AnasayfaSSSAramaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Sakura Çiçekleri Açarken

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Akaoni
Gotei 9 FukuTaichou
Gotei 9 FukuTaichou
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 128
Yaş : 28
Kayıt tarihi : 16/03/10

Karakter
Zanpakutou: Crimson Heaven
Puan:
76/100  (76/100)

MesajKonu: Sakura Çiçekleri Açarken   Paz Tem. 11, 2010 2:37 pm

Sakura çiçeklerinin solmasıyla beraber rahatlamıştı. Artık sağda solda koşturup duran neşeli japonlar azalmıştı.Her zaman sloppy joe yediği yere gitti. Dört tane hamburger aldı. El ayalarına akan ve parmaklarına bulaşan domates sosunun parmaklarındaki kısmını yalayarak temizledikten sonra ellerini peçeteye sildi. Karakura şehrinin kuzeyine doğru yola koyuldu. Orada iki katlı eski bir ev bulmuştu. Camların bir kısmı kırılmıştı ve üst katın nerede ise tamamı ve alt katta bir odanın büyük bir kısmı yıkılmıştı. Ancak hala bir odası, tuvaleti ve mutfağı sağlamdı. Orayı bir iki sereriden temizledikten sonra kendine mesken edinmişti.
Eve -ya da evden arda kalanlara- vardığında öğleni geçeli bir iki saat olmuştu. Mutfağa gidip bir bira aldı. Yıkık bir duvarın altındaki gölgeye yerleşip birasından uzun büyük bir yudum aldı. İçine çektiği derin nefesi bıraktı.
Yarı baygın bakan gözleri bir anda sert bir ifade ile açıldı. Kaşları çatılmış, bir kuzgunu andıran kemerli burnu yüzünde bir gaganın keskinliği ile belirgin olmuştu. Kılıcına uzandı. "Gene mi iş? Daha fazla pisliğe bulaşabileceğin bir yere süremezlerdi seni doğrusu. Hey, neden bir ofis işi bulmuyorsun ki? Hem maaşı daha fazla." Crimson Heaven'in sesi alaycı çıkıyordu. Ancak Joseph'in onunla aynı heyecanı paylaşmadığı sesinin tonundan ve buz gibi ifadesinden belli oluyordu. "Kes sesini, Crimson."
"Nerdesin, seni küçük pislik? Babana gel bakalım." Joseph hissettiği Reiatsunun kaynağına doğru yöneldi.
Japonların amerika ile yarışmaya ve bir grup adaya sığamamaya başladıklarından bu yana her yere dikmekte oldukları gökdelenlerden birinin inşaat halindeki iskeletini gördü. Yaratık buradaydı. Joseph de beklemeden içeriye girdi. Binada işçi olmaması oldukça iyi olmuştu, doğrusu şu sakura çiçeği mevzusunun faydasını görebileceği hiç aklına gelmemişti.
Binanın demir kolonlarından bazıları gürültü ile parçalanıp aşağı düşmeye başladığında Joseph hızla kaçtı. Yüksek katlardan birinin kolonlarından birine anlık bir zaman içerisinde tünemişti. Aşağı baktığı zaman o dehşet verici yaratığı gördü. Yaklaşık olarak yirmi metre uzunluğa sahipti. Devasa bir kuşa benziyordu ancak ayak kısmından iki iğrenç sürüngen uzuv çıkıyordu. Uzunların üstünde bir futbol topunu kavrayacak kadar büyük vantuzlar vardı. "O pis yapışkan şeylere dikkat et, Jos. Reiatsu emmek için olduklarını hissedebiliyorum." Jospeh bir yanağın seğirmesinden daha fazla olmayan ir gülümseme ile gülümsedikten sonra Crimson Heaven'e erkek cinsel organı, seksi kaldıramamak ve o zaman o kadar iri bir erkekle yatmamak üstüne bir cümle kurdu. "Egon beni her zaman şaşırtıyor, sloppy(1)." dedi.
"Sloppy olmak slippery(2) olmaktan iyidir."
"Bunu senin gibi tembel bir adam mı söylüyor?"
"Neyi kastettiğimi biliyorsun."

"Hey şinitzel, buraya bak!" diye bağırdı. Bunu tek şansı olduğunu biliyordu. Orada bir ruh vardı ve Joseph onu şimdi fark ediyordu. Yaratık ile ruhun arasına, hafif çapraz bir açı le geçti. Hollowdan kulak tırmalayan bir çığlık duyuldu. Joseph acı ile yüzünü buruşturduktan sonra "Bunu yapmak zorunda mı?" diye söylendi.
"Bu onun tabiatı, Jos."
"Cevap vermek zorunda mısın?"
"Bu da benim tabiatım, Jos."

Yaratık ağzını açtı. Yüzünde yusyuvarlak bir maske vardı ve sanki üçte birlik kısmı kesilmiş gibi görünüyordu. Altta gagasız bir ağız açıktaydı. Alnında bir delik göze çarpıyordu. "Bu kimin ruhu ki bu hale gelmiş, şu KFC adamının mı?" Gülümsedi. Crimson Heaven'in kahkahası kulaklarında yankılandı. Birden kuşun ağzındaki şeyi gördü; kızıl renkte, parlak bir küre. "Bu kötü oldu." dedi.
Yaratık seri şekilde Cero atmaya başladı. Normalden daha hızlıydı; ki bu Jos'un hep dengesiz yakalanmasına ve bir karşı saldırı fırsatı bulamamasına neden oluyordu. "Hay s.kyim.... S.ktiimin.... S.kindirik.... S.k... Ne y.rrak yapıy.... S.kik s.k..." Bir yandan küfrederken bir yandan kaçıyordu. En son lafının üstüne Crimson güldü; "Dostum sözcüğe(3) daha fazla anlam kazandırabilir misin gerçekten bilmiyorum"
En son, kaçabilecek hiç bir yer kalmayana kadar kaçtı. Sırtında, kollarında ve göğsünde yıkılıp düşen cisimlerin çarpması yüzünden yaralar açılmıştı. Bir de gögsünün bir karış kadar altına sert bir darbe almıştı. Yaratığın saldığı kötü bir koku vardı muhtemelen zehirliydi. İşte bu kokunun kaynağı olan yaratık onu karnından deşmeye çalışmış ancak muvaffak olamamıştı. "Ben bir solucan değilim, pislik torbası." demişti. "Ayrıca yediklerin alttan çıkmaya başlamış."
"Hey, şinitzel olan sensin tamam mı beni kızartmaya çalışmayı kes, çürük yumurta." Jos sürekli olarak daha alt katlara doğru daireler çiziyordu... daha yakına... daha yakına... daha yakına... Ta ki en alt kata inene kadar. En alt kata indiğinde kahkahalar attı ve durdu. Yaratık artık Cero atacak takatini kaybetmiş ve emdiği ruh güçlerinin büyük kısmını tüketmişti. Artık duyargaları ve gagası ile saldırıyordu. En son hareketinde merkezi ısıtma sistemi arasına dalmış ve Joseph'in çekilmesiyle beraber ana kazana çarpmıştı. Borular ve metaller arasında sıkıştı.
Ardından acı bir çığlık attı.
"Bu kadar pis kokmak zorunda mı?" Diye söylendi Joseph. Sonra güldü. "Akşama şinitzel yer misin, crimson?"
"Şimdi alayım mümkünse."
"Elbette."
Crimson Heaven büyük bir açlıkla ve istekle atıldı yaratığın boynuna doğru. Joseph'in elinin doğal ucuymuş gibi görünüyordu. Eti hissetti, ardından çeliğinin nasıl kanla temas ettiğini. Crimson Heaven'in iç dünyasında bir yerlerde bir pınar çağlamaya başladı. Sonra o kötü ruhun ve içinde hapsolmuş insanların özgür kalışını hissetti. Joseph'in de kendisi gibi hissettiğini biliyordu. Bu işi yapma nedenleri buydu; özgür olması gerekenleri özgürleştirmek. "Bizler kahramanlar değiliz" demişti Joseph daha önceleri ona"Rehineleri kurtarmakla yükümlü olan askerleriz." Bugün de bu cephede her şey bu sonsuz savaşın döngüsü içinde normaldi ve sipere dönme zamanı gelmişti.


1- Sloppy sözcüğü pasaklı, dağınık anlamına gelir.
2- Slippery sözcüğü ingilizcede hem uykulu hem de kaypak anlamına gelir.
3- Bütün sözcükler orjinalinde f**k içeren sözcüklerdir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Hime-Neko
Game Master
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 359
Yaş : 22
Nereden : Soul Society
Ruh Hali :
Kayıt tarihi : 03/02/09

Karakter
Zanpakutou: İhtiyacım yok U.U
Puan:
100/100  (100/100)

MesajKonu: Geri: Sakura Çiçekleri Açarken   Paz Tem. 11, 2010 2:42 pm

Önce karakterinizi ve zanpaktou'nuzu yaratmalısınız.

_________________
[Resimleri sadece adminler görebilir.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Sakura Çiçekleri Açarken
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bleach RPG :: Rp'leriniz-
Buraya geçin: