AnasayfaSSSAramaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 SAVAŞ!

Aşağa gitmek 
Sayfaya git : 1, 2  Sonraki
YazarMesaj
Hime-Neko
Game Master
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 359
Yaş : 22
Nereden : Soul Society
Ruh Hali :
Kayıt tarihi : 03/02/09

Karakter
Zanpakutou: İhtiyacım yok U.U
Puan:
100/100  (100/100)

MesajKonu: SAVAŞ!   Cuma Ağus. 06, 2010 6:49 pm

Buyrun, çok sevgili savaş başlığınız.
Pasiflik sınırı 1 gündür.
Hollow açığımız olduğu için, herkese bir düşman denk gelecek şekilde npc karakterler savaşa GM kontrolünde sokulacaktır.
Hollowlar daha fazla güç elde etmek için önce dünya üzerinde ruh gücünün en fazla olduğu Karakura'yı, sonra da Seireitei'yi ele geçirme peşinde. Şehre saldırı başladı. İlk turda aktif olanlar, savaşın içinde sayılacak. Pazar günü GM konuya girecek. Ve mesajında belirttiği sırada rp devam edecek.
Gerekli sorular PM üzerinden sorulabilir.
Bu turda saldırı/savunma olmayacaktır.

_________________
[Resimleri sadece adminler görebilir.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Akaoni
Gotei 9 FukuTaichou
Gotei 9 FukuTaichou
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 128
Yaş : 28
Kayıt tarihi : 16/03/10

Karakter
Zanpakutou: Crimson Heaven
Puan:
76/100  (76/100)

MesajKonu: Geri: SAVAŞ!   Cuma Ağus. 06, 2010 6:59 pm

" Seni küçük p.ç kurusu. Çık bakalım ortaya, çık da o çirkin suratına hak ettiği yumruğu patlatayım." Hissettiği reiatsu kaynağının üstünde bir yerlerde gökyüzünde asılı duruyordu. Crimson Heaven hala kınındaydı.
"Biliyor musun mermerkazıcısı, sevdin sen bu kahramanı oynamak işini." Crimson Heaven bir ölü olarak göründükten sonra bir ölü için fazla hayat dolu davranışlar sergileyen bir zampaktouydu.
Joseph düşmanı beklemeye başlarken reiatsusunu gizledi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Hak-kan Yomamura
Gotei 2 FukuTaichou
Gotei 2 FukuTaichou
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 149
Yaş : 23
Nereden : İzmir
Lakap : hekeen
Ruh Hali :
Kayıt tarihi : 10/04/10

Karakter
Zanpakutou: Enshoku
Puan:
85/100  (85/100)

MesajKonu: Geri: SAVAŞ!   Cuma Ağus. 06, 2010 7:04 pm

Sıkıntılı zamanlar, çetin savaşlar başlamak üzere. Burada bir çok kişi ölecek, nice kanlar dökülecek. Belki masum insanlar ölecek, onları korumak için buraya gelen Shinigamiler ölecek. Hepsi hollow ırkının güç tutkusundan dolayı olacak. Gerçek bu ve bu gerçekten kaçınılamaz. Shinigamilerin etleri kemiklerinden ayrılsa, kolları bacakları kopsa da, tüm güçleriyle düşmanla savaşacak. Burada neler olacak, Tanrı bilir...


Hak-kan sonunda şehirde belirdi. Endişeli bir hâli vardı. Boynunun sol tarafında dövme gibi bir şey vardı, gücünün bir kısmının mühürlü olduğu buradan anlaşılıyordu. Zanpaktouları kınında idi. Çok tehlikeli gözüküyorlardı. Hak-kan bu sefer kimonosunda sake şişesi getirmemişti. Bu gün hiç olmadığı kadar ciddiydi. Buraya dövüşmeye gelmişti, oturup muhabbet etmeye değil. Hiç bir şekilde yumuşamamalıydı, çünkü masum insanlar söz konusuydu. Masum ruhlar... Hak-kan'ın bulunduğu sokak boştu. Yerlerde birkaç plastik şişe, kağıtlar vardı. Sokağın sağında ve solunda yüksek binalar vardı. Apartmanlarla doluydu. Market, manav yoktu, site gibi bir yerdi. Sadece yüksek konutlar. Ağır bir hava vardı. İnsanı huzursuz eden bir hava. Sıcak ve nemli bir hava vardı, o kadar nemli ve ağır bir havaydı ki, terleri akmıyordu, kendisi eliyle tutup aşağı atmak zorunda kalıyordu. Hak-kan ağır adımlarla sokakta ilerlemeye başladı. Etrafı kolaçan ediyordu, karşısına ne çıkacaktı kim bilir. Küçük bir hollow mu, orta seviye bir adjuchas mı, yoksa bir vasto lorde mi...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.bleachrpg.forums-rpg.com
Katsurou Akira
Vasto Lorde
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 22
Yaş : 24
Nereden : Hueco Mundo
Lakap : Akaoni/Akai Kagayaki
Ruh Hali :
Kayıt tarihi : 10/07/10

Karakter
Zanpakutou: Heikou ama salınım olur kendileri...
Puan:
93/100  (93/100)

MesajKonu: Geri: SAVAŞ!   Cuma Ağus. 06, 2010 7:24 pm

Nihayet uzun zamandır beklediği gün gelmişti. Yıllar boyunca öldürdüğü bütün hollowlar için savaşacaktı bugün. Yeterli adamı vardı, yeterli gücü de vardı. Nihayet beklediği zaman gelmişti ve saldırıya başlamışlardı. Dünyadan başlayarak bütün işe yaramaz halkları temizlemelilerdi. Gargantadan beraberinde çıktığı hollowlara güvenmek zorundaydı. Her şeyi planladıkları gibi yaparlarsa Soul Society'nin bile onlara karşı fazla bir şansı olmadığına inanıyordu. Zaten onlardan daha özeldiler ve tek gereken bunu kullanmalarıydı. Yüzünde küçük bir sırıtışla onları göremeyen insanlara baktı. Onların acizliğine, etraflarında olanlardan bihaberliklerine acıyordu. Onlara göre karanlık yaratıklardı hollowlar ama aslında karanlık olan onlardı. Aslında değillerdi. Onlar henüz beyaz sayfalardı. Ya özelleşip hollow olacaklardı, ya da o berbat shinigamilere dönüşeceklerdi. Yine de şimdilik yapılacak fazla bir şey yoktu. Yalnızca shinigamilerden gelecek ilk saldırıyı başlatmak için biraz şov yapmalılardı. Ne olursa olsun birkaç dakika içinde olacaktı. Etrafın sessizliğini bozacak bir haykırışla seslendi yardımcılarına, insanların ve shinigamilerin sonunu getirmedeki yoldaşlarına. "Pekala hollowlar, benim yıllarca avlanan halkımızın öcünü almadaki yardımcılarım, eğlence başlasın!"

Onun liderliğindeki harekatta komut bekleyen hollowların hepsi saklı tuttukları reiatsuyu serbest bıraktılar. Bunların hepsi shinigamilerin önce kuvvetlerini çekmek içindi. Bunun ardından da bölünmüş kuvvetlerin kalanını yok etmek için asıl darbeyi buracakları Soul Society'e gideceklerdi. Güç peşindelerdi ve yıkım, bu gücün yanında ödenmesi gereken ufak bir bedeldi. Zaman, etraftaki kendilerinden olmayan herkesin korkusu olma, halklarına mükemmel yaşamı sağlayacak dünyaları ele geçirme zamanıydı. Günün doğduğu diyarları ele geçirmelerine engel olmaya çalışacak olan kim olursa olsun durdurmaya yeminli bir orduydu onlar. Yıllarca onlar tarafından avlanmış olan türlerinin intikamını acımasızca alacaklardı şimdi. Artık hollow hayatının başından beri beklediği zaman gelmişti.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Hariru
Kararsız
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 445
Yaş : 27
Ruh Hali :
Kayıt tarihi : 04/05/09

Karakter
Zanpakutou: Kashido Mirikado
Puan:
85/100  (85/100)

MesajKonu: Geri: SAVAŞ!   Cuma Ağus. 06, 2010 7:45 pm

Karanlığın içinde iki adet göz belirdi. Üst üste duran ve gecenin karanlığında güneş gibi parlayan bir çift göz... Hiç şüphesiz ki bu gözler Hariru'ya; yokluğun ve varlığın efendisine aitti. Hariru Hueco Mundo'da hissetmişti ölümün vücudu yılan gibi saran korkusunu. Bu korku onu insanların Karakura diye isimlendirdiği yere çekmişti.

Hariru havadaki ölüm kokusunu hissediyordu. Shinigamiler ve bir grup hollow bazı yerlerde saklanmış bekliyorlardı. Hariru kendi ruh gücünü saklayarak izlemeye başladı. İlk kimin adımını atacağını, ilk kimin kayıp vereceğini ve kimin kaybeden tarafta yer alacağını merak ediyordu. Bu kendi savaşı değildi. Kendisi shinigamilerden nefret de etse başkalarının savaşına karışmamalıydı. Tek yapacağı uzaktan seyretmek olacaktı. Uzaktan seyredip shinigamiler hakkında daha çok bilgi sahibi olmak istiyordu ki intikamını alırken shinigamileri daha iyi ezebilsin.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Kitsune Shuurei
Vekil Shinigami
Vekil Shinigami
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 739
Yaş : 23
Nereden : Karakura Town
Lakap : HUNTER
Ruh Hali :
Kayıt tarihi : 02/07/10

Karakter
Zanpakutou: Shingetsu
Puan:
90/100  (90/100)

MesajKonu: Savaş!   Cuma Ağus. 06, 2010 7:56 pm

'' Tekrar dünyaya geldim. Etraf çok sessiz görünüyor. Her halde burada insanlar gece pek dışarı çıkmıyor. Bencede çıkmasınlar onlar için şu anda daha hayırlı. Etraftaki büyük uzun binalar görüş alanımı kapatııyor. Gerçekten ilginç bir reiatsu hissediyorum. Bu bir hollow reiatsusundan çok bir adjuchas gibi. Bu reiatsu gerçekten ilgimi çekiyor. Sanırım onu başkası haklamadan önce ben kapmalıyım. Açıkta kalmak istemem. Bir saniye sanki sanki adjuchasta bana yaklaşıyormuş gibi bir his var içimde reiatsusu hızla artıyor. Acaba bu dikkatimi dağıtmak için mi yoksa kontrol edemiyor mu? Lanet olsun! '' Amidamaru'nun aklından bunlar geçiyordu. Artık adjuchasa sadece birkaç sokak kalmıştı. Fakat işler beklediği gibi gitmiyodu. ''Lanet olsun! Sanki reiatsusu bir anda dağıldı gibi. Ancak dağılmasına karşın hala farklı farklı yerlerde onu hissedebiliyorum. ''
''Umarım sende beni hissediyorsundur lenet olası!'' diye bağırdı...


RP OUTT!: GM'ye sorup talimatları öğrendim o hareket ettircekmiş npcleri uyarı için teşekürler Akira-san


En son Tsunade Amidamaru tarafından Cuma Ağus. 06, 2010 8:09 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Hikari Suzuki
Gotei 2 Taichou
Gotei 2 Taichou
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 161
Yaş : 25
Nereden : Kripton desu*-*
Lakap : Aichou*-*
Ruh Hali :
Kayıt tarihi : 01/02/09

Karakter
Zanpakutou: Shinsei Suzaku da!*-*
Puan:
96/100  (96/100)

MesajKonu: Geri: SAVAŞ!   Cuma Ağus. 06, 2010 11:34 pm

out: Gotei 2'de rp yapamadığımızdan orada yazacağımı da buraya eklemek zorundayım de arimasu.

In:
Ofisinde oturmuş, dalgın dalgın raporlarını hazırlıyordu. Her gün aynı sıkıcılık, aynı durgunluk varken ne diye bu raporların yazılması gerektiğini de anlamıyordu zaten. Gizli istihbarat birimi için bile şu son zamanlarda hiç iş çıkmıyordu. Ah, bu harikaydı, harika... Tam da onun istediği gibi yalnız ve sakindi. Şimdi işlerini bitirince belki içeride biraz kestirebilirdi, yahut Rukongai'de Seireitei manzaralı bir tepede oturup gün batımını seyir ederken huzurla gözleri kapayabilir, tatlı esen yüzgarın önce yüzünü yalayıp, ardından saçlarını savurmasına izin verebilirdi. Evet evet, aynen böyle yapacaktı, hele bir işleri bitseydi de... Hırslanarak elindeki kalemi daha hızlı vurmaya başladı önündeki masanın üzerinde duran kağıda. Bir an önce işleri bitseydi de, daha erken gidip bulabilseydş o hayalini kurduğu tepeyi; orada, o yumuşak çimenlerin üzerinde uzanıp daha çok gökyüzüne seyredebilseydi... Alt dudağını ısırıp masaya doğru eğilerek başını diğer elinin yan tarafına yaslayıp o garip kalem tutuşuyla, adeta etrafını görmez olup deli gibi raporunu yazarken, içeri süzülen cehennem kelebeğini evvelden farketmemişti bile.O iki erguvani renkteki kanadın yanıbaşında çırpınışını farkedince, başını kaldırıp hayretle baktı. Hayretten çok, hayal kırıklığıyla... Kırk yılın başında, nadiren kendisi için, tek başına bir plan yapıyordu, ve birdenbire karşısında bir cehennem kelebeği, yıkıyordu tüm hayallerini. Yoksa Takushi-san yine bir toplantı için mi çağırıyordu, yoksa İstihbarat bölümü için yeni bir iş mi olduğunu veya Rukongai'de bir arbede falan mı çıkmıştı, emin olamadı. Oflayıp puflayarak, kendi kendine hayıflanıp homurdanarak elini kaldırıp konmasına izin verdi erguvani kanatlı kelebeğin parmağına. Elini kaldırmıştı ya, o bezgin yüzünden renk gitmişti şimdi. Yerden nasıl kalktığını, yazdığı tüm o raporların nasıl da uçuştuğunu bilemedi, göremedi o an. Derhal aşağıya inerken, hızla inmişti dik, tahta merdivenin basamaklarını. Ardından genel ofise girip, anlattı durumu istihbarattakilere de hemen, aceleyle. Kendine gelen bilginin de üstü kapalıydı Takushi-san ser verip sır vermeyenlerdendi anlaşılan. Bimukabele o da öyleydi ya gerçi, bu konular pek de öyle önemli şeyler değildi artık hani. Pek sevmediği o haorisini geçirdi üstüne. Sevmezdi normalde bu haoriyi giymeyi, ama zorunluydu işte. Çünkü birileri öyle istiyordu, Hikari yapmaz olur muydu hiç!
Karakteri onunki gibi olan birinin, diğerlerinden üst bir rütbede olması gererdi o kimseyi tabii. Hele ki Hikari'yi... Kendi gibi birine hiç yakıştıramıyordu böyle bir mevkiiyi. Başkalarına karşı sürekli gülümseyen bir insan, diğer insanların saygısını hak ediyor muydu ki? İç geçirdi. Bu konulara girmenin şimdi hiç sırası değildi. Güçlü hissetmeli, öyle görünmeliydi. O kaptandı, değil mi, her ne kadar hakkını veremese de, yahut öyle düşünse de...Her zaman takındığı o gülümsemesi, yüzü ciddi bir hal alırken toz olup uçuvermişti sanki. Bu değişime bazen kendisi bile inanamıyordu evvelden, fakat neden sonra o da alışmıştı, istenilen, ihtiyaç duyulan kimse olmaya. Güçlü durmalı, öyle olmalı, öyle hissetmeliydi şimdi. Senkai geçidine diğerlerinden daha çok sonra, yalbuz başına varmıştı. Etraftaki çıt çıkmayan sessizlik, Senkai geçidinin başındaki saygıyla dikilen shinigamiler, sessiz sessiz, hafif hafif esen rüzgar ve niceleri tüm düşünceleri teyit ediyordu işte.
İç geçirdi, yeniden. Elinde sıkı sıkı tuttuğu kurdeleyle salık saçlarını sıkıca toplayıp, omuzlarına dökülen tutamları elinin tersiyle arkaya doğru savurdu. Açık olan Senkai geçidine attığı her adım , Dünya'ya götürüyordu onu. Gerçek Dünya'ya... Gerçeklerden ölümüne korkan bir hayalperestin oralarda bulunması hayra alemet miydi peki? Kim bilebilirdi ki, belki de sonuna doğru gidiyor, gerçeklerde boğulacağı bir denize atlıyordu...
Gerçek mavilikye, yaşayan ruhlardan yayılan buram buram içi geçmiş bir hayatın kötü kokusu başını döndürüyordu. Belki de, belki de gerçekten... şimdi bulunması gereken yer orada, hayalini kurduğu yer olmalıydı. Fakat burada, erguvani renklerde boğulup ruh parçacıkları etrafa serpilmişcesine dağılırken kendi canıyla düşmanını da dostunu da besleyebilirdi. Ne de olsa, o iyi biriydi...
Sağına, soluna bakındıktan sonra omuz silkerek Senkai geçidinin birkaç adım ötesinde durmaktan vazgeçip ağır ğır ilerledi gökyüzünde, elini kolunu sallaya sallaya. Şimdi o iyiyi ve güçlüyü oynayacaktı. O, insanların en ufak lafına kırılıp içine atarak küçük kar tanelerini zamanla çığa dönüştürüp yüreğini yıkan, bugün en büyüğü un ufak edip eleyecek olanı oynamalıydı. Kendine sakladığı ve dışarıdan yansıttığı kişikliği arasındaki çelişkiyi yok sayarak, muamma kişiliğinde istediği ruh halini bulup çıkarttı içinden, yüzüne bir maskeymişcesine taktı onu. Şimdi herkesten daha iyi, daha güçlü ve daha emindi, değil mi? Öyle olmalıydı, zorundaydı. Bir piyeste başrol oynamak gibiydi bu; sonunda makyajını sildiğinde yüzünden, yine o Hikari olacaktı. Yine o, tatlı ve masum hikari...İçinde ne fıtınalar kopup da dışarıdan gül bahçesindeymiş gibi görünen Hikari olacaktı yine. Ne de olsa onun hayatı bir piyesti...
Bulunduğu yerin kuzeydoğu tarafından gelen Reiatsu artışı ile oraya döndürdü başını. Oradaydı demek, diğerleri... Düşman ve dostları, korumak için kılıç sallayıp öldürmek için haykıracakları... Muammaydı hayat, onun getirileri... Shunpo ile o bölgeye gittiğinde, şehirde bulunan ve sayıları artan hollowları görünce, neden daha fazla destek birim çağırmadığı için dert yandı kendi kendine. Fakat olsundu, sorun değildi. Birkaç hollowun icabına elbet bakılırdı, zaten eğer bu son bulmasaydı Seireitei'den mutlaka ek bir takım yollarlardı. Ama o zamana kadar, o en güçlülerini alacaktı bile. Başka birine kaptırmaya niyeti yoktu zira, görevini hakkıyla yerine getirdiğini başkalarına gösterecekti. Seireitei'ye, en güçlülerinin başını da götürebilmeyi o kadar çok isterdi ki...
O etrafı aradığı kişi var mı diye gözleriyle tararken, kendi teğmeni de dahil üç teğmen çarptı gözüne. Hepsi de işine vermişti kendini, hepsinin amacı tekti. Bir tek o muydu böyle bir yerde, eli katanasında bekleyen?
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Hoshi Mamoru
Gotei 1
Gotei 1
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 23
Yaş : 23
Ruh Hali :
Kayıt tarihi : 29/06/10

Karakter
Zanpakutou: Fuhyo
Puan:
83/100  (83/100)

MesajKonu: Geri: SAVAŞ!   C.tesi Ağus. 07, 2010 1:12 pm

Hoshi, Karakura şehrine gelmişti.Nemli bir geceydi ve sessizdi.Hoshi nin gözünü alan , ışığı hafif yanmış sokak lambaları vardı.Başka da görünürde bir şey yoktu.Hoshi aslında dövüşmeyi seven biri değildi ama masum ruhları korumak için savaşacaktı.Karşısına ne çıkarsa çıksın pes etmeyecekti.
Çevresine bakındı.Bir kaptan ve birkaç teğmen gözüne ilişti..Teğmen olduklarını kollarındaki armalardan anladı.Hoshi bu teğmenleri ilk kez görür gibiydi.Yeni mezun olduklarını düşündü.Hepsi oldukça ciddiydi.Durum o kadar kötü olabilir miydi acaba diye düşündü.Acaba içini yayılan bu karmaşık duygu korku muydu endişe miydi... Bunlardan kendisini alıkoyup,korkmadığını hissetmeye çalıştı ve bir iki adım ileriye doğru yürüdü.Etrafa daha dikkatle baktı.Uzun uzun binalarla dolu karmaşık bir şehirdi.Her yerde büyük reiatsu hissediyordu.Sanırım herkes savaşa hazırdı ki o da hazırdı...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Nakahara Hikari
Gotei 9 Taichou
Gotei 9 Taichou


Kadın
Mesaj Sayısı : 14
Yaş : 22
Kayıt tarihi : 07/07/10

Karakter
Zanpakutou:
Puan:
92/100  (92/100)

MesajKonu: Geri: SAVAŞ!   Paz Ağus. 08, 2010 12:23 pm

Elini uzattı. Karanlığı yakalamak istiyordu. Her taraf karanlıktı. Aydınlığı göremiyordu. Yıldızını kaybetmişti. Yıllar önce. Bir yerlerde unutmuştu onu. Cebinde taşıyamazdı ya. Umutsuzca kaldırdığı elini, hayal kırıklığıyla indirdi. Kendini bırakırmışçasına yere oturup ellerini eteğinin üstüne koydu. Ağlamak istiyordu. Sonsuza dek ağlamak. Bunun bir rüya olduğunu biliyordu. Bu yüzden ağlamalıydı ya. Şansı varken dökmeliydi zehrini. Ya da hemen uyanmalıydı. Kalkıp silkelenmeli, bu saçma histen kurtulmalıydı. Tüm duygular birer yüktü sadece. İnsanların yoluna engeller koyan bir yük. Ölsen de değişmiyordu bu. Gözlerimi sıkıca yumdu. Ağlayamıyordu. Ağlayamıyordu.

Bilinci kendine geldi. Yere düşmüş olan eli uyuşmuştu. Üstünde ince bir örtü vardı. Saat kaçtı? Ne kadar zamandır uyuyordu ki? Bir şey onu dürtüyordu sanki. Tembelce gözlerini açtı. Kehribar rengi saçlarla ona doğru eğilmiş olan kişi, Hikari’nin gözlerinin tonuyla irkilerek geriye çekilmişti. Normal üyelerin buraya girmesi yasaktı, ama yüz ifadesinden ve şakağından akan ter damlalarından bir sorun olduğu belliydi. Olduğu yerde doğrulup yüzünün dibindeki cehennem kelebeğiyle yerinden sıçradı. Parmağına konan kelebek, bu sefer gerçekten de cehennemi haber veriyordu. Karşısındaki yeni yetme shinigaminin korku dolu gözleri eşliğinde, tek kelime bile etmeden haorisini giyip aşağıya indi. Meraklı ifadelerle ona bakan gözleri sakinleştirmek isterdi. Bir kaptan olarak görevi bu olmalıydı, değil mi? Ancak Takushi-san bu sefer sakin kalınamayacak bir haber vermişti. Etrafında toplanan bunca göze savaşı haber verdi. Yüzündeki ifadesizliği korumaya çalışıyordu. Hollowların önce Karakura’yı sonra da Seireitei’yi almayı planladıkları bildirilmişti. Onlar bu haberi idrak etmeye çalışırken, turkuaz saçları dalgalanarak koşmaya başlamıştı bile. Haorinin etekleri uçuşurken o, senkai kapısına ulaşmıştı bile. Bu kırmızı alarm durumunda hazır tutulan kapıyı nasıl geçtiğini, dünyaya ne ara vardığını bile anlamamıştı.

Vardığında her yer karma karışıktı. Hiçbir yerde hollow reiatsusu hissedemiyordu. Yanlış alarm mıydı yoksa? Ama her rütbeden shinigaminin reiatsusu vardı. Bunca kişi, şu ana dek olayı çözmüş olmalıydı. Başını dik tutup etrafa göz gezdirdi. Bir çok teğmen seviyesinde reiatsu vardı. Tüm kaptanlar nerede kalmıştı? İçeride bir tane kaptan vardı. Tabii kendi dışında; Hikari-san. Güzelliğiyle ağızları bir karış açıkta bırakacak kadar güzel bir kadındı. Parlak gri gözlerinin üstüne kondurulmuş açık kahverengi saçları bir tanrıçayı andırsa da, içinde ne fırtınalar estiğini saklayan bir mağdurdu o. Ölmüş olmasına rağmen, kader peşini bırakmamıştı belli ki. Ancak şanssızlığı onu bu savaşta bulmamalıydı. Hızlıca teğmenine göz attı. Savaşa hazır gibi görünüyordu. Daha da iyisi, düşmanın kanını dökmek için heyecanlıydı. “İşte ruh budur.” Diye fısıldadı şeytani bir tavırla. Başını başka bir yöne çevirmeye yeltenirken, birden ortaya çıkan reiatsularla sarsıldı. Önündeki hava titremişti. Bir çok güçlü reiatsu vardı, ancak en çok göze batan, çok ağır ve karanlık biriydi. Gözleri onu bulduğunda, bir hollow olmak için fazlasıyla yakışıklı birini gördü. Şu pek bilinmeyen vasto lorde seviyesinde bir reiatsusu vardı. Ondan korkmalı mıydı? Yok daha neler…

Eli zanpaktousuna uzandı. Belli ki o da kan dökmek için heyecanlanıyordu. Kaynayan kanları tek çırpıda dondurmak istiyordu. Ve donduracaktı da…


Out: Şit, kısa oldu <_>
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Eyvah Admin
Genel Yönetici
Genel Yönetici
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 1668
Yaş : 24
Nereden : Nereye...
Lakap : Admin
Ruh Hali :
Kayıt tarihi : 23/01/09

Karakter
Zanpakutou: Yönetim Paneli asddasdasd
Puan:
9999999/9999999  (9999999/9999999)

MesajKonu: Geri: SAVAŞ!   Çarş. Ağus. 11, 2010 9:25 pm

Hollowlar, baş düşmanlardı. En azından shinigami akademisinde böyle öğretiyorlardı. Hollolar düşmandir, peki ya çevredekiler… Rukongai deki her ruh çok mu masumdu? Sadece berbat bir süreçten geçerken ölüp acı çeken hollowlaşan ruhlar kötüydü de, Rukongaide çocuklara eziyet eden bencil, aciz, yardımlaşmadan yoksun ruhlar, birbirlerini yok ederek yaşamaya çalışanlar masumdu. Hayat adaletsizdir diye düşündüm, dünya denilen o yabancı bölgeye, yani ‘yaşayanların dünyasına’ doğru giderken bir geçitte.

Hollowlarin dünya üzerindeki amansız artışı ve giderek güçlü hala gelmeleri –ki korkulan başa geliyor demekti- Dünyadaki görevli shinigamilerin yetersiz kalışı üzerine bize rapor bildirmeleri ve destek istemeleri… Her şey birinin yönettiği zincirin halkaları gibiydi.

En sonunda dünyaya vardığımızda, yanımdaki ekip hemen gruplara ayrılıp, farkli yönlerdeki hollowlarla savaşmaya giderken, yine haorisiz gezen ben ve benim kaptan, aslında baş kaptan olduğumu bilmeyen bir iki kişi ile yalnız kaldığımda o kişilerin, gerçekte ise herkeste var olan o amansız gerginliği hissetim. Dövüşmek, hem de ölümüne… Gerçekten zor bir şeydir. Varlığı olan herkes, hollowlarda dâhildir, ölmekten korkar. Bir ikinci kez ölüp hiç var olamama eminim ki kötü bir şeydir. İşte bu nedenlerden dolayı, etraftaki yüzlerce shinigami, şayisini bilmediğimiz ‘düşman’ nedeniyle havayı daha ağır yapa dursun, ben bir etrafı gözetmeye çıktım. Haorimi giyememem gerçektende bu sefer kötü oldu diye düşünüyordum, çünkü kimseye savaş planı için emir veremezdim. Kimse sıradan ama korkutucu kırmızı gözleri olan ve kendinden kısa, bücür birinden emir almayı sevmezdi. Haoriyi giymememin nedeni de bu değil miydi? Ama şimdi bu tip bir savaş için değil.

Uzakta bir bölük gördüm. Çoğunluğu fuku-taichou sembolü olan bantlar taşıyordu kollarında. Gözüme biri takılmıştı. Üzerinde tek çizgi olan biri, benim takımımın fuku-taichousu. Yeni atandığını duymuştum ama yüz yüze görüşme imkânımız olmamıştı hiç. Sarışın uzun saçları dikkat çeke dursun, yüzü ve vücudu güzel genç bir bayandı. Görünüş olarak büyük olabilir, ama kesinlikle ondan daha yaşlıyım diye geçirdim içimden. Yüzüne oturtmaya çalıştığı o ciddi ifade ona hiç yakışmıyordu, zaten genelde öyle bir ifadeyi fazla kullanan birine de benzemiyordu. Ama etraftakilerden biraz daha bariz duran endişeli tavrı onu güçsüz kılabilirdi. Umarım savaşa hazırdır diye iç geçirdim birden. Ben o kadar sık teğmen değiştiren birine mi benziyordum yoksa.

Yavaşça onların yanına ilerlerken kendimi biraz garip, herkesten az daha farklı hissettim. Zanpaktoumu çekip vahşice kesme düşüncesi beni hissetmediğim geçmişime götürüyordu. Etraftakilerin duyduğu varsayılan endişe bende biraz daha azdı, beklide umursamazlıktandır. Gerçekten hayatimi umursuyor muyum? İnsan niye hayatına o kadar değer versin ki?

Hey!

Tamda teğmenim olduğunu düşündüğüm o narin görünüştü kişinin yanına yaklaşmak üzereyken bir bina ötede gürültülü yıkılma sesi, dalgalanan reiatsu ve büyük bir Hollow çığlığı duyuldu

_________________
Admin'i kızdırmayın:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://bleachrpg.forums-rpg.com
Hoshi Mamoru
Gotei 1
Gotei 1
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 23
Yaş : 23
Ruh Hali :
Kayıt tarihi : 29/06/10

Karakter
Zanpakutou: Fuhyo
Puan:
83/100  (83/100)

MesajKonu: Geri: SAVAŞ!   Perş. Ağus. 12, 2010 8:26 am

Hoshi etrafa bakınırken gözüne ufak tefek, mor saçlı ,kırmızı gözlü, hırsla zampaktousunu tutan biri takılmıştı.Hoshi onu haorisi olmamasına rağmen hemen tanıdı.Bu 1. takım Taichou Meiki ydi.Yani kendi takım kaptanı.Taichou Meiki ,Hoshi yi belki ilk kez görecekti ama Hoshi onu çok iyi tanıyordu.
Hoshinin içini inanılmaz büyüklükte bir huzur kapladı.Sanki az önce düşündüğü endişe,gerginlik bir anda yok olmuştu.Taichou Meiki buraya gelirken Hoshi ye de inanılmaz bir güven getirdi.O savaş ortamında bile yüzünde sıcacık bir gülümseme,gözlerinde mutlu bir ışık belirdi.Taichou suna hayranlıkla bakarken çıkan hollow sesini farkedemedi ama büyük bir reiatsuyla irkildi.Zampaktousunu çekti ve sımsıkı tuttu.O yöne doğru döndü.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Hime-Neko
Game Master
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 359
Yaş : 22
Nereden : Soul Society
Ruh Hali :
Kayıt tarihi : 03/02/09

Karakter
Zanpakutou: İhtiyacım yok U.U
Puan:
100/100  (100/100)

MesajKonu: Geri: SAVAŞ!   Perş. Ağus. 12, 2010 12:40 pm

Katsurou Akira vs. Takushi Meiki
Hariru vs. Nakahara Hikari
Npc vs. Hakkan Yomamorua
Npc vs. Shinji Amidamaru
Npc vs. Akaoni
Npc vs. Hikari Suzuki
Npc vs. Hoshi Mamoru

Kura sonucu belirlenmiştir. Hiç bir şekilde hile yoktur. Rakibiniz çıkan kişiden başkasına, onun işini bitirmeden saldıramazsınız. İlk saldırıyı Shinigamiler yapacaktır.
Shinigami
Hollow
Shinigami
Hollow
Olarak gidecek. Yukarıdaki sırayı dikkate alınız.

Ancak npc ile savaşanlarda GM'in girmesi beklenmeyecek. Npc rakiplerinizi kendiniz betimleyebilirsiniz.

_________________
[Resimleri sadece adminler görebilir.]


En son Hime-Neko tarafından Perş. Ağus. 12, 2010 1:02 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Akaoni
Gotei 9 FukuTaichou
Gotei 9 FukuTaichou
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 128
Yaş : 28
Kayıt tarihi : 16/03/10

Karakter
Zanpakutou: Crimson Heaven
Puan:
76/100  (76/100)

MesajKonu: Geri: SAVAŞ!   Perş. Ağus. 12, 2010 12:50 pm

Hollowu görmesiyle beraber atılması bir anda olmuştu. "Dokuz cehennemlerin kapısındaki bekçilerine söyle, baba..." sesi fısıltı olarak çıkıyordu. "... ve yedi kat cennetin gözcülerine de." Her şey bulanık, her şey boştu şu anda. Sadece düşman vardı ve çaprazlanmış zampaktouları ile süzülüyordu. Hollowa kılıçlarıyla büyük bir çarpı çizdi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Kitsune Shuurei
Vekil Shinigami
Vekil Shinigami
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 739
Yaş : 23
Nereden : Karakura Town
Lakap : HUNTER
Ruh Hali :
Kayıt tarihi : 02/07/10

Karakter
Zanpakutou: Shingetsu
Puan:
90/100  (90/100)

MesajKonu: Geri: SAVAŞ!   Perş. Ağus. 12, 2010 1:29 pm

''Umarım sende beni hissediyorsundur lenet olası!'' diye bağırdı...

...Bağırır bağırmaz bir patlama oldu. Dumanlar arasında hayal meyal bir gölge görüyordu ancak bu sıradan bir gölge değildi. Az önce hissettiği reiatsuyu şimdi daha şiddetli bir şekilde hissediyordu. Ancak bu sıradan bir reiatsu değildi. ''Ben 3.Takım Teğmeni Shinji Masaki'' dedi. Hollow'un rütbesini bilmiyordu ancak çok muazzam bir reiatsusu vardı. Shinji kılıcını çekti ve ''Savaşmayı seven bir insan değilim. Adaletten ve barıştan yanayımdır. Ancak huzuru bozanlar cezalandırılmalı.'' ''Senin gibi değersiz bir istilacı için shi-kai'mi kullanmamalıyım ancak reiatsun çok ilginç bu işi çabuk bitirmek istiyorum.'' dedi. ''Sakebi Souyorinmaru!'' ''Bu benim shi-kai'm shi-kai'min iki saldırısı var. Bu Souyorinmaru'nun birinci şekli. Yaydığı ses dalgalarıyla rakibinin dikkatini dağıtır ve onu bayıltır. Sanırım bu uzun sürmeyecek istilacı.'' dedi.


En son Shinji Masaki tarafından Cuma Ekim 08, 2010 5:02 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Hak-kan Yomamura
Gotei 2 FukuTaichou
Gotei 2 FukuTaichou
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 149
Yaş : 23
Nereden : İzmir
Lakap : hekeen
Ruh Hali :
Kayıt tarihi : 10/04/10

Karakter
Zanpakutou: Enshoku
Puan:
85/100  (85/100)

MesajKonu: Geri: SAVAŞ!   Perş. Ağus. 12, 2010 2:22 pm

Hak-kan'ın arkasında bir reiatsu belirdi. Oldukça karanlık, kokuşmuş bir hollow reiatsusu... Hak-kan arkasına döndü ve hollowu incelemeye başladı. Görünüşüne baktığı anda onun sadece bir hollow olduğunu anladı, ne arrancar, ne adjuchas olabilirdi bu mahluk. Zaten reiatsusu da arrancar olmaya yetmezdi. Hak-kan zanpaktousunu hala çekmemişti. Zaten hollowun saldırmaya niyeti yok gibiydi, sanki ilk onun saldırmasını bekliyordu. Hollowu iyice süzdü. Yaklaşık üç buçuk metre boyundaydı. Maskesi bir koçu andırıyordu. Boynuzu, suratı. Vücudu da öyleydi, toynakları bile vardı. Ama kim bilir ne güçleri vardı bu hollowun. Sıradan bir hollow buraya kadar gelmeye cesaret edemezdi, teğmen seviyesi bir reiatsunun karşısına da dikelemezdi. Belki sadece daha güçlü bir hollowun yemiydi, kim bilir? Hak-kan sağ eliyle, kimonosunun sol tarafında olan zanpaktousunu çekti. Bir flashsteple hollowun kafasının üstüne gitti, sağ elindeki zanpaktousunu havaya kaldırdı, sol eliyle de diğer zanpaktouyu hızlıca çıkartıp hollowun başına salladı. Yani bu şaşırtmalı saldırıyla onu kesebilirdi, ayrıca kesemese bile havada, büyük bir hızla ve güçle inmeyi bekleyen başka bir zanpaktousuda vardı. Tek saldırıda onu haklayabilmekti amacı...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.bleachrpg.forums-rpg.com
Hoshi Mamoru
Gotei 1
Gotei 1
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 23
Yaş : 23
Ruh Hali :
Kayıt tarihi : 29/06/10

Karakter
Zanpakutou: Fuhyo
Puan:
83/100  (83/100)

MesajKonu: Geri: SAVAŞ!   Perş. Ağus. 12, 2010 3:54 pm

Hoshi karşısında yılana benzeyen bir Hollow gördü.Ama derisi bir balık gibi pulluydu.Boyu uzundu ve kocaman bir dili vardı.Hoshi Hollow un saldırısının ne olduğunu düşünmeye çalışıyordu.
Zaten elinde olan Zampaktousunu sımsıkı tuttu ve flashsteple Hollow un arkasına geçti.Shikai sini kullanmayı düşündü ve Toshi suru, Fuhyo! diye haykırdı...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Hikari Suzuki
Gotei 2 Taichou
Gotei 2 Taichou
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 161
Yaş : 25
Nereden : Kripton desu*-*
Lakap : Aichou*-*
Ruh Hali :
Kayıt tarihi : 01/02/09

Karakter
Zanpakutou: Shinsei Suzaku da!*-*
Puan:
96/100  (96/100)

MesajKonu: Geri: SAVAŞ!   Cuma Ağus. 13, 2010 12:08 pm

Ardı ardına hissettiği reiatsuların kimi Hueco Mundo'nun köhne yerlerinden açık bir Garganta'yı fark edip bodoslama dalan hollowlara, kimi ise onun gibi cehennem kelebekleri ile uyarılarını anca alıp bir koşu dünyaya gelen shinigamilere aitti. Artan bu reiatsuların arasında, tanıdık birini seçince omzunun üzerinden yukarı doğru baktı. Adaşı, meslektaşı, rütbedaşı Hikari-san. Mavi, uzun saçları ile onu tanımamak mümkün değildi ya, böyle gergin bir ortamda bile etrafını sıcacık bir hava ile kaplayıp, bakanların yüreklerini rahatlatıyor, tüm kaygı ve endişeyi dilip süpürüyordu sanki. Çoğu zaman ona imrenirdi; mütemadiyen olduğu gibi görünür, öyle kabul edilirdi zannınca. İnsanların olmasını istediği kişi değil, kendi canının istediği olurdu her daim. Gıpta ile bakardı bu yüzden ona, onun gibi olmak isterdi hep...
O bunları düşünedursun, aheste aheste yaklaşan tanıdık başka bir reiatsu ile gözlerini nihayet Hikari-san'dan alabilmiş, yeni kapanan Senkai Geçidinin olduğu yöne doğru dikmişti. Minyon, çocuk görünüşlü, kısa kuzguni renkte saçları ve kıpkırmızı gözleriyle gelen, Meiki taichouydu. Tam da kendisinden beklenileceği gibi, haorisi üzerinde yoktu. Hoş, buradaki tüm rütbeli kişiler zorunlu olarak onu tanıyor, fakat Seireitei halkından kimse yüzünü bile bilmiyordu. Tanıyanlar metanetle saklıyordu onun kim olduğunu, bilmeyenler de öğrenmek için boşuna çabalamıyor, böylelikle karşılıklı bir denge kurulmuş oluyordu.
Kırmızı bir kurdele ile bağladığı saçlarını omuzlarından arkaya doğru atıp şöyle bir gerindikten sonra nihayetinde elini bir zampaktousunun üstüne koyuverdi. Çevresindeki reiatsuları ölçmeye çalışıyordu, fakat yakınlardaki bir binadan gelen şiddetli bir toslama sesi ve yayılan reiatsu dalgasıyla, elini üzerinde gezdirdiği tek zampaktousunu hızlıca çekmiş, diğer eliyle ise öteki zampaktousunun kabzasını sıkıca kavramıştı. Henüz ortada doğru dürüst fol yok yumurta yokken ne diye iki zampaktousunu da çekecekti ki? Zira bu işi mümkünse gerek görmedikçe shikai moduna bile geçmeden bitirmek istiyordu. Ennihayetinde o, Gizli istihbaratın başındaydı. Buna uygun olarak, rakibinin gücüne karşılık, kendi elleriyle işini bitirmeyi isterdi elbet. Önüne çıkan zayıf hollowları kılıcının soğuk yüzeyi ile buluşturacaktı elbet, belki az biraz değerli bulduklarına Anka’nın öfkesini yansıtırdı soğuk çeliğin üzerinden. Öldürmek doğasında yoktu belki, lakin görevini de her daim bilen biriydi. Tam tetemadıyla, alnının bir karış akıyla kendi vazifesini yerine getirip, ağırbaşlılıkla bir lütuf olarak karşılayacaktı karşısına dikilen mahlûkları. Ne de olsa kılıçlarının keskin yüzü ile karşılaşan her bir illet, her bir fettan yaratık, onun şanına değer bir anı olarak kazınacaktı hafızasına.
Shunpo kullanmaya gerek görmeden ağır ağır ilerlemeye devam edip, bir binanın yaklaşık yirmi-yirmi beş metre uzağında dikilirken yaklaşan bir reiatsunun izini sürüyordu zihninde. Sonunda görüş alanına girdiğinde, reiatsusunu hissettiğince bu hollowun yüksek seviyede bir Adjuchas olduğunu anlamıştı. Maskesi tüm yüzünü kaplayıp, göğüs kafesinin altındaki Hollow deliğine kadar incelerek uzarken, maskesinin yan taraflarında bulunan bir çift boynuz aşağı doğru hafifçe kıvrılıyordu. Ortalamanın üstünde bir boya sahipti, kimi hollowlara göre oldukça iriydi de. Göğü yararak ardı arkası kesilmeyen küçük-büyük hollow akınına karşılık, gotei 2 üyeleri ve gizli istihbarat mensupları, diğer takımlardan görevli olanlarla beraber çoktan işlerine koyulmuşlardı bile. Şimdi, dünyaya ulaşan kaptanların da görevlerine başlamaları ve en zararsız bir biçimde buna bir son vermeleri icap ediyordu. Zira hollowların zarar verip vermemek gibi bir dertleri yoktu, yıkım ve hüsran için varlıklarını sürdürüp bunun için çarpışmaktaydılar; fakat biz shinigamiler masum olanları korumak gibi onurlu bir mücadele için burada bulunduğumuzdan, en az kayıpla bu işi halletmek ile yükümlüydük.
Kabzasını tuttuğu zampaktousunu da kınından çıkarıp yüzünde ukala bir sırıtış ile baktı hollowa. O tiz hollow çığlığını atarken yüzünü buruşturdu. Neydi bu şimdi, bastırılmış duygu ve güce karşı bir ayaklanmanın orantısız iradesizlikle bilinçsizce saldırı öncesi gözdağı verme metodu mu? Öyleydiyse eğer, onun gibi büyük bir hollow olsa dahi, işe yaramasını beklemenin bir aptallık olacağı bariz bir biçimde belliydi.
‘ Oii oii; senin yaşadığın yerde iletişimleriniz hep bu yolla ise, bir hollow olmak yerine harakiri yapardım daha iyi! ’
Sonunda dikkatini deli gibi çığırmaktan alıkoyup kendi üstüne çekebildiğinde, ‘hallelujah!’ dercesine ellerini hafifçe iki yana doğru açıp derin bir iç çekti. Hollow sağ elini yumruk yapıp ona doğru savurduğunda, flashstep kullanarak hollowun üstüne geçmişti. Salladığı yumruğu binanın sağ kanadına isabet ettiğinden, yüksek yapının en üstteki ilk üç katı birbirine geçmişti sanki. Bu sırada, zampaktousunu çapraz bir biçimde tutarak hollowun koluna savururken, tamamen başka bir Hikari’ye dönmüş, başka bir maskesinde yeniden kendini bulmuştu. Alçakgönüllü ve sürekli gülümseyen Hikari, yerini geçmişinden bugününe içinde yoğrulup duran öfkesinden yaptığı süssüz, sade demir maskesini takmıştı yüzüne; takmıştı ya, nemrut ve acımasız biri gibi görünüyordu o an. Gerçi hala, öldürmekten yana biri değildi, fakat bulunduğu durum içerisinde, ya kötü olanları kılıcı ile mütevazı bir biçimde öldürecek, ya da masum olanların acımasızca katledilişini kendi rızası ile izleyecekti…
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Eyvah Admin
Genel Yönetici
Genel Yönetici
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 1668
Yaş : 24
Nereden : Nereye...
Lakap : Admin
Ruh Hali :
Kayıt tarihi : 23/01/09

Karakter
Zanpakutou: Yönetim Paneli asddasdasd
Puan:
9999999/9999999  (9999999/9999999)

MesajKonu: Geri: SAVAŞ!   Çarş. Ağus. 18, 2010 2:36 pm

Daha söze bile giremeden, savaş başlamış gibi duruyordu. Hollow yağmuruna tutulmuşçasına, farklı farklı görünen bir sürü yaratık geliyordu yerden, gökten. Hueco Mundo’ya gittiğinizde bile göremeyeceğiniz kadar çok Hollow belirmişti ayni anda. Orada genelde kumlara saklanırlardı, peki burada ne tetikledi onları? Sayıları fazlaydı. Gerçekten fazla olmasa fazlaydı diye düşünmezdim asla. Bu sefer durumlar değişecekti. Reiatsu patlamaları yaşandı arka arkaya. Gerek hollowlarin saldırışı gerekse daha şimdiden açılan Shikai’lerden. Bir süre bekledim, belki kendimi sakinleştirmek içindi bu bekleyişim. Teğmenlerin ve hatta birkaç kaptanında burada olması huzur veriyordu, ama savaşta herkes kendini düşünür. Savaş her ne kadar topluda olsa iki ayrı gruplaşmada olsa –bazen de daha fazla- dövüşler bireyseldir. Gözümü korkutan buydu beklide yine de böyle düşünmek bana huzur veriyordu. Böylece tek shinigami kaybetse bile taraf kaybetmezdi.

Zanpaktou çektim en sonunda, çeşit çeşit Hollow vardı. Benim bile daha önce görmediğim kadar başka tip ve şekilde. Boynuzlu olsun, uzunu, örümcek bacaklısı, sivri kafalısı. Bazıları güçsüzdü elbet ama adjuchas sınıfı ve üstü birkaç reiatsuda hissedilmiyor da değildi. Genelde shikai moduma geçmeyi sevmiyordum, fazla gereksiz olduğunu düşünürdüm. Özel bir şeylerdense bir kılıç dövüşü daha iyiydi. Bir tana Hollow büyük bir sıçrayışla yanımdan uçarcasına geçti ve hemen arka çaprazımdaki shinigamiyle dövüşmeye koyuldu. Açıkçası o hollowun bana gelme düşüncesi bile kanımı kaynatıyordu. Uzun süre bu tip bir savaşı unutan ruhum, daha doğrusu ruhumun bir parçası yeniden doğuyordu adeta. Etraftaki hemen hemen herkes kendine bir rakip bulmuş gibiydi. Sıra bende diye düşündüm.

Bir Hollow(?). hiçbir zaman adaletsiz biri değildim ama adalete de bağlı kalmamıştım zaten. Burada yaşamak-ruh yemek arasında kalan bu canlıların bazıları soul societydeki ruhlarla ayni değerdeydi gözümde. Sonunda dolaşırken onu gördüm kızıl saçları vardı. Fazlasıyla insana benzeyen görünümü onun güçlü bir rakip olacağını belli ediyordu zaten. Ona doğru ilerlerken, doğal yeşil gözlerindeki parlamayı gördüm. Savaşa tutkulu biri ile kapışmak çok daha keyiflidir her zaman. Hızlandım, böyle olması gerektiğini düşündüm sadece. Antrenmanları pek sevmezdim, savaşarak öğrenen bir tiptim. Doğruyu yanlışı kaybederek kazanarak gören kişi daha tecrübe sahibidir daima. Kılıcımı yeniden kınından çıkarır gibi geriye atıp ileri salladım. Elbette bu derece iyi bir rakip bu hamle ile ölmezdi –hatta yaralanmazdı dahi- ama savaşında bir şekilde başlaması gerekirdi değil mi?

out:gomen gomen -.-'' kisa oldu.

_________________
Admin'i kızdırmayın:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://bleachrpg.forums-rpg.com
Katsurou Akira
Vasto Lorde
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 22
Yaş : 24
Nereden : Hueco Mundo
Lakap : Akaoni/Akai Kagayaki
Ruh Hali :
Kayıt tarihi : 10/07/10

Karakter
Zanpakutou: Heikou ama salınım olur kendileri...
Puan:
93/100  (93/100)

MesajKonu: Geri: SAVAŞ!   Çarş. Ağus. 18, 2010 3:20 pm

Gerek hollowların savaş hazırlıkları olsun, gerek shinigamilerin onları 'temizlemekte' kullanmayı planladıkları shikai adını verdikleri özel kılıçlar... İnsanlarla dolu bu şehirde fazlasıyla büyük bir reiatsu patlaması olduğu kesinlikle inkar edilemezdi. Bu konuda fazla bir bilgisi yoktu ancak bu şehirde zaten fazla miktarda reiatsunun da olduğu düşünülürse kesinlikle insanların da bundan etkilenip garip güçler kazanma, en azından savaşın iki tarafını da görme yeteneği kazanma ihtimali vardı. Aslında bu boş sayfaların bu tür bir şeyi görerek iki taraftan birine ön yargıyla yaklaşmasını da istemezdi. Ne de olsa boş sayfaların içinde iki tarafın arasındaki bu kanlı savaşı bitirecek reiatsu birikimine sahip olanlar da vardı. Kendi halkı, hollowlar ise kötü görünümüne rağmen muazzam bir güç bahşedilmiş ve kesinlikle bu lanetli ve zayıf shinigamilerden daha üstünlerdi. En azından Vasto Lorde'ler, büyük güçle birlikte büyük bir bilgelik de kazanmış ve kesinlikle onlardan yüksek bir yere sahip olmuştu. Bu yüksek varlıklarınsa Hueco Mundo gibi lanetlenmiş bir yerden çok, o aşağı yaratıkların yaşadıkları Soul Society'de yaşamaları gerektiğine hiç şüphe yoktu.

Etraftan yayılan onlarca reiatsunun ona verdiği his ise kesinlikle tarif edilemezdi. Onun gibi güçleri olan biri için tarif edilemez bir güç kaynağıydı bu kontrol edilmeyen ve havanın her bir atomuna yayılmış olan reiatsu tanecikleri. Özellikle de Hueco Mundo'dan kendisiyle birlikte getirdiği reiatsunun azlığının farkına vardıktan sonra gittikçe daha da fazlasını istiyordu kontrolü altına. Bu reiatsuyu halkına hak ettiği yeri vermek için kullanacaktı. İlk olarak buradaki öncü kuvveti parçalayacak, ardından da oradaki ana gücü, kaptanları çoğunun oluşturduğu ve halkının sırf o sebeple saldırmadığı gücü paramparça edecekti. Yavaş yavaş etrafa yayılan reiatsunun bir kısmını kontrolü altına alıyordu ve bunu yaparken en küçük bir parçasını bile kesinlikle boşa harcamamaya dikkat ediyordu. Etraftaki shinigamilerin çoğunun teğmen seviyesinde olmasına rağmen bir ya da iki kaptan seviyesinde reiatsu sahibini de gözünden kaçırmamıştı. Asıl dikkat edilmesi gerekenler de onlardı zaten. Geri kalanların bu savaşın kaderine pek bir etkisi olacağını düşünmüyordu.

Yeteri kadar reiatsu toplasın toplamasın bir shinigami ona doğru geliyordu. Kısa boyuna rağmen sadece hissedilen reiatsu miktarı bile kolay lokma olmayacağına işaret ediyordu. Birçoğunun yaptığının aksine şu 'shikai' dedikleri şeyi de kullanmamıştı. Madem rakibi bir kılıç dövüşü istiyordu o zaman istediğini alacaktı. Adjuchas olduğu zamandaki gibi pençeleri olmaması bu açıdan kötü olmuştu ancak hazır emri altında bir miktar reiatsu varken güçlerinin sadece en temel bölümünü kullanacaktı. Ona doğru savrulan kılıcı karşılamak için sadece hierrosu bile yeterli olabilirdi aslında ancak her ne kadar sağlam bir derisi olsa da rakibine bunu mümkün olduğunca geç göstermek istiyordu. Onun öldürme şekli sürpriz yaparak öldürmekti ve sırf karşısındaki hiperaktif cücenin iyi bir reiatsu birikimi var diye bundan vazgeçmenin hiçbir sebebi yoktu. Kırmızı gözlerinde öldürme isteğini okuyabiliyordu ve bunun tek anlamı savaşın kesinlikle eğlenceli olacağıydı. Reiatsuyu elinden geldikçe çabuk ve yoğun bir şekilde birleştirdi. Aslında yoğunluk burada kesinlikle daha ön plandaydı. Kılıcı karşılamak için yeterli zaman kalana kadar reiatsuyu yoğunlaştırmaya özen gösteriyordu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Eyvah Admin
Genel Yönetici
Genel Yönetici
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 1668
Yaş : 24
Nereden : Nereye...
Lakap : Admin
Ruh Hali :
Kayıt tarihi : 23/01/09

Karakter
Zanpakutou: Yönetim Paneli asddasdasd
Puan:
9999999/9999999  (9999999/9999999)

MesajKonu: Geri: SAVAŞ!   Cuma Eyl. 17, 2010 6:49 pm

Meiki içten içe duygularını kontrol edemiyordu artik. Ayni anda tüm duyguları üst üste geliyordu, savaşmaya olan aşkı, savaş yüzünden kaybettiklerinin üzüntüsü gibi zıt duyguları onu harekete geçmesinden alıkoyuverdi bir anda. Neredeydi, neden buradaydı. Kendisi birinci komutandı, hayır bunu istememişti. Aslında o ölse kaptanları yönetecek kimse kalamazdı, yani arka planda kalması gerekiyordu. En başından beri savaşmaya tutkusu, her ne kadar ürkütücüde olsa, parçalama isteği ile dolu biriken, kaderin çarkının kendi isteği dışında dönmesi ile baş kaptan olmuştu, genel yönetici. Oysaki isteği, sadece savaşmaya devam etmekti, her ne kadar katliam gibi dursa bile, öldürerek yaptığı hataları belki yine ayni şeyi yaparak düzeltmekti. Bir amacı yoktu, gerekmiyordu da.

Arkadan elen büyük bir çiğlik, herkesin kaçışması görünen büyük bir gölge. Her şey ayni dakika içinde olurken, düşüncelerine gömülen Meiki, daha fazlasının önemli olmadığını anladı. Kendisi bu iş için uygun değildi, hiçbir zamanda olamazdı. Kıpırdamak gerekmiyordu, daha fazlası bir şey ifade etmiyordu… Savaş boş bir kelimeydi, burada devam etmekte olan, yaşamış olduğu şeyleri bu kelime kendi başına ifade edemezdi. Üstteki büyük karartıya baktı dehşet dolu kırmızı, kani yansıtan gözleri ışıldadı. Bir süre sonra havada uçuyordu. Yere indi sertçe, geçici insan yapımı tabakayı kırarak. O soğuk beton üzerinde kafası yan düştü, kararmadan önce gözleri, tek gördüğü o beyazlar içinde Farklı renkli gözleriyle üzgün yüzlü erkekti.

out : savaştan çekiliyorum GMlik yapicam.

_________________
Admin'i kızdırmayın:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://bleachrpg.forums-rpg.com
Eyvah Admin
Genel Yönetici
Genel Yönetici
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 1668
Yaş : 24
Nereden : Nereye...
Lakap : Admin
Ruh Hali :
Kayıt tarihi : 23/01/09

Karakter
Zanpakutou: Yönetim Paneli asddasdasd
Puan:
9999999/9999999  (9999999/9999999)

MesajKonu: Geri: SAVAŞ!   Cuma Eyl. 17, 2010 7:09 pm

---- GM ----
-Akaoni: Hollowlarin bir tanesi geri kaçtı diğeri ise Yükseğe çıkıp üzerine atladı. Grubundan uzaktasın, yani çevrende yardim edebilecek shinigami yok.
-Shintarao Jouchirou: Hollow çiğlik atıyor ve üzerinde doğru hızlanırken şunları söylüyor “Siz Shinigamilerin hiçbir değeri yok!”
-Hak-kan: Hollow tek hamlede geriye doğru uçuyor. Bir binayı yıkıyor ve bina parçaları her yere düşüyor. Bunu avantaj bilen başka bir ‘uçabilen’ kanatlı Hollow çıkıyor karşına. Parçaların arasından ustalıkla geçerken, Senin arkana geçip saldırıyor gökyüzünden.
-Hoshi: Yılan Görünümlü Hollow, diken fışkırtma özelliğini kullanarak sana saldırıyor.
-Hikari Suzuki: Hollow bu hareketi beklemiyor olsa gerek geç tepkisi yüzünden sadece elini kaybediyor. Acı içinde kıvranıyor ve bir anda üzerine doğru koşuyor. Ağzını seni yemek istemişçesine açıp herkesin duyabileceği korkunç bir Hollow çiğliği atıyor.
-Akira: Meiki savaş dışında kaldı. İstediğin birine saldırabilirsin.

not:GMliğimi beğenmiyen varsa ... >.<

_________________
Admin'i kızdırmayın:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://bleachrpg.forums-rpg.com
Kitsune Shuurei
Vekil Shinigami
Vekil Shinigami
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 739
Yaş : 23
Nereden : Karakura Town
Lakap : HUNTER
Ruh Hali :
Kayıt tarihi : 02/07/10

Karakter
Zanpakutou: Shingetsu
Puan:
90/100  (90/100)

MesajKonu: Geri: SAVAŞ!   Cuma Ekim 08, 2010 5:30 pm

''Aaaah! Şu sersem hollowla uğraşmanın hiçbir zevki yok. Zorunluluklardan nefret ediyorum. Bunun gibi bir çelimsiz benimle boy ölçüşemez bile.'' ''Hey aslında bakarsan senin gibi sersem bir hollowunda benim için bir değeri yok. Şimdi sana ne yapacağımı biliyor musun? Bilmek bile istemezsin. Sana söz veriyorum seni elimden geldiğince çabuk öldürücem.'' Shinji sağ elini rakibe doğrulttu. ''Bakudō No. 61 Rikujokoro!''

OUT: Savaşa döndüm Adminciğim Very Happy Razz
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Eyvah Admin
Genel Yönetici
Genel Yönetici
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 1668
Yaş : 24
Nereden : Nereye...
Lakap : Admin
Ruh Hali :
Kayıt tarihi : 23/01/09

Karakter
Zanpakutou: Yönetim Paneli asddasdasd
Puan:
9999999/9999999  (9999999/9999999)

MesajKonu: Geri: SAVAŞ!   Cuma Ekim 08, 2010 7:41 pm

out: uzun yazsaydin daha iyi olurdu canimciğim Razz

_________________
Admin'i kızdırmayın:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://bleachrpg.forums-rpg.com
Kitsune Shuurei
Vekil Shinigami
Vekil Shinigami
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 739
Yaş : 23
Nereden : Karakura Town
Lakap : HUNTER
Ruh Hali :
Kayıt tarihi : 02/07/10

Karakter
Zanpakutou: Shingetsu
Puan:
90/100  (90/100)

MesajKonu: Geri: SAVAŞ!   Cuma Ekim 08, 2010 7:50 pm

bi dahaki sefere uzun yazıcam Very Happy
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Ulrich Stern
Kararsız
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 22
Yaş : 21
Ruh Hali :
Kayıt tarihi : 20/03/10

Karakter
Zanpakutou: Biru
Puan:
100/100  (100/100)

MesajKonu: Geri: SAVAŞ!   Cuma Şub. 04, 2011 7:12 pm

---------------------------------------------------------Konu Dışı-Rp Out-----------------------------------------------------------------

Öncelikle "NE OLUYOOO" diyesim var.... 2.si savaşa katılmak istiyorum yeniden canlandığını görünce forumun merak ettim şimdi Razz . Eyvah Adim help please D:
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
SAVAŞ!
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 2 sayfasıSayfaya git : 1, 2  Sonraki

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bleach RPG :: Rp'leriniz-
Buraya geçin: