AnasayfaSSSAramaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Kuroh Shini

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Kuroh Shini
Cuatro Espada
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 6
Yaş : 27
Kayıt tarihi : 10/06/13

Karakter
Zanpakutou:
Puan:
91/100  (91/100)

MesajKonu: Kuroh Shini   Salı Haz. 11, 2013 1:50 pm

"Ölüm... Ölüm senin için gelecek. Senin bile güçlerinin yetmeyeceği ölüm taşıyan bir Azrail gelecek!..."
"Önemli değil." Kafasında, damarlarının içinde dolaşan ölüm fermanına verebileceği tek cevabı buydu. Kaç gün olmuştu, kaç ay, kaç yıl, ya da kaç asır... Gözlerini açıp dünya ile ilk tanıştığı andan beri o karanlıklaydı. Nasıl olduğunu bilmediği bir şekilde ışığı arzuluyordu. Daha önce hiç görmediği ışığı...
"İş... ta...l... Sslg..." Ne olmadığını bilmediği, anlamadığı bu sesler yine başlamıştı. Ne olduğunu anlamadığı sesler birden belirir, kısa bir süre sonra kaybolurdu. Bir daha ne zaman duyacağını bilmediği bu sesler O'nu bir çocuk gibi heyecanlandırdı. Karanlığın içinde farklı olan tek şey bu seslerdi; ama bu seslerde bir farklılık vardı. Bu kez daha tok bir sesti konuşan, ve daha sinirliydi. Daha önce kimseyle tanışmamış olmasına rağmen beyninde sinirli bir erkek görüntü oluştu bir anlığına. Ve aynı sesler beyninde bir şok dalgası gibi yayılmaya başladı...
"Ölüm... Ölüm senin için gelecek. Senin bile güçlerinin yetmeyeceği ölüm taşıyan bir Azrail gelecek!..."
Keşke ölüm gelseydi. Orada, o kadanlığın içinde her gün defalarca kendisini öldürmeye çalışıyordu zaten. Ama daha başarılı olamamıştı. Kendisini her öldürmeye çalıştığında iradesini kaybedip, tek vücut ve sağlam olarak yeniden uyanıyordu. Belki de Azrail onu bu lanetten kurtarmak için gelecekti. Bunu düşünmek bile Azrail'e olan özlemini arttırmaya yetiyordu. Ve her duyduğu sesi O'nun sesi diyerek dinliyordu. Gözlerini kapattı ve Azrail olmasını istediği sesi huzur veren bir melodiyi dinler gibi dinlemeye başladı.

Büyük bir patlama sesi, tüm vücudunu saran bir acı ile belirdi. Nereden geldiğini bilmediği bu ses ve acı her hücresini etkiliyordu. Acı ile birlikte kollarını, bacaklarını, kafasını ve oynatabileceği her uzvunu tüm gücüyle savurmaya başladı. Belki, belki bu şekilde acıyı az da olsa dindirebilirdi... Ne kadar sürdüğünü bilmediği bir müddet bu şekilde çırpınmaya devam etti. Harcadığı enerji yüzünden bitkin düşen gencin beyninde yeni bir ses yankılanmaya başladı.
"Acının dinmesini istiyorsan bana teslim ol!" Kaynağını belirleyemediği bu ses yavaş yavaş tüm vücunu ele geçiriyordu. Yaşamdan bir umudu olmayan genç iradesini Azrail olmasını umduğu sese bıraktı ve kendi karanlığında kayboldu. Karanlık bir yerde kaldığı için renk olgusu yoktu, ama her şeye rağman dış karanlık ile kendi iç karanlığını ayırabiliyordu. Gözlerini kapattığında huzur dolu koyu bir karanlığa dalabiliyordu. Bu sefer de iradesini sese bırakıp kendisini huzur dolu karanlığına bırakmıştı.

Genç daha önce hiç hissetmediği bir hisle uyandı. Vücudunda bazı yerlere küçük parçacıklar çarpıyordu ve bu parçalar canını yakmak yerine O'nda daha önce hiç hissetmediği farklı duygular uyandırıyordu. Neyin kendisine bu şekilde hissettirdiğini anlayabilmek için gözlerini yavaşça araladı. Gözlerini aralamasıyla gözlerinde oluşan yanma, gözlerinin yanlarından bir şeylerin akmasına sebep olmuştu. Kendisini zorlayarak gözlerini açmayı başardı. Yine de bu başarısı sadece anlık bir süre içindi. Kapanan gözleri birkaç denemeden sonra ortama uyum sağlamıştı. Artık etrafında olup bitenleri daha net görebiliyordu. İlk dikkatini çeken gökyüzünden üstüne düşen noktamsı şeyler oldu.

Genç birden ayağa fırladı. Tek isteği düşen hiçbir noktayı kaçırmamaktı. Tabi ilk kez ayağa kalkmaya çalıştığı için başarılı olamadı ve 3 adım attıktan sonra gökyüzüne doğru yönelttiği yüzü toprakla buluşmuş oldu. Gökyüzünden gelen yeni hisse rağmen yerle buluşan yüzünde daha önceden tanıdık olduğu acı kendisini aceleyle göstermişti. Tekrar ayağa kalkmayı denedi ve tüm gücüyle düşen damlaların geldiği yere, gökyüzüne doğru atladı. Her insan gibi bu amacına ulaşamadı ve tekrar toprak ile kucaklaştı, ve tekrar o acı hissi vücudunda kendisin, gösterdi. Otuz beşinci denemesi de başarısız olduktan sonra gökyüzüne ulaşmayı denemekten vazgeçti. Zıplayarak gökyüzüne ulaşamamış da olsa karşısında gökyüzüne uzanan büyük bir dağ vardı. "O yere çıkarsam belki, belki bu huzur dolu damlaların geldiği huzur dolu yere ulaşabilirim..." Bu düşünce ile avına atlayan bir avcı gibi olduğu yerden fırladı ve tüm gücüyle o tepeye doğru koşmaya başladı.

Yukarı vardığında biraz önce olduğu yerin bir çukur olduğunu farketti. Çanağı andıran, büyük ve derin bir çukurun içinden çıkmıştı. Çukura baktığında ilk dikkatini çeken şey kendisinden başka hiçbir şeyin olmamasıydı. O kadar büyük çukurun içinde canlı, cansız hiçbir şey yoktu. Boş çukurla vakit harcamanın gereksiz olduğunu düşünerek çukura arkasını döndü ve çoğunluğu aynı renk olan bir yere yöneldi. Yöneldiği yere yaklaştıkça daha belirgin şekilde ağaçları görmeye başladı. kendisinden kat ve kat uzun, hiç kıpırdamayan, güçlü ve kudretli ağaçlar... Biraz önce yağan yağmur dinmiş, küçük büyük hayvanlar bu ağaçların etrafında toplanmıştı. Hayvanlardan bir tanesi çok küçüktü, öyle ki uzansa avcunun içine sığabilirdi. Bir diğeri ise çok büyüktü. Öyle ki; hortumunu bir savurmasıyla genci yere serebilirdi. Genç bu kadar farklı çeşit varlık olduğuna inanamasa da onların sahip olduğu huzura katılabilmek için yavaşça yanlarına yaklaşmaya başladı.

Genç adım adım hayvanlara doğru yaklaşıyordu. Bu yaklaşması pek uzun sürmedi, çünkü hayvanlar O'nun varlığını hissetmiş ve huzursuzlanmaya başlamışlardı. Bu huzursuzlanmayı görmezden gelerek attığı iki adımda hayvanlar O'na karşı cephe almış ve saldırmaya hazırlanmaya başlamışlardı. "Git buradan!, Seni istemiyoruz! Ormandan çık! DEFOL!!!" Ne dediklerini anlayamasa da hayvanların hırlamalarından bunlara benzer şeyler söylemeye çalıştıklarını hissedebiliyordu. Ani bir korku ile elini göğsüne götürdü. Göğsündeki büyük deliği farketmesiyle yere düşmesi bir oldu. Yıllarca acı çektiği, O'na ızdırap olan kalbinin yerinde kocaman bir delik vardı. Artık gerçekten de kalbi bir boşluktan ibaretti. Sonunda yaşamak için karanlıktan kurtulmuşken, bir yaşama nedeni bulmuşken kalbini kaybetmişti. O an varlığının koca bir yokluktan ibaret olduğunu farkettiği andı. Yıllarca kalbiyle gökkuşağını hissedebilmek için sabretmişken artık o gökkuşağını hissedebileceği bir kalbi kalmamıştı. Tüm bu olumsuz duygularla ayağa kalkan genç hayvanları kendi başlarına bırakarak ormanda kendi yalnızlığında kaybolmak için ağır adımlarla yürümeye başladı. Yürürken aklında tek bir cümle vardı:
"Ölüm senin için gelecek!..."


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Eyvah Admin
Genel Yönetici
Genel Yönetici
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 1668
Yaş : 24
Nereden : Nereye...
Lakap : Admin
Ruh Hali :
Kayıt tarihi : 23/01/09

Karakter
Zanpakutou: Yönetim Paneli asddasdasd
Puan:
9999999/9999999  (9999999/9999999)

MesajKonu: Geri: Kuroh Shini   Ptsi Tem. 08, 2013 9:01 pm

Puanınız; 90,5 := 91

_________________
Admin'i kızdırmayın:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://bleachrpg.forums-rpg.com
 
Kuroh Shini
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bleach RPG :: RPG Başlangıç :: Rp Puanlatma-
Buraya geçin: