köşeye bırakarak onun yanına oturdum. Koyu bir sohbet bizi alıp götürmüştü.

-Ne oldu? Bu kadar üzülmenin sebebi nedir, Hilary?’’ dedi.
-Haklıymışsın. Paris gerçekten de dediğin kadar berbat bir insanmış. Ona gerçekten de güvenmemem gerekiyormuş.’’
-Ne yaptı?’’
-Ablamla beni aldattı. Helena… Paris neyse ama ablamdan kesinlikle beklemezdim. O benim ablamdı. Benden bu kadar nefret etmiş olmaz ki…’’
dedim. Bunları konuşurken ağlıyordum. Tuzlu gözyaşlarımın tadını aldım. Yaşadığım olaylar gibi acıydı.
-Ablan mı? Tanrım, olmaz! Yaptığı her şeye rağmen onu Paris’ten uzak tutmalıyız.’’
-Sen ne dediğinin farkında mısın? Bu ne demek?’’
-Bak! Sana söylemeyi düşünmezdim ama artık söylemeliyim… Paris tehlikeli biri… Hem de çok. Ablan sana ne yapmış olursa olsun onu böyle bir tehlikenin içine atamayız.’’
-Paris neden tehlikeli?’’
-B…ee…n… Nasıl söylemeliyim bilmiyorum. Sen uzun bir zamandır bir vampirle beraberdin. Paris’in tek düşündüğü senin kanındı. Anlıyor musun!’’
dedi. Bunları söylerken sesi gereğinden de fazla çıkmıştı. Söyledikleri feci şekilde saçmaydı. En yakın arkadaşım vampirlere mi inanıyordu?
-Sen sanırım saçmaladığının farkında değilsin, Baylie! Vampir diye bir şeyin olduğuna mı inanıyorsun? Saçmalık! Sanırım dün gece alkol falan aldın ve hala etkisindesin.’’
Dedim.
-Hayır. Çok ciddiyim. Senin pek değer verdiğin eski sevgilin bir vampir.’’
-Nerden biliyorsun?’’
-Geçen sene ormanda yürüyüş yaparken Paris bir kızı… Off! Söyletme işte. Vampirler ne yaparsa onu yapıyordu. Kanını içiyordu. O anda kendimi nasıl kurtardığımı bile bilmiyorum. Tek istediğim senin de o kız gibi olmaman.’’
-Saçmalık… Hem böyle bir şey olsaydı bir sene de çoktan işini bitirdi.’’
-Tek kurbanının sen olduğunu nerden biliyorsun?’’
dedi. Artık ona inanmaya başlamıştım. Söyledikleri anlamlı olabilirdi. Paris bugün yanına gittiğimde kendini savunmuştu. Beni kaybetmek istememişti. Belki de Baylie haklıydı. Bunları düşündükten sonra ablamı kurtarmam gerektiğini anladım. Oturduğum koltuktan hızlı bir hamleyle kalkarak kapıya yöneldim. Çıkmak için hazırlanırken bir yandan da Baylie ile konuşuyordum:
-Ablamı kurtarmamız gerek. Onu, böyle bir tehlikeye atamayız. Geliyor musun?’’
-Elbette!’’ dedi. Yerinden kalkarak yanıma geldi. Ama az önceyle kıyasladığımızda çok sakindi. Bu durum beni biraz şaşırtsa da pek takılmadım.

Paris’in evine koşar adımlarla gidiyorduk. Ben ne kadar aceleci ve endişeli davranıyorsam; Baylie de bir o kadar sakindi. Hâlbuki az önce kalbinin sesleri duyuluyordu. Garip bir durum olduğu kesin…

Paris’in evinin önündeydik. Bir süre bekledim. Ne yapmam gerektiğini düşündüm. Kafam allak bullaktı. Ne yapacağımı bilmeden yola çıktım. Geldim… Peki ya şimdi? Şimdi ne yapacaktım? Kapıyı çalmalı mıyım? Yoksa kırarak mı girmeliyim? Ya da ablam bana bunları yaptı. O kurtarılmayı hak etmiyor^^ diyerek çekip gitmeli miydim? Yo! Hayır. O benim ablamdı… Her şeye rağmen…

Kendimi kontrol edemeyerek kapıya doğru koştum ve kapıyı tekmeledim. Ne yaptım ben? Paris’e ne diyecektim? ^Sen bir vampirsin. Ablamı elinden almalıyım.^ mı? Saçma! Daha bunun doğru olduğunu bile bilmiyordum. Kalbimin seslerini duyabiliyordum. Vee… İşte Paris… Kapıyı açtı. Şaşırmışçasına bani süzüyordu. O bana bakarken aklıma Baylie geldi. Yanımda değildi. Yalnızdım. Korkarak arkamı döndüm ve Baylie sırıtıyordu. Bunun sebebi neydi? Ne olmuştu? Az önce benim için korkan arkadaşım gitmişti. Şimdi o benim bu berbat durumuma pis pis sırıtıyordu. Beni koruması gerekirken… Dein bir tam nefes aldıktan sonra Baylie’nin yüzüne karşı bağırarak konuştum:
-Sen ne yaptığını sanıyorsun? Beni buraya alay etmek için mi getirdin? Anlattıklarının hepsi saçmaydı zaten. Hiç birine inanmamıştım. Ama seni arkadaşım sanıyordum. Bu kadar adi ve saçma bir oyun oynamış olamazsın!’’ dedim. Baylie; bir kez daha sırıtarak suskunluğunu bozdu:

-Yo! Hayır. Hepsi doğruydu. Sadece eksikti.’’ Dedi. Mimiklerimle ^Nasıl?^ işaretini verdim. Anlamış olacak ki sözlerini sürdürdü:
-O orman var ya… Hani anlattığım geçen sene ki orman… İşte o ormanda Paris’le birlikte ben de vardım. Ama onu durdurmak için değil yardım etmek için… Sonuçta herkes kendi türüne yardım eder değil mi? Ha! Bir de… O öldürdüğümüz ve kanıyla ziyafet çektiğimiz kız da senin geçen sene ölen kız kardeşin Blair.’’ Dedi. O anda yıkılmıştım. Kız kardeşimi beraber öldürdüklerini söylemişlerdi. Yapmaya çalıştıkları neydi? Ablama ne olmuştu? Bugün hiç durmayan gözyaşlarım iki kayına çıkmıştı. Bunu yapmış olmazlardı. Ama yapmışlardı. Paris’i önümden iterek evin içine girdim. Büyük ve bir zamanlar bana muhteşem gelen salona girdim. Salonun muhteşemliğini bozan kan izleriydi. Korkarak o izleri takip ettim. Ulaştığım yer ise bir başka odaydı. Yerde birisi vardı. O kanların sahibi… Ürkerek o yerde yatan kızı bana doğru çevirdim. Ve… Her şey bitmişti. Ablam… O da ölmüştü. Tıpkı kardeşim gibi… Sözde sevgilim ve en yakın arkadaşım tarafından…

Kendimi kaybediyordum. Ama bu üzüntümden dolayı değildi. Ensemde soğuk bir yumruk hissediyordum. Ayaklarımın soğuğunun farkındaydım. Anladım ki ablam gibi… Kardeşim gibi… İşte şimdi ben de en yakın dostum ve sevgilim tarafından öldürülmüş ve en büyük ihanete uğramıştım…



Out: Bazı arkadaşların rp'lerini okudum. Rp'leri puanlamışsınız ancak yazmamışsınız.Lütfen ilgilenin ve puanladıktan sonra benimkini hemen yazın.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Victor Crane
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bleach RPG :: RPG Başlangıç :: Rp Puanlatma-
Buraya geçin: